Fas’taki Secom işçileri beş yıldır hakları için direniyor

Meknes’te ‘Secom’ tekstil fabrikasında işten çıkarılan 300’den fazla kadın işçi, beş yıldır süren mücadelelerini oturma eylemleri ve yürüyüşlerle sürdürüyor. Haklarını arayan işçiler, adalet ve tazminat taleplerinden vazgeçmiyor.

HANAN HARITE

Fas – Fas’ın kuzey-orta kesiminde, başkent Rabat’a yaklaşık 130 kilometre uzaklıktaki Meknes kentinde faaliyet gösteren “Secom” tekstil fabrikasının işçileri, beş yılı aşkın süredir işten çıkarılmalara ve geçim kaynaklarının ellerinden alınmasına karşı mücadele ediyor. Ülkede çözüme kavuşmamış en uzun işçi anlaşmazlıklarından biri olarak görülen süreçte, fabrikada yaklaşık 30 yıl çalışan 660’tan fazla emekçinin, aralarında 300’den fazla kadın işçinin bulunduğu yüzlerce kişi, herhangi bir tazminat ya da sosyal koruma sağlanmadan işsiz bırakıldı.

Oturma eylemleri düzenleniyor

Kadın işçiler, seslerini duyurmak için fabrika önünde ve şehir merkezinde şirkete ait bir otelin önünde dönüşümlü oturma eylemleri düzenliyor. Çoğu anne ve ailesinin tek geçim kaynağı olan kadınlar, protestolarını sürdürürken aynı zamanda evlerine dönerek aile sorumluluklarını da yerine getirmeye çalışıyor. İşçiler, bu dönüşümlü eylem biçiminin mücadeleden vazgeçmek anlamına gelmediğini, aksine gelirsizliğin yarattığı ağır koşullar altında direnişi günlük yaşamla dengeleme çabası olduğunu vurguluyor.

Eylemler ve girişimler

Secom şirketinde yaklaşık 27 yıldır çalışan Hal Hamna Mounia, 2017 yılında şirket yönetiminin işçilere önceden haber vermeden ve yeterli bir açıklama yapmadan, ekonomik zorlukları gerekçe göstererek fabrikayı aniden kapattığını anlattı. Bu kararın, kendisi ve diğer işçiler için mesleki yaşamı altüst ettiğini belirten Hal Hamma Mounia, kapanmanın ardından işçilerin yaklaşık on ay boyunca Meknes sokaklarında kesintisiz protestolar düzenleyerek çalışma haklarını savunmak zorunda kaldığını söyledi. Gerçekleştirilen eylemler ve girişimler sonrasında, 2018 yılında fabrikanın yeniden faaliyete geçmesini öngören geçici bir çözüm açıklandığını ifade eden Hal Hamna Mounia, işçilerin krizin sona erdiğine inanarak yeniden işbaşı yaptıklarını dile getirdi.

‘Somut bir çözüm elde edemedik’

Hal Hamna Mounia, “2021’de şirket tekrar faaliyetlerini durdurdu. Fabrika kapanmadan önce Ekim ve Kasım aylarına ait maaşlarımızı alamadık. Bunun üzerine biz de tekrar sokağa çıktık, oturma eylemleri yaptık, yürüyüşler düzenledik ve yetkili kurumlara mektuplar gönderdik. Ama ne yazık ki tüm çabalarımıza rağmen hala somut bir çözüm elde edemedik” dedi.

Hal Hamna Mounia, bu mücadele sürecinde özellikle kadın işçilerin Meknes'in merkezinde yaz kış boyunca düzenledikleri uzun oturma eylemleri sırasında büyük zorluklarla karşılaştıklarını belirtti. Hal Hamna Mounia, sözlerinin devamında, "Sert hava koşullarında uygun bir alan olmadan plastik ve kartonlar üzerinde eylemlerimizi sürdürüyoruz. Bu, yıllarca emek veren kadınların onuruna saygısızlıktır. İşletmeciye ait bir otelin önünde düzenlenen bir oturma eyleminde kadın işçiler, yetkililer tarafından taciz ve saldırıya maruz kaldı. Bu durum, bazı işçilerde psikolojik ve fiziksel yaralar bıraktı” diyerek, yaşadıkları travmanın hala etkilerini gösterdiğini vurguladı.

