Maaşları 19 aydır ödenmiyor: Kadın çalışanlar çözüm bekliyor
Tunus Ulusal Kadınlar Birliği’nde yaklaşık 19 aydır ödenmeyen maaşlar, çalışan kadınların ekonomik ve psikolojik sorunlarını derinleştirirken, örgütün geleceğine ilişkin endişeleri de artırıyor. Aktivistler, krizin çözülmesi çağrısında bulundu.
İHLAS HAMRUNİ
Tunus – Tunus Ulusal Kadınlar Birliği, kadın haklarını savunma ve kadınlara destek olma yönündeki tarihsel misyonunu sürdürürken, kurum bünyesinde çalışan kadınlar yaklaşık 19 aydır maaşlarını alamıyor. Yaşanan kriz, Tunus’un en köklü kadın örgütlerinden biri olan birliğin geleceğine ilişkin soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Bağımsızlıktan bu yana uzanan mücadele geçmişine rağmen giderek ağırlaşan ekonomik ve sosyal koşullarla karşı karşıya kalan birlik için Kasrin vilayetinden aktivistler harekete geçti. Aktivistler, kurumun faaliyetlerinin sürdürülebilmesi ve çalışan kadınların haklarının korunması çağrısında bulunurken, krizin artık yalnızca mali bir sorun olmaktan çıkarak hak, onur ve sosyal adalet meselesine dönüştüğünü vurguluyor.
Bu kapsamda insan hakları aktivisti Rania Nasri, Tunus Ulusal Kadınlar Birliği’nin kuruluşundan bu yana kadın haklarını savunan en önemli kurumlardan biri olduğunu ve farklı alanlarda kadınların güçlendirilmesine ve desteklenmesine katkı sunduğunu belirtti. Ancak mevcut krizin kökenlerinin devrim sonrasına uzandığını ifade eden Rania Nasri, biriken borçlar nedeniyle kurumun mali yükümlülüklerini yerine getiremez hale geldiğini ve bunun çalışanların koşulları ile birliğin faaliyetlerinin devamlılığını doğrudan etkilediğini söyledi.
‘Yaşam maliyetlerindeki artışın bu yükü ağırlaştırıyor’

Rania Nasri, birliğin yalnızca bir çalışma alanı olmadığını, aynı zamanda çalışan kadınlar, ev kadınları, boşanmış kadınlar, şiddet mağdurları, yaşlılar ve düşük gelirli kadınlar için eğitim, mesleki gelişim ve sosyal destek programları sunan önemli bir sosyal alan olduğunu ifade etti. Ancak borçların birikmesiyle maaşların aylarca gecikmeye başladığını kaydeden Rania Nasri, çalışanların başlangıçta geçici çözümler umuduyla sessiz kaldığını, ancak zamanla krizin çok daha derin ve karmaşık olduğu ortaya çıktığını aktardı.
Çalışanların acil çözüm talebiyle başta Aile, Kadın, Çocuk ve Yaşlılar Bakanlığı ile Sosyal İşler Bakanlığı olmak üzere resmi kurumlara başvurduğunu belirten Rania Nasri, ancak bu girişimlerden şimdiye kadar somut bir sonuç alınamadığını söyledi. Maaşın çalışanlar için yalnızca emeğin karşılığı olmadığını vurgulayan Rania Nasri, ailelerin temel ihtiyaçlarını karşılamalarının temel kaynağının maaş olduğunu ifade etti. Su, elektrik ve kira faturalarının yanı sıra gıda, sağlık ve eğitim giderlerinin de bu gelirle karşılandığını söyleyen Rania Nasri, maaşların ödenmemesinin birçok çalışanı borçlanmaya ve ek yükler üstlenmeye zorladığını aktardı. Çalışanların işe ulaşım masraflarını dahi kendi imkanlarıyla karşılamak zorunda kaldığını dile getiren Rania Nasri, sosyal haklardaki gerileme ve yaşam maliyetlerindeki artışın bu yükü daha da ağırlaştırdığını kaydetti.
