Ayşegül Doğan: Taslakta görüş ayrılıkları istişare ediliyor

DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, taslağın önümüzdeki günlerde Meclis'e sunulmasının planlandığını, taslak üzerindeki istişarelerin ise hâlâ sürdüğünü söyledi.

Ankara  - Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Sözcüsü Ayşegül Doğan güncel gelişmelere dair partisinin Genel Merkezinde basın toplantısı gerçekleştirdi.

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile iki ay aradan sonra önemli bir görüşme yapıldığını ifade eden Ayşegül Doğan, bu görüşmede görüş ve önerilerinin alındığını belirtti. Ayşegül Doğan, “Öcalan ile görüşmede, heyetimiz elbette yasal çerçeveye dair istişarelerde bulundu. Ki daha önce de 24 Mayıs’ta yaptığımız görüşme sonrası açıklamada da şunu söyledik. Öcalan’ın önümüzdeki sürece yasal çerçeveye dair yeni sürece dair önerilerin olduğunu, yol haritasının olduğunu ve bu önerilerin ne kadar hazırlanan taslakta görülüp görülmediğinin kamuoyunda merak konusu olduğunu burada çokça konuştuk. Çünkü şöyle haberler ve iddialar vardı. Taslak Öcalan’a gitti, Öcalan’a sunuldu, görüş ve önerileri alındı. Kimi zaman biz bunların asılsız olduğunu söyledik. Teyit için de heyetimizin gitmesi gerekli dedik. Neticede asılsız haberler olduğu, ortaya çıkmış olduğu yapılan yazılı açıklamayla birlikte. Çünkü Meclis Başkanı Sayın Kurtulmuş da açıkladı ki henüz ortada yazılı bir taslak yok, siyasi partilerle paylaşılan. Ancak şöyle bir durum var. Bu taslağın hazırlanmaları için son aşamadayız diyebiliriz. Hazırlıklar tamamlanıyor” sözlerini kullandı. 

‘Önümüzdeki günlerde gelmesi planlanıyor’

Çerçeve yasanın yeni bir evrenin başlangıcı olacağını söyleyen Ayşegül Doğan, buna Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın mesajında da dikkat çekildiğini belirtti. Ayşegül Doğan, “ Önümüzdeki günlerde en hızlı şekilde bu taslak üzerinde konsensüse varılmış bir biçimde siyasi partilerin önerileri, görüşleri de alınarak görüş ayrılıkları olsa da büyük bir siyasi uzlaşmayla Meclis’in gündemine gelmesi ile ilgili bir planlama yapılıyor. Bu planlamanın takvimi netleştiğinde tabii ki Meclis Başkanı da planlamanın takvimi ile ilgili gerekli açıklamayı yapacaktır. Yine siyasi partiler de bu konuya dair tutumlarını yeniden açıklayacaklardır.  Çerçeve yasa bizim açımızdan önemli gelişmelerin olacağı bir yeni evrenin başlangıcı olarak değerlendiriliyor. Nitekim yalnızca bizim için değil yine Öcalan'la yapılan görüşmedeki yazılı açıklamaya atıfta bulunmak istiyorum. Burada 27 Şubat çağrısının ruhuna bağlı kalarak adım atma ve sorunu kardeşlik hukuku içinde çözmeye dönük kararlılığın sürdüğünü ifade ediyor. Bunun özellikle altını çizmemin nedeni şu. Süreç ilerliyor, durağanlık aşılmaya çalışılıyor ve sürecin monoton haline bir hız kazandırmak için herkes bulunduğu yerden yapıcı, ön açıcı çaba sarf ediyor ve Sayın Öcalan da bu gayretin en baş muhataplarından biri bu çabasını sürdürdüğünü de heyetimize aktarmış” diye belirtti.

‘Görüş ayrılıkları istişare ediliyor’

Devamında ise Ayşegül Doğan şunları ifade etti: “Çerçeve yasa çok çeşitli isimlerle tartışılmış olsa da yeni bir evrenin ve bir dizi yeni yasal düzenlemenin startı olacak bizim açımızdan. Bu ilk düzenleme devamında gelecek yasaların da referansı olacak. Bir başka önemli belirsizliği de gidermiş olacak aslında. 2 yıllık süreçte en çok tartışılan konuyu hukuki belirsizliği gidermiş olacak. Güven meselesi de en çok bunun üzerinden tartışılıyordu. Dolayısıyla süreci kurumsal anlamda güvence altına alacak bir yasal çerçeveden bahsediyoruz. Bu noktanın önemli olduğunun da en az kapsamı, niteliği, yazım yöntemi kadar bu aşamaya gelmiş olmamızın değerli olduğunun da bilinmesini isteyen yine Meclis’in bu konuda böyle bir iradeyi ortaya çıkarmış olması da çok kıymetli. Nihayet yine fikir ayrılıkları olsa da ki olması gereken de bu - görüş ayrılıkları var ve bunlar üzerine istişareler yapılıyor. Bu istişareler neticesinde de konsensüse varılmaya çalışılıyor. Bu irade önemli bir irade. Yasal düzenlemeler barış süreçlerinin ilerletilmesinde, hız kazanmasında yaşamsal bir önem taşır ve sağlıklı ilerlemesinin de önünü açar. Meclis bu anlamda bir süreç yasası kararlılığında olduğu için bunu yüzeysel değerlendirmelerle boğmamak gerekiyor. Aksine bunun bundan sonraki ne tür adımları gerektirdiğini de tartışmak gerekiyor. 

