Al-Batoumat Kompleksi’nden iklim değişikliğine karşı sürdürülebilir üretim modeli

Sidi Bouzid kentindeki Al-Batoumat Kadın Kalkınma Kompleksi, iklim değişikliği ve artan maliyetlere karşı geliştirdiği entegre üretim modeliyle öne çıkıyor. Kadın üreticiler, sürdürülebilir yöntemlerle tarımsal üretimi güçlendirmeye çalışıyor.

İHLAS HAMRUNİ

Tunus - İklim değişikliği, dalgalanan üretim ve artan maliyetler nedeniyle giderek daha kırılgan hale gelen tarım sektörü içerisinde Tunus’un Sidi Bouzid kentindeki Al-Batoumat Kadın Kalkınma Kompleksi dikkat çekiyor. Kadınlar tarafından yönetilen bu entegre üretim birimi, yerel tohumlar, uzmanlık paylaşımı ve iş birliği temelinde geliştirdiği sürdürülebilir yöntemlerle ekonomik ve iklimsel zorluklara karşı kolektif bir çözüm modeli sunuyor.

Toumat Tarımsal Kalkınma Kompleksi Başkanı Sanaa Ammari, kompleksin 47 kadından oluştuğunu ve temel olarak Sidi Bouzid’de üretilen tarımsal ürünlerin işlenmesi ile katma değerli ürünlere dönüştürülmesine odaklandığını belirtti. Sanaa Ammari, kompleksin faaliyet alanlarının gıda muhafazası, peynir üretimi, hayvancılık, kümes hayvancılığı ve turşu yapımı gibi çeşitli üretim kollarını kapsadığını söyledi. Komplekste ayrıca sarımsak, soğan, domates, biber ve diğer sebzeler gibi tarımsal ürünler işlenerek katma değerli gıdalara dönüştürüldüğünü aktaran Sanaa Ammari, üretim sürecinin yalnızca işleme ile sınırlı kalmadığını, faaliyetlerin pazarlama aşamasını da içeren entegre bir sistem içinde yürütüldüğünü kaydetti.

Üretimde istikrarı etkileyen durumlar

Sanaa Ammari, yürütülen bu verimli faaliyetlerin, tarımsal üretimden işleme sürecine ve kümes hayvancılığına kadar tüm aşamaları etkileyen iklim değişikliği nedeniyle giderek artan bir baskı altında olduğunu belirtti. Yağışların azalması ve hammadde fiyatlarındaki yükselişin özellikle biber gibi bazı temel ürünleri hem kıt hem de pahalı hale getirdiğini söyleyen Sanaa Ammari, bunun da doğrudan nihai ürün fiyatlarına yansıdığını ifade etti. Sanaa Ammari ayrıca, kümes hayvanlarında görülen hastalıkların ek bir zorluk oluşturduğunu, tedavi ve kontrol çabalarına rağmen kayıpların arttığını dile getirdi. Bu durumun üretim istikrarını doğrudan etkilediğini vurgulayan Sanaa Ammari, sürecin artık büyük ölçüde iklimsel ve sağlık koşullarına bağlı hale geldiğini vurguladı.

‘Tunus domates tohumlarına geri dönmek bizim için çok önemli’

Kooperatifin sadece teşhisle yetinmeyip pratik çözümler aradığını söyleyen Sanaa Ammari, sözlerine şöyle devam etti:

“Özellikle biyolojik ürünler konusunda uzmanlaşmış bir şirketle iş birliği yaparak yerel ve yerli tohumları denemeye başladık. Yaklaşık üç hektarlık bir alana bu tohumları ektik ve bunların hem yüksek sıcaklığa dayanıklı olduğunu hem de su, gübre ve böcek ilacı ihtiyacını azalttığını gördük. Bu deneme bizim için sadece geçici bir çözüm değil, aynı zamanda stratejik bir dönüşümün başlangıcıydı. Kooperatif olarak iklim değişikliğine uyum planımız kapsamında bu uygulamayı önce domates, ardından biber gibi diğer ürünlere de genişletmeyi hedefliyoruz. Geleneksel, melez olmayan Tunus domates tohumlarına geri dönmek bizim için çok önemli. Çünkü bu tohumlar hem daha kaliteli hem daha lezzetli ürün veriyor hem de üretim maliyetlerini düşürüyor. Bu tercih, kooperatifteki kadınların ekonomik bağımsızlığını güçlendiriyor ve üzerlerindeki ağır ekonomik yükü hafifletiyor.”

