Yemen’de keskin nişancı saldırıları: Çocuklar hedefte

Taiz’de 14 yaşındaki bir çocuğun keskin nişancı tarafından katledilmesi, sivillere yönelik sistematik saldırıları yeniden gündeme taşıdı. İnsan hakları savunucuları, kadın ve çocukların hedef alınmasının savaş suçu olduğunu vurguluyor.

RANİA ABDULLAH

Yemen - Çocukların hedef alındığı keskin nişancı saldırıları sürüyor. Yemen’de yerleşim alanları ve sivillerin bulunduğu bölgeleri hedef alan bu saldırılar, ailelerin acılarını derinleştirirken, en savunmasız gruplara yönelik ihlallerin artmasına dair ciddi endişelere yol açıyor.

Yemen’in güneybatısındaki Taiz kentinde sivillere yönelik bir başka trajik olayda, 14 yaşındaki İbrahim Celal, bölge sakinlerine göre Husilerin keskin nişancı ateşi sonucu hayatını kaybetti. Olay, çocuğun okuldan dönerken kentin kuzeyinde gerçekleşti. Görgü tanıklarına göre keskin nişancı, eve doğru yürüyen çocuğa doğrudan ateş açtı. İbrahim, yanında bulunan kız kardeşinin gözleri önünde kanlar içinde yere yığıldı. Hastaneye kaldırılan çocuk, kısa süre içinde hayatını kaybetti.

Katliam protesto edildi

Bu olay ilk değil. Taiz’de son 11 yıldır siviller, özellikle de yerleşim alanlarında sistematik keskin nişancı saldırılarına maruz kalıyor. 6 Nisan Pazartesi günü düzenlenen cenaze törenine öğrenciler, öğretmenler, veliler ve çok sayıda vatandaş katıldı. Çocuklar, taşıdıkları pankartlarla sivillerin ve özellikle çocukların hedef alınmasını protesto ederek bu ihlallerin sona ermesini talep etti.

Öğrencilerden Saad Numan, arkadaşlarının hedef alınmasından duyduğu korkuyu dile getirerek, “Biz sadece okula gidip gelen çocuklarız. Bu şekilde hedef alınmayı hak etmiyoruz” dedi.

Uluslararası hukukun ihlali

Yemen Barosu üyesi avukat Ragda el-Maktari’ye göre, Taiz’de sivillere özellikle de çocuklar ve kadınlara yönelik keskin nişancı saldırıları, sivillerin korunmasını zorunlu kılan uluslararası insancıl hukukun ağır bir ihlalini oluşturuyor. Ragda el-Maktari, Husilerin çatışmaya katılmayan kişileri sistematik biçimde hedef aldığını ve bunun çocuklara yönelik en ağır ihlaller arasında yer aldığını belirtti. Ragda el-Maktari, Taiz’de çocukların ve kadınların hedef alınmasının tüm unsurlarıyla bir savaş suçu teşkil ettiğini ve bireysel cezai sorumluluk gerektirdiğini vurguladı. Bu tür eylemlerin ne gerekçelendirilebileceğini ne de görmezden gelinebileceğini ifade ederek, bunun insanlık değerlerine aykırı sistematik bir yaklaşım olduğunu söyledi. Ragda el-Maktari, Yemen hükümetine ve uluslararası topluma bu ihlallerin durdurulması ve faillerin yargılanması için acil ve etkili adımlar atma çağrısında bulundu.

‘Çocuklara yönelik suçlar engellenmeli’

Avukat Rua el-Sami, çocuk haklarını koruyan çok sayıda uluslararası yasa ve anlaşma bulunduğunu ancak bunların uygulanmadığını söyledi. Taiz’de çocukları hedef alan saldırıların savaş suçu kapsamında olduğunu belirten Rua el-Sami, son olayın okuldan dönen bir çocuğun hiçbir gerekçe olmadan öldürülmesi olduğunu vurguladı. “Elimizden alınan en temel hak, güvenli bir yaşam hakkıdır” diyen Rua el-Sami, çocuklara yönelik ihlalleri önlemek için uluslararası hukuk mekanizmalarının işletilmesi gerektiğini ifade etti.

Rakamlar sistematik şiddeti ortaya koyuyor

İnsan Hakları Bilgi ve Rehabilitasyon Merkezi’nin (HRITC) “Taiz: Bitmeyen 10 Yıl” başlıklı raporuna göre, keskin nişancı saldırılarında 117’si kadın, 50’si çocuk olmak üzere toplam 288 sivil hayatını kaybetti. Bu vakaların 280’inden Husiler sorumlu tutuluyor.

Aynı rapora göre, 78’i kadın ve 84’ü çocuk olmak üzere 718 sivil de yaralandı. Mart 2015 ile Mart 2025 arasını kapsayan bu veriler, keskin nişancı saldırılarının kentteki sivillere yönelik en ağır ihlallerden biri olduğunu ortaya koyuyor.

Raporda, bu sayıların özellikle kadın ve çocukların hedef alındığı sistematik bir şiddeti yansıttığı vurgulanıyor. Keskin nişancıların yerleşim alanlarında sivilleri doğrudan hedef aldığı belirtiliyor.

Taiz Kuşatma İşleri Ofisi de, Husilerin çatışmanın başından bu yana kadın ve çocukları kasıtlı olarak hedef aldığını ifade ederek, bu suçların durdurulması, sorumluların yargılanması ve başkent Sana’nın yeniden kontrol altına alınması çağrısında bulundu.