Yine Meclis başkanına referansla şunu söylemek isterim. Yasa yapımına ilişkin ortaya çıkan iradenin öneminden bahsettik. Ancak kendileri de şunu temenni ettiler. En kısa sürede, en seri biçimde Meclis çalışmalarına ara vermeden bu yasanın Meclis gündemine gelmesi bekleniyor. Bu konuda çeşitli haberler çıktığı için ısrarla bunu vurguluyoruz ve bizden de tabii ki şöyle bir teyit bekleniyor genellikle. Yasa ne zaman Meclise gelecek? Net bir takvim var mı diye soruluyor. Henüz netleşmiş bir takvim yok ama Meclisin çalışma süresi göz önünde bulundurulduğunda en seri şekilde Meclis gündemine gelmesi, Adalet Komisyonu'nda üzerinde uzlaşılmış bir metinle yola çıkılması ve genel kurulda da bunun bir büyük siyasi uzlaşmayla tamamlanması, başarıya ermesi yalnızca talep değil, geldiğimiz aşamada bir planlama artık. Ancak henüz netleşmiş bir takvim yok. Yine dün çıkan bazı haberlerde Meclis başkanının Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunda bulunan siyasi partilerin grup koordinatörleriyle bir araya geleceğine ilişkin bir haber vardı. Henüz bununla ilgili de planlanmış ve partimiz size iletilmiş yine bir takvim yok.

Yine Öcalan’la görüşmede heyetimizin yasal çerçeveye ilişkin istişarelerine dair bazı bilgileri paylaşmak isterim. Bu çok önemli. Şimdi hazırlıkları tamamlanmak üzere olan yasa demokratik çözümün itici gücü olacak. Tabii ki tek bir yasa ilk günden beri söylediğimiz gibi yüzyıllık devasa bir sorunu tek başına çözemez. Ancak öyle iyi bir başlangıç yapılabilir ki, öyle sağlam bir başlangıç yapılır ki bundan sonra demokratik çözümün önünü açar ve demokratik çözümü kalıcı hale getirir ve meselenin bütün sonuçlarını ortadan kaldırmaya yetmez. Ancak bunun için önemli bir adım atılmış olur ve barış ve demokratik toplum sürecini de güvence altına alan bir adım olur bu. Böylelikle ne olur? İşte o hukuki belirsizliklere ilişkin tartışmaların yarattığı endişelerde büyük oranda ortadan kalkmış olur ve bunun da bir süreç, bu süreç içerisinde gelecek olan adımlarla da desteklenmesi mümkün hale gelir. 

Demokratikleşme programının ilk halkası 

Demokratik siyaset alanının genişletilmesinden, yerel demokrasinin güçlenmesinden bahsediyoruz. Türkiye'nin ihtiyaç duyduğu, demokrasinin hepimizin hayatından nasıl yoksun kaldığımızı gösterdiği noktalar bunlar. Yerel demokrasinin güçlü olmaması, zayıf olması, demokratik siyaset alanının dar olması ve bunun genişletilmesi yargı reformu, ifade özgürlüğü ve toplumsal demokratik bütünleşmeye kadar varan pek çok başlık önümüzde duran önemli meseleler olacak. Dolayısıyla bütün bunlar birbirini tamamlayan demokratikleşme başlıkları olarak görülmeli. Kök yasa ise bütünlüklü demokratikleşme programının ilk halkası olarak değerlendirilmeli ve demokratik çözüm yolunda yeni bir kapı aralayacak ilk yasal düzenlemenin, hukuki eşiğin en kritik adımlardan birinin atılması olarak değerlendirilmeli.  Söz konusu yasa bu düzenlemenin devamını getirecek bütünlüklü bir süreç iradesinin ortaya çıkması için de kritik bir önem taşıyor. 

