Cezayir’de bir ayda 6 kadın ve çocuk katledildi
Nisan ayında yaşanan altı ölüm, aile içi şiddetin boyutlarını gözler önüne serdi. Vakaların çoğunda failin baba, eş ya da kardeş olması dikkat çekti.
Cezayir - Cezayir’de Nisan ayı boyunca yaşanan kadın ve çocuk katliamları, ülkede aile içi şiddetin ulaştığı tehlikeli boyutu bir kez daha ortaya koydu.
Kısa süre içinde altı kişinin yaşamını yitirdiği olaylarda faillerin çoğunlukla en yakın aile üyeleri olması, “aile içi güvenlik” kavramını yeniden tartışmaya açtı.
Katledilenler şu şekilde:
*12 yaşındaki bir kız çocuğu, babası tarafından katledildi
*Dört çocuk annesi bir kadın, Tiyaret vilayetinde sokakta katledildi.
*76 yaşındaki bir kadın, Bicaye’de evli olduğu erkek tarafından ateşli silahla katledildi.
*17 yaşındaki bir çocuk, Tarf vilayetinde babası tarafından işkence ile katledildi.
*Bir kadın, başkentte Buzeria’da erkek kardeşi tarafından katledildi ve cenazesi saklanmaya çalışıldı.
*Bir kadın, Baraki’de evli olduğu erkek tarafından katledildi.
Fail çoğunlukla en yakınlar
Bu katliamlarda dikkat çeken ortak nokta, faillerin çoğunlukla baba, eş ya da kardeş gibi en yakın kişiler olması. Bu durum, aile içinde güvenlik ve korunma kavramını yeniden tartışmaya açıyor.
Şiddet çoğu zaman görünmez başlıyor
Uzmanlara göre bu tür cinayetler genellikle aniden ortaya çıkmıyor. Süreç; tehdit, psikolojik baskı, sözlü ve fiziksel şiddet gibi aşamalarla ilerliyor. Ancak bu belirtiler çoğu zaman “aile meselesi” olarak görülerek görmezden geliniyor ve trajik sonuçlara yol açıyor.
Toplumsal söylem şiddeti besliyor
Olayların ardından bazı kesimlerde görülen “namus” söylemi ya da mağduru suçlayan yaklaşımlar, şiddetin devam etmesine zemin hazırlıyor. Bu tür söylemler, suçu meşrulaştıran bir ortam yaratarak sorunun derinleşmesine neden oluyor.
Çözüm çağrısı: Yasal ve toplumsal adımlar şart
Uzmanlar, bu tablonun değişmesi için yalnızca kınamanın yeterli olmadığını belirtiyor. Yasaların etkin uygulanması, kadınlar için koruyucu mekanizmaların güçlendirilmesi ve medyanın bilinçlendirme rolünü artırması gerektiği vurgulanıyor.
Ayrıca, şiddeti normalleştiren ya da sessiz kalan toplumsal zihniyetin değişmesi için kapsamlı bir mücadele gerektiğine dikkat çekiliyor.