İran’da çocuklar şiddet, yoksulluk ve ayrımcılığın gölgesinde
Uluslararası Savaş Mağduru Çocuklar Günü’nde, İran’daki çocukların karşı karşıya kaldığı hak ihlalleri yeniden gündeme geldi. Uzmanlar, evlendirilmelerden çocuk işçiliğine kadar uzanan sorunların bireysel değil, yapısal bir kriz olduğuna dikkat çekiyor.
Haber Merkezi- Uluslararası Savaş Mağduru Çocuklar Günü, savaşlardan aile içi şiddete, istismardan ayrımcılığa kadar çocukların maruz kaldığı hak ihlallerine dikkat çekmeyi amaçlıyor. İran’da ise ekonomik ve sosyal krizlerin derinleşmesiyle birlikte çocuklara yönelik şiddet, istismar ve sömürü vakalarının arttığı belirtiliyor.
Çocuk hakları savunucularına göre ülkede yaşanan çocuk taciz ve tecavüzü, çocuk işçiliği, evlendirmeler ve eğitimden mahrum bırakılma gibi sorunlar, yalnızca münferit olaylardan ibaret değil. Bu tablo; yoksulluk, yetersiz sosyal politikalar, ayrımcı yasalar ve çocuklara yönelik şiddetin toplumda normalleştirilmesiyle doğrudan bağlantılı görülüyor.
Çocuklara yönelik şiddet endişe yaratıyor
Son günlerde Sine’de iki çocuğa yönelik şiddet görüntülerinin dijital medyada yayılması, kamuoyunda geniş tepkiye yol açtı. Olayın tüm ayrıntıları henüz netlik kazanmamış olsa da, birçok kişi çocukların güvenliği konusundaki kaygılarını dile getirdi.
Dijital medya kullanıcıları, kamuoyuna yansıyan vakaların buzdağının görünen kısmı olduğunu, çok sayıda istismar ve şiddet olayının ise hiç ortaya çıkmadığını belirtiyor.
Çocuk yaşta evlilikler sürüyor
Çocuk hakları alanında faaliyet gösteren kuruluşlar, İran’daki en önemli yapısal sorunlardan birinin çocuk yaşta evlilikler olduğunu belirtiyor. Mevcut yasalara göre kız çocukları 13, erkek çocukları ise 15 yaşında evlenebiliyor. Bazı durumlarda mahkeme ve veli onayıyla daha düşük yaşlarda evliliklerin de önü açılabiliyor.
Resmi verilere göre son yıllarda her yıl binlerce kız çocuğu 10 ila 14 yaş arasında evlendirildi. Uzmanlar, açıklanan rakamların yalnızca resmi nikahları kapsadığına, kayıt dışı veya dini nikahlarla yapılan evliliklerin ise istatistiklere yansımadığına dikkat çekiyor.
Araştırmacılar, çocukların evlendirilmesinin eğitim hayatının sona ermesi, erken gebelik, psikolojik sorunlar, aile içi şiddet ve ekonomik bağımlılık gibi ciddi sonuçlar doğurduğunu vurguluyor.
Yasal düzenlemeler eleştiriliyor
Çocuk hakları aktivistleri, çocukları koruyan etkili yasal mekanizmaların yetersiz olduğunu savunuyor. Çocuk yaşta evliliklerin yasal zeminde varlığını sürdürmesi ve her türlü istismar ve tecavüze uğrayan çocuklara yönelik koruma sistemlerinin eksikliği, eleştirilerin merkezinde yer alıyor.
Hak savunucularına göre, çocukların güvenlik ve karar verme haklarının yeterince korunmaması, şiddetin yalnızca aile veya toplum içinde değil, aynı zamanda kurumsal düzeyde de yeniden üretilmesine neden oluyor.
Kültürel üretimlerdeki temsiller tartışılıyor
Uzmanlar, bazı film ve televizyon yapımlarının çocuk yaşta evlilikleri dolaylı biçimde meşrulaştırdığı görüşünde. Son dönemde tartışma yaratan bazı yapımlarda erken yaşta evliliklerin ekonomik veya toplumsal sorunlara çözüm gibi sunulduğu yönünde eleştiriler dile getiriliyor.
Eleştirmenler, çocuk evliliklerinin romantikleştirilmesinin, özellikle kız çocuklarına yönelik uzun yıllardır süren yapısal şiddetin görünmez hale gelmesine yol açtığını ifade ediyor.
Yoksulluk ve çocuk işçiliği artıyor
Ekonomik krizin derinleşmesiyle birlikte çocuk işçiliği ve eğitimden kopan çocuk sayısında da artış yaşandığı belirtiliyor. Çok sayıda çocuk, aile bütçesine katkı sağlamak için eğitim yerine çalışma hayatına yönelmek zorunda kalıyor.
Çocuk hakları savunucuları, bu durumun çocukları sömürü ve şiddet riskleriyle daha fazla karşı karşıya bıraktığını belirtiyor. İran’daki çocukların yalnızca bireysel şiddetin değil, yoksulluk, ayrımcı uygulamalar ve yetersiz koruma mekanizmalarının oluşturduğu yapısal sorunların da mağduru olduğu vurgulanıyor.