İran’da Beluç doktora öğrencilerine yurtdışı yasağı

İnsan hakları raporlarına göre, Tahran’daki üniversitelerde doktora eğitimi gören bazı Beluç öğrenciler, resmi bir bildirim yapılmadan yurtdışı çıkış yasağıyla karşı karşıya kaldı.

Haber Merkezi - Beluçistan İnsan Hakları Belgeleri Ağı tarafından yayımlanan raporlara göre, son günlerde Tahran’daki üniversitelerde doktora eğitimi gören bazı Beluç öğrenciler, İran dışına çıkış durumlarına ilişkin idari işlemler sırasında haklarında yurtdışı çıkış yasağı uygulandığını öğrendi.

Rapora göre öğrenciler, herhangi bir resmi karar ya da önceden yapılmış bir bildirim olmaksızın, yalnızca idari sorgulamalar sırasında bu yasaktan haberdar oldu.

Öğrencilere yakın kaynaklar, yapılan başvurulara rağmen yasağın gerekçesi, kararı veren kurum ya da uygulamanın süresi hakkında net bilgi verilmediğini aktardı.

Kaynaklara göre öğrencilere iletilen bildirimlerde dosya numarası, mahkeme bilgisi veya hukuki dayanak gibi ayrıntılar da yer almadı. Güvenlik baskısı, gözaltı ya da olası çağrılar endişesi nedeniyle öğrencilerin kimliklerinin açıklanmadığı belirtildi.

‘Kaygımız artık sadece seyahat değil’

Bazı öğrenciler, yurtdışı yasağının yanı sıra akademik geleceklerinden de endişe duyduklarını ifade etti. Öğrenciler, baskıların ilerleyen süreçte eğitimden uzaklaştırma, akademik faaliyetlerin engellenmesi ya da araştırma çalışmalarına yönelik yeni kısıtlamalara dönüşebileceğini söylüyor. Öğrencilerden biri, “Bildirimden sonra sadece yurtdışı yasağımız olduğu söylendi. Kararın neden alındığı ya da hangi kurum tarafından verildiğine dair hiçbir açıklama yapılmadı. Artık kaygımız yalnızca seyahat değil; eğitim hayatımız ve kişisel güvenliğimiz de belirsizlik içinde” dedi.

Üniversite kaynakları ise bazı öğrencilerin araştırma programları, akademik konferanslar ve uluslararası bilimsel işbirlikleri için hazırlık yaptığını, ancak yurtdışı çıkışlarının engellenmesiyle bu çalışmaların fiilen durduğunu belirtti.

Üniversitelerde baskı atmosferi büyüyor

Bu uygulamaların, İran üniversitelerinde güvenlik baskılarının arttığı bir dönemde gerçekleştiğine dikkat çekiliyor. Son aylarda farklı üniversitelerde öğrencilerin ifadeye çağrılması, sorgulanması, tehdit edilmesi ve eğitimden uzaklaştırılmasına ilişkin çok sayıda rapor yayımlandı. Güvenlik kurumlarının üniversite yaşamı üzerindeki etkisinin giderek arttığı ifade ediliyor.

Beluç, Kürt ve diğer etnik ya da dini azınlıklara mensup öğrenciler ise son yıllarda ayrımcı uygulamalar ve güvenlik baskılarıyla sık sık gündeme geliyor. İnsan hakları savunucuları, baskıların yalnızca siyasi faaliyetlerle sınırlı olmadığını; birçok durumda öğrencilerin etnik ya da dini kimliklerinin de hedef haline geldiğini belirtiyor.

Bazı dosyalarda öğrencilerin sendikal faaliyetler, protestolara katılım, sosyal medyada eleştirel paylaşımlar ya da kültürel etkinlikler nedeniyle güvenlik soruşturmaları ve yargı baskısıyla karşı karşıya kaldığı ifade ediliyor.

‘Yurtdışı yasağı baskı aracına dönüştü’

Hukuk uzmanları, şeffaf bir yargı süreci olmadan uygulanan yurtdışı çıkış yasaklarının son yıllarda sivil toplum aktivistleri, gazeteciler, akademisyenler ve öğrenciler üzerinde yaygın bir baskı aracına dönüştüğünü belirtiyor. Birçok kişinin bu tür yasaklardan ancak havaalanında ya da resmi işlemler sırasında haberdar olduğu ifade edilirken, hukuki şeffaflığın olmamasının etkili itiraz yollarını da fiilen ortadan kaldırdığı belirtiliyor.

Uzmanlar, özellikle öğrenciler ve araştırmacılar açısından bu tür uygulamaların akademik ve mesleki geleceği ciddi biçimde etkileyebileceği uyarısında bulunuyor.

Üniversite çevreleri ise baskıların devam etmesinin, üniversitelerde korku atmosferini derinleştireceğini, aynı zamanda yeni bir beyin göçü dalgasına ve gençler arasında umutsuzluğun büyümesine yol açabileceğini belirtiyor.

Eleştirilerde, üniversitelerin eğitim ve araştırma alanı olmaktan çıkarak giderek daha fazla güvenlik denetimi altındaki alanlara dönüştüğü vurgulanıyor.