Gününün büyük bir bölümünü ham maddeleri temizleme, kurutma, muhafaza etme, öğütme ve eleme işlemleriyle geçiren Mounira Azri, organik buğday ve arpadan üretilen “mhammasa” (kavrulmuş buğday türü) ile kuskusun yanı sıra molokhia (yapraklı yeşil sebze) ve kırmızı biber gibi ürünleri de işleyerek hazır tüketime uygun hale getiriyor.

‘İklim değişikliğine bağlı olarak ürünler kalite kaybına uğruyor’

Bu yoğun üretim sürecindeki mesleki deneyimine dayanarak iklim değişikliğinin tarımsal üretimi olumsuz etkileyen en önemli faktörlerden biri haline geldiğini belirten Mounira Azri, azalan yağışlar, artan sıcaklıklar ve şiddetli rüzgarların tarımsal döngüde ciddi istikrarsızlıklara yol açtığını dile getirdi. Mounira Azri, özellikle biber gibi bazı ürünlerin artık geçmişteki verim ve kalitede üretilemediğini, yüksek sıcaklık nedeniyle ürünlerin hızla zarar görerek kalite kaybına uğradığını veya tamamen yok olduğunu ifade etti. Ayrıca tarım sezonunun da değiştiğini belirten Mounira Azri, hasadın artık Haziran-Ağustos gibi sabit dönemlere bağlı olmadığını, iklim dalgalanmalarına göre düzensiz hale geldiğini vurguladı.

Üretim maliyetlerindeki artış

Su kıtlığının da üretimde düşüşe neden olduğunu söyleyen Mounira Azri, buna rağmen zeytin ve üzüm gibi bazı ağaç türlerinin varlığını sürdürebildiğini ifade etti. Fiyat artışlarının özellikle incir gibi bazı ürünleri ciddi şekilde etkilediğini kaydeden Mounira Azri, bu ürünün giderek daha nadir ve pahalı hale geldiğini söyledi. Mounira Azri ayrıca, böcek ve zararlıların yayılmasının durumu daha da karmaşıklaştırdığını, çiftçilerin daha fazla böcek ilacı kullanmak zorunda kaldığına dikkat çekerek, buna bağlı olarak üretim maliyetlerinin arttığını ve ürün kalitesinin olumsuz etkilendiğini söyledi.

Doğadaki dengenin bozulması ve sonuçları

Kadınlardan Fatima Bouazizi ise, aynı sistem içinde farklı bir deneyimle kümes hayvancılığı alanında çalıştığını; kuluçkadan yetiştirmeye ve satışa kadar tüm süreci yürüttüğünü dile getirdi. İklim değişikliğinin etkilerine dikkat çeken Fatima Bouazizi, sıcaklıktaki ciddi artış veya düşüşlerin civciv ölümlerine ya da üretimde düşüşe yol açtığını açıkladı. Fatima Bouazizi, civcivlerin dengeli bir sıcaklık ortamına ihtiyaç duyduğunu ve bu dengenin bozulmasının sonuçlara doğrudan yansıdığını da sözlerine ekledi.

Fatima Bouazizi, sözlerinin sonunda deneyimini şu sözlerle anlattı:

“Geleneksel yöntemlerden kuluçka makinesi kullanımına geçtim ve bu değişim üretimi önemli ölçüde iyileştirdi ve artırdı. Ancak bu makinenin çalıştırılması sıcaklık, temizlik ve ekipman açısından çok hassas koşullar gerektiriyor. Yaz aylarında, özellikle 20 Mayıs ile 3 Ekim arasında, yüksek sıcaklıkların kuluçka oranlarını etkilemesi nedeniyle zaman zaman üretimi durdurmak zorunda kalıyorum. İklim değişikliği benim için yalnızca kaliteyi değil, üretimin düzenini de belirleyen çok önemli bir faktör haline geldi. Öte yandan kooperatifin sağladığı destek sayesinde, daha önce kullandığım düşük verimli manuel yöntemlerin yerine bir kuluçka makinesi temin ederek projemi geliştirebildim. Bu da gelirimi artırdı ve işimi daha istikrarlı hale getirdi.”