Yerinden edilen Lübnanlı kadınlar Tyre'de yeni bir direnç öyküsü yazıyor
Tyre'deki kadınlar, yerinden edilmeyi güce, tarımı ve yemek pişirmeyi ise günlük direnç eylemlerine dönüştürüyor. Kolektif iradeleri, savaşa rağmen hayatı mümkün kılan bir girişimde somutlaşıyor ve kırılmaz bir onur öyküsü yazıyor.
FADİA JUMAA
Lübnan – Lübnan’ın Tyre kentinde bombardıman ve tehditler altında insani kriz derinleşiyor. Yerinden edilenlerin sayısındaki artış, şehirdeki yükü daha da ağırlaştırıyor. Yaklaşık 40 bin kişi kent içinde barınırken, bir o kadar kişi de Filistin kamplarında yaşamını sürdürüyor. Bu durum, İsrail güçlerinin şehri boşaltma tehditleriyle birlikte yerel altyapı üzerindeki baskının boyutunu ortaya koyuyor. Yerinden edilenler, evler, kamusal alanlar ve 15 farklı sığınakta yaşam mücadelesi veriyor.
Üçüncü yılını dolduran süreçte dikkat çeken “Tyre Tohumları” projesi ise krizin ortasında bir yaşam ve dayanışma alanı olarak varlığını sürdürüyor. Tyre Belediyeler Birliği bünyesinde yürütülen projede, cephe köylerinden yerinden edilen kadınlar bombardıman koşullarında dirençlerini güçlendiren bir üretim süreci yürütüyor. Kadınların başlattığı bu girişim, zamanla kentin önemli bir destek hattına dönüşmüş durumda.
Yerinden edinen kadınlar üretime geçti
Yerinden edilenler, yalnızca yardımlarla yetinmeyerek kendi imkanlarıyla sebze yetiştiriyor, hasat yapıyor ve portakal çiçeği suyu damıtıyor. Bu üretim faaliyetleri, terk etmek zorunda kaldıkları köylerin hatıralarını yaşatırken geçimlerine de katkı sağlıyor. Kentte kurulan basit mutfaklarda ise yaklaşık 4 bin yerinden edilmiş kişi için her gün yemek hazırlanarak dayanışma örneği sergileniyor.
Bu yalnızca bir girişim değil, savaş karşısında kadınların azim ve kararlılığını yansıtan bir hikaye olarak öne çıkıyor. Evlerini kaybetmelerine rağmen üretme ve yaşamı sürdürme kapasitelerini kaybetmeyen kadınlar, tarım, yemek üretimi ve kolektif çalışma üzerinden yeni bir dayanıklılık biçimi oluşturuyor. Bu süreçte acı, başkalarını besleyen ve umudu canlı tutan bir güce dönüşürken, “her şeye rağmen yaşamın devam ettiği” mesajı güçleniyor.
Bu bağlamda ajansımız, Tyre kentini ziyaret ederek Zeinab Mahdi, Munifa Eidbi ve Farah Hijazi ile görüştü. Görüşmelerde kadınlar, günlük yaşamlarındaki dayanıklılıklarını ve yerinden edilme ile savaş koşullarında yaşadıkları deneyimleri anlattı. Tanıklıklar, kentte güçlü bir dayanışma ve kolektif eylem ruhunun varlığını ortaya koyarken, kadınların birbirlerini destekleme ve ihtiyaç sahiplerine yardım etme konusundaki kararlılığını da yansıttı. Bu anlatımlar, Tyre’deki dayanıklılığın bireysel değil, her gün yeniden yazılan kolektif bir hikaye olduğunu ortaya koydu.
‘Kendi kendine yeterliliğimizi ve sürdürülebilirliğimizi korumak için ekiyoruz’
Naqouralı olan yerinden edilen Zeinab Mahdi, yaklaşık üç yıldır zorlu bir yerinden edilme süreci yaşadıklarını söyledi. Buna rağmen şehri terk etmediklerini belirten Zeinab Mahdi, Tyre Belediyeler Birliği ile iş birliği içinde başlatılan “Tyre Tohumları” projesi kapsamında çalışmaları sürdürdüklerini ifade etti. Zeinab Mahdi, “Yerinden edilmiş insanların barınaklardaki dayanıklılığını desteklemek için toprağı işlemeye ve ondan ürün almaya devam ediyoruz. Çalışmayı hiç bırakmadık, kendi kendine yeterliliğimizi ve sürdürülebilirliğimizi korumak için ekiyor, söküyor ve tohumları muhafaza ediyoruz. Bu topraklarda onur ve cesaretle yaşayarak kararlılığımızı sürdüreceğiz. Köylerimize geri dönüp onları işleyip yeniden inşa edeceğiz” ifadelerini kullandı.
Al-Housh’tan yerinden edilen ve mutfak sorumluluğunu üstlenen Munifa Eidbi, tüm zorlu koşullara rağmen çalışmaların kesintisiz sürdüğünü söyledi. Munifa Eidbi, mutfağın cephe köylerinden gelen yerinden edilmiş kişilere destek vermeye devam ettiğini belirtti. Günde yaklaşık 3 bin 500, zaman zaman ise 4 bine kadar yemek hazırlandığını ifade eden Munifa Eidbi, bu öğünlerin Tyre Belediyeler Birliği ve Güney Konseyi’nin desteğiyle kentteki 16 sığınağa dağıtıldığını aktardı.
Beit Leef’ten Tyre’ye göç eden Farah Hijazi ise, bunun ilk yerinden edilme deneyimi olmadığını doğruladı. Daha önce de benzer bir süreç yaşadığını belirten Farah Hijazi, şimdi ise yerinden edilmiş insanlara destek olmak amacıyla Tyre Belediyeler Birliği Merkezi’nde yürütülen yemek pişirme projesine katıldığını söyledi. Farah Hijazi, bu girişimi ahlaki bir güç kaynağı ve en zor koşullarda iradesini yeniden kazanmanın bir yolu olarak değerlendirdiğini ifade etti.
Tarım ve mutfak arasında, bu kadınlar her gün direnç öyküleri yazıyorlar; burada basit girişimler, onur ve yaşam için ilk savunma hattı haline geliyor.