Meclis raporun takipçisi olmalı

Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun raporunun gereklerinin yerine getirilmesi. Bu süreç tam da o raporun gereklerinin yerine getirilmesi ile ilgili de bir süreç içinden geçtiğimiz evre anlamında söylüyorum. Meclis de bu raporun takipçisi olmalı. En başından beri bu konuda çağrılar yap diyoruz. Ve çıkarılacak yasa da meclise görev, rol ve sorumluluk vermeli. Çünkü meclis ancak bundan sonraki sürecin garantörü, güvence sağlayanı ve toplumsallaşmasını sağlayacak en önemli adres olabilir. 

Kapsayıcı ve kucaklayıcı bir dil gerek

Yasanın kapsamı çok tartışılıyor. Henüz ortada olmayan bir yazılı taslakla ilgili tahminlerde bulunmak bazen süreçte negatif etkiler yaratabiliyor. Bu süreç ne kadar yasal anlamda yaşamsal değeri önemli bir evreye girdiyse dille ilgili de burada yine bir uyarıda bulunmak istiyoruz. Öyle önemli bir evreye girdiğini düşünüyoruz. O yüzden ciddiyet gerektiriyor bu evreye yaklaşım. Spekülasyondan çok kaynağından edinilmiş gerçek bilgi ve gerçekçi yaklaşım gerektiriyor. Pozitif bir dil gerektiriyor. Eğer biz ülkeye dönüşten bahsediyorsak ki tam olarak kastımız bu, ülkeye dönüş. O halde bundan korkulmamalı. Aksine bunun için daha çok cesaret gösterilmeli ve daha kapsayıcı, daha kucaklayıcı daha yapıcı bir dil konusunda da özenli olmak gerekiyor. Titiz yaklaşmak gerekiyor. Demokratik olgunlukla mevzuları tartışmak gerekiyor. Önümüzdeki sürecin projeksiyonu da bu demokratik olgunluk olmalı. 

Süreç hukuki zeminde güvence altına alınmalı 

Yine Meclis bağlamında, silahların tümden devre dışı kalması çok önemli. Şiddetten demokratik siyasete geçiş diyoruz. Silahların kalıcı bir biçimde devre dışı kalması için hukuki zeminin sağlam bir hale getirilmesinden ve hukuki zeminle bu sürecin güvence altına alınmasından bahsediyoruz. Şiddetten demokratik siyasete geçiş ve ülkeye dönüş neyi gerektirir? Aynı zamanda birkaç adım daha öteye geçmeyi gerektirir. Meclisin de bu konuda gerekli iradeyi, bu fırsatı değerlendirecek gerekli cesareti göstereceğinden hiç kuşkumuz yok. Önümüzdeki süreçte bizim partimiz açısından da bunun çabasının, gayretinin en yoğun şekilde gösterileceği bir süreç olacak.

Siyasi partileri ziyaret edecek

Eş genel başkanlarımız pazartesi günü itibariyle siyasi partileri ziyaret edecekler. Muhalefetinden iktidarına herkesle konuşmak, görüşmek, fikir alışverişinde bulunmak, yeni evreye ilişkin istişarelerde bulunmak ve bilgilendirmeler yapmak. Partimizin biliyorsunuz süreç başladığından bu yana önemsediği, dikkate aldığı ve periyodik olarak yapmaya çalıştığı birtakım ziyaretler, bu kapsamda farklı siyasi partilerle, ilgili taraflarla, çeşitli farklı toplumsal kesimlerle görüşmelerimizi sürdürmeye devam ediyoruz.  Eş genel başkanlarımız da bu kapsamda önümüzdeki hafta bir takım görüşmeler yapacaklar. Bunlar demokratik çözümün toplumsal ve siyasal zeminin güçlenmesi için yapmamız gerekenler. Biz üzerimize düşenleri yapmaya devam ediyoruz ve bu sorumluluğu da yerine getirmeye devam edeceğiz. Çerçeve yasanın hazırlanma yöntemi, kapsayıcılığı, niteliği, uygulamada kurulacak mekanizmalar, barışın toplumsallaşması gibi başlıklar yaptığımız bu görüşmelerde ki temel konularımız ve gündemlerimiz.  Yine son olarak çağrıda bulunmak isterim. Süreçle ilgili tarafların, aktörlerin yalnızca bir takım siyasi partiler olmadığını en başından beri söyledik. Türkiye'nin demokratikleşmesi, Kürt meselesinin demokratik çözümü, eşit ve özgür yaşam için hepimiz sorumluluk hissetmeliyiz. Çünkü barış içinde eşit ve özgür yaşam hepimizin en temel insan hakkı. Dolayısıyla hepimiz Türkiye'de bu yaklaşımla süreci sahip ve sürecin ilerlemesi için üzerimize düşenleri yapmalıyız.”