Afganistan’da kadın gazetecilerin kademeli olarak tasfiyesi
Taliban’ın baskı ve kısıtlamalarıyla kadın gazetecilerin büyük bölümü işini kaybederken, sahada çalışan az sayıdaki kadın ise tehdit, ayrımcılık ve sansür altında mesleğini sürdürmeye çalışıyor.
BAHARİN LEHİB
Belh - Taliban yönetimi altında kadınların durumu her geçen gün daha da ağırlaşıyor. Resmi kurumlarda ya da çeşitli kuruluşlarda çalışabilen kadınlar bile çok daha zor koşullarla karşı karşıya kalıyor. Özellikle gazetecilik gibi riskli mesleklerde çalışan kadınlar ise daha yoğun bir baskıyla yüz yüze bırakılıyor.
Yoksulluk, işsizlik ve derinleşen eşitsizlik
2022 yılında, Ulusal Gazeteciler Günü ile eş zamanlı olarak Afganistan Serbest Gazeteciler Gözlemevi, gazetecilerin yüzde 70’inin yoksulluk içinde yaşadığını açıkladı. Bu durumdan en fazla etkilenenlerin kadın gazeteciler olduğu belirtildi. Kurum ayrıca ülkenin 15 vilayetinde hiçbir kadının gazeteci olarak faaliyet göstermediğini duyurdu.
Bunun yanı sıra Uluslararası Gazeteciler Federasyonu, 2025 yılında Kadına Yönelik Şiddetin Ortadan Kaldırılması Günü’nde yaptığı açıklamada, Taliban’ın yeniden iktidara gelmesiyle kadın gazetecilerin yüzde 60’ının işini kaybettiğini, yüzde 78’inin ise toplumsal cinsiyet ayrımcılığına maruz kaldığını bildirdi.
Devamında İfade Özgürlüğü Merkezi, 9 Mart 2026 tarihinde kadın gazetecilerin durumuna ilişkin yayımladığı raporda, kadın gazetecilerin yüzde 86’sının işini kaybettiğini açıkladı. Bu kurumun verilerine göre Afganistan genelinde yalnızca 190 kadın gazeteci çalışmaya devam ediyor; oysa Taliban yönetimi öncesinde bu sayı iki bini aşkındı.
Sahada kadın olmak: Engelleme ve dışlanma
Mevcut raporlar ve Taliban’ın talimat ve düzenlemeleri ışığında, kadın gazetecilerin durumunu doğrudan kendilerinden dinlemek amacıyla, medya sektöründe çalışan kadın gazetecilerden biri olan Nafise Saba ile görüştük.
Nafise Saba şöyle anlatıyor: “Defalarca Taliban hükümetinin faaliyetlerini takip etmek için başvurdum, ancak kapıya geldiğimde ‘Emr-i Maruf’ birimi sadece kadın olduğum için içeri girmeme izin vermedi. Taliban mensuplarının çoğu da kadın gazetecilerle konuşmak ya da röportaj vermek istemiyor. Hatta birkaç kez erkek bir meslektaşımla birlikte gitmeme rağmen, benim orada olmamı gerekçe göstererek yine röportaj yapmayı reddettiler. Bu durum halkın davranışlarını da etkiledi; şehre gittiğimde insanların sorgulayan ve ağır bakışlarıyla karşılaşıyorum.”
Gözaltılar, tehditler ve güvenlik riski
Nafise Saba, gazetecilerin güvenlik durumuna ilişkin şunları ekliyor: “Kadın protestolarını takip ettiğim bir gün, Taliban benim haber hazırladığımı fark etti. Gözlerimin önünde birkaç gazeteciyi gözaltına alıp götürdüler. Evim de aylarca takip altında kaldı, bu yüzden yaşadığım yeri değiştirmek zorunda kaldım. Pek çok gazeteciden, röportaj sırasında Taliban’ın hoşuna gitmeyen bir soru sorulduğunda gazetecilerin tehdit edildiğini ya da ağır baskılarla işi bırakmaya zorlandığını duydum.”
Medyada erkek tercihine dayalı ayrımcılık
Artan kısıtlamalar ve tehditlere dikkat çeken Nafise Saba, “Taliban’ın özellikle kadın gazeteciler için oluşturduğu koşullar, birçok kadının işini kaybetmesine ya da erkeklerden daha düşük ücretlerle çalışmasına neden oldu. Bir medya kuruluşu personel alacaksa, kadın yerine erkeği tercih ediyor. Bu koşullarda otosansür, toplumsal cinsiyet ayrımcılığı ve baskı dolaylı olarak güçleniyor” diyor.
Nafise Saba, kadın gazetecilerin geleceğine ilişkin ise şu uyarıda bulunuyor: “Eğer bu sistematik baskı devam ederse, bir gün kadınların medyada çalışmasının tamamen yasaklandığı ilan edilebilir. Nitekim Afganistan’da birçok devlet kurumu, sivil toplum kuruluşu ve hatta Birleşmiş Milletler ofislerinde kadınların çalışması zaten yasaklandı. Medya alanının da kadınlara tamamen kapatılması onlar için zor olmayacaktır. Dileğim, bu noktaya gelinmeden önce bu sistemin sona ermesidir.”
Gelecek tehdidi: Tam yasak ihtimali
Genel olarak veriler ve tanıklıklar, Afganistan’da kadınların medya alanından kademeli olarak dışlandığını gösteren endişe verici bir tabloyu ortaya koyuyor. Bu süreç yalnızca toplumun farklı ve bağımsız bilgilere erişimini sınırlamakla kalmıyor, aynı zamanda kadınların medya alanındaki geleceğini de ciddi biçimde tehdit ediyor. Mevcut durumun devam etmesi halinde kadın gazetecilerin sesinin tamamen susturulması riski her zamankinden daha güçlü şekilde hissediliyor.