Tek gelir kaynaklarını kaybettiler

Hal Hamna Mounia, protestoların sadece kendilerini değil, çocuklarını da etkilediğini belirterek, “Tek gelir kaynağımızı kaybetmemiz, çocuklarımızı yetiştirme ve eğitme zorlukları ve bazı ailelerin mali yükümlülüklerini karşılayamaması nedeniyle hacizlerle karşı karşıya kalmamız gibi derin sosyal ve ekonomik sonuçlar doğurdu” diye kaydetti. Bu kadınların çoğunun ailelerinin bel kemiği olduğunu, çocuklarını desteklediklerini ve akrabalarına yardım ettiklerini söyleyen Hal Hamna Mounia, “İşlerini kaybetmeleri, özellikle herhangi bir alternatif veya yeterli sosyal desteğin olmaması göz önüne alındığında, nispeten istikrarlı bir hayatı tehlikeli ve endişe verici bir duruma dönüştürdü” diye ekledi.

Onur ve insan hakları meselesi

Hal Hamna Mounia, “Davamız mahkemelere intikal etti ve neredeyse her ay duruşmalar yapılıyor. İşçiler olarak, anlaşmazlığı uzatma ve kararlılığımızı zayıflatma girişimlerine rağmen taleplerimizden vazgeçmeyeceğimizi söylüyoruz. Etkilenen 500’den fazla aile doğrudan bu davaya bağlı ve biz de adalet, hizmet yıllarımıza karşılık tazminat ve sosyal ile ekonomik haklarımızın tanınmasını istiyoruz. Mücadelemiz barışçıl ve kararlı bir şekilde devam ediyor. Yetkililere, özellikle Çalışma Bakanlığı ve diğer ilgili kurumlara, davamızı ciddiye almaları çağrısında bulunuyoruz. ‘Secom’ işçilerinin durumu sadece bir işçi sorunu değil, aynı zamanda onur ve insan hakları meselesidir” dedi.

Krizin kökleri

İşçilerin aktardığına göre, Secom’daki kriz 2007 yılına kadar uzanıyor. O yıl şirket sahibi, dört yıl içinde tasfiye edilecek geçici şirketler kurmaya başladı. 2010’da çalışanlar, kademeli işten çıkarmaları içeren “teknik işsizlik” uygulamasıyla karşı karşıya kaldı. 2013’te şirketin arazisi satıldı ve çalışanların ulaşımı, sahibinin ailesine bağlı şirketlere devredildi. 2015’te teknisyenler, bazı işçiler ve yeni makineler başka şirketlere aktarıldı. Haziran 2016’da yaklaşık 300 kadın da dahil 660’tan fazla işçi ve kalan makineler, beş yıllık yenilenemez bir kira sözleşmesiyle “Sicomic” adlı Fransız şirketine devredildi.

Devam eden hukuki süreç

Ancak mülkün sahibi tahliye davası açınca, fabrika 2017’de kapandı. Şirketin iflas girişimleri ise İçişleri Bakanlığı müdahalesiyle engellendi. Şirket, sosyal güvenlik katkıları, kira ve çalışan ulaşımıyla ilgili muafiyetlerin yanı sıra bölgesel ve yerel yönetimlerden 400 milyon Fas dirhemi mali destek aldı. Buna rağmen borç biriktirmeye devam eden firma, krizi çözmek yerine daha da ağırlaştırdı. Sonuç olarak iflas ilan edildi ve 660’tan fazla çalışanından 460 kadın ve 60 erkek işçi işten çıkarılırken, yüzlerce kişi işsizlik ve evsizlikle karşı karşıya kaldı.