‘Tek geçim kaynaklarından mahrum kalıyorlar’
Krizin yalnızca ekonomik sonuçlar doğurmadığını, çalışan kadınların psikolojik ve aile yaşamını da derinden etkilediğini anlatan Rania Nasri, sözlerine şöyle devam etti:
“Aile içindeki baskılar arttı, aile parçalanmaları çoğaldı. Bazı kadınlar, mali yükümlülüklerini yerine getiremedikleri için evlerinden çıkarılma, şiddet ve hakarete maruz kalma riskiyle karşı karşıya kaldı. Tunus Ulusal Kadınlar Birliği, onlarca yıldır boşanmış, şiddet gören ve ihtiyaç sahibi kadınlar için bir sığınak işlevi gördü. Maaşların ödenmemesi, bu kadınların istikrarını tehdit ediyor ve onları tek geçim kaynaklarından mahrum bırakıyor. Bir çalışan, zorlu ulaşım koşullarına ve ağır çalışma şartlarına rağmen her gün görevini yerine getiriyor, ancak emeğinin karşılığını alamıyorsa zamanla kuruma duyduğu güveni ve çalışma motivasyonunu kaybediyor. Bu durum hem mesleki verimliliğini hem de psikolojik durumunu olumsuz etkiliyor.”
Çalışan kadınların haklarının korunması için acil müdahale çağrısında bulunan Rania Nasri, “Bu krizin aşılması için diyalog ve barışçıl protesto en uygun yollar. Birlik çalışanları mali dosyalardaki rakamlardan ibaret değil, onların onurları ve adaletle güvence altına alınması gereken insani hakları var” diyerek sözlerini sonlandırdı.
‘Kadınları destekleyen önde gelen ulusal kuruluşlardan biri’
İnsan hakları aktivisti Amel El-Falih ise, mevcut krizin Tunus Ulusal Kadınlar Birliği’nin uzun tarihinden bağımsız ele alınamayacağını belirterek, 1956 yılında kurulan birliğin, onlarca yıl boyunca kadınlara ve ailelere yönelik sosyal ve kalkınma hizmetleri sunduğunu ve kadınları destekleyen önde gelen ulusal kuruluşlardan biri haline geldiğini kaydetti. Amel El-Falih, “Birlik, özellikle üreme sağlığı ve aile sağlığı konusunda farkındalık çalışmalarında öncü bir rol üstlendi. Kız çocuklarının eğitimini teşvik eden ve özellikle yoksul ve düşük gelirli kesimlerde erken yaşta eğitimden kopmalarının önüne geçmeye çalışan ilk kuruluşlardan biri oldu” şeklinde konuştu.
‘Maaş krizinin hala devam etmesinden üzüntü duyuyorum’
Birlik üyelerinin ihtiyaç sahibi ailelerin çocuklarına destek olmak amacıyla dayanışma çalışmaları yürüttüğünü belirten Amel El-Falih, okul çantaları ve eğitim malzemeleri toplayarak bunları yenilediklerini ve çocukların daha iyi koşullarda eğitim hayatına devam etmelerine katkı sunduklarını aktardı. Amel El-Falih, birliğin çocuk yaşta evlilikle mücadele kapsamında farkındalık kampanyaları ve saha çalışmaları yürüten öncü yapılardan biri olduğunu vurguladı. Çalışan ve üyelerin, kurumun faaliyetlerini sürdürebilmesi için büyük çaba gösterdiğini belirten Amel El-Falih, “Bu çabalar sonuç alamadı. Maaş krizinin hala devam etmesinden üzüntü duyuyorum. Çalışanları en temel haklarından mahrum bırakan hiçbir kuruluş, kendi misyonunu sürdüremez” dedi.
Birliğin tarihi boyunca birçok zorlu dönem ve kriz yaşadığını, ancak her defasında bu süreçlerin üstesinden gelmeyi başardığını belirten Amel El Falih, sözlerinin sonunda şu hususlara dikkat çekti:
“Mevcut krizin de aşılmasını umuyorum. Ekonomik koşullar, artan fiyatlar ve yaşam maliyetlerindeki yükseliş, çalışan kadınların ve ailelerinin yükünü daha da ağırlaştırıyor. Kira, faturalar, okul masrafları ve temel ihtiyaçlar bu yükü artırıyor. Birliğin tarihsel ve toplumsal değeri dikkate alınarak ciddiyetle ele alınmalı. Birliğin rolü ve sunduğu hizmetler konusunda farkındalık kampanyaları başlatılmalı. Ayrıca kurumun faaliyetlerini sürdürebilmesi ve çalışanların maaşları ile tüm haklarına yeniden kavuşabilmesi için yeni finansman kaynakları araştırılmalı.”