Sesini duymayanlara inat kadınlara ses olmak istiyor
Sibel Avağ, kendisine inanarak mücadelesinden vazgeçmedi. “Beni duyan olmadı, ben birilerine ses olmak için buradayım” diyerek, şimdi de başka kadınlar için çabalıyor.
MEMİHAN HİLBİN ZEYDAN
Wan - Şiddetin altındaki nedenlerin farkına varan kadınlar zamanla başta kendileri olmak üzere, şiddet gören ya da şiddet tehlikesi ile karşı karşıya olan tüm kadınlar için mücadele ediyor.
Sibel Avağ’ın (34) hikayesi de böyle.
Sibel Avağ, 13 yaşında henüz 7’nci sınıf öğrencisiyken ailesi tarafından kendisinden 11 yaş büyük biriyle evlendirildi. Evlendirildiği erkek ablasının eşinin erkek kardeşi idi. Bir gün eve geldiğinde ailesi ona “Seni evlendirdik” dedi ve o günden sonra Sibel için hayat artık bir kabusa dönmüştü. Üç buçuk ay nişanlı kaldı ve nişanlısını hiç görmedi. Evlendikten sonra ilk bir ay boyunca ise evlendirildiği erkekten aynı ev içinde köşe bucak kaçtı.
Sibel Avağ, yaşadığı o günleri şöyle anlatıyor: “Çünkü çocuktum ve bana yakınlaşmasını kabul edemiyordum. O dönem psikolojim alt üst oldu. Daha yeni yeni vücudumla tanışıyordum, daha yeni adet olmuştum.”
15 yaşında başkasının kimliği ile hastanede doğum yaptı
14 yaşında hamile kalan ve 2007’de 15 yaşındayken başkasının kimliği ile hastanede doğum yapan Sibel, doktorların sahte kimliği fark ettiğini, ancak o dönem muhtarın araya girerek olayın üstünü kapattığını anlatıyor ve şöyle diyor: “Eğer o zaman susmasalardı belki ikinci çocuğumu daha geç dünyaya getirirdim ancak 1 buçuk yıl sonra ikinci çocuğuma hamile kaldım.”
Sibel, iki çocuğu ve eşi ile birlikte, eşinin ailesinin evinde yaşıyordu. Bu süreç onun için her türlü şiddetin iç içe yaşandığı bir sürece dönüşüyordu.
Wan depremi ile birlikte İstanbul’a gitseler de, eşinin psikolojik baskıları nedeniyle yeniden Wan’a yaşadıkları köye dönüyorlar.
Hem eşinden hem de ailesinden sistematik psikolojik baskı gören Sibel, evliliğinin 12’nci yılında boşanma kararı alıyor. Ancak bu kararı uygulayabilmek için gerekli desteği göremeyince Sibel ‘şiddet alanlarına’ dönmek zorunda kalıyor.
Sibel Avağ “İki çocuğumu alıp yeğenimle birlikte İstanbul’a gittim. Ben gittikten sonra, ‘sevgilisiyle kaçmış’ dediler. İlk iki gün ablamda kaldıktan sonra ailemin evine geçtim. İstanbul’a çocuklarımla gitmiştim. 7-8 ay kaldıktan sonra ailem çocukları istemedi. Eşimin ailesi de sürekli arayarak ‘çocuklarımızı gönder’ diyordu. Mecbur kalıp çocuklarımı gönderdim” diye anlatıyor.
Sibel kendi yaşamını kurmaya kararlı. Ancak bir dayanak arıyor. Yalnız bırakılınca ise kime gideceğini bilmediğinden gördüğü baskılara boyun eğiyor.
Çocuklarından ayrı kalamadığı ve gördüğü baskılar nedeniyle bir süre sonra eşinin ailesinin evine geri dönen Sibel Avağ, “Çocuklarıma beni kötülüyorlardı. Döndükten kısa bir süre sonra üçüncü çocuğuma hamile kaldım. Hamilelik dönemim çok sıkıntılı geçti. Hamile kaldığımın farkında bile değildim. Fark ettiğimde bebek artık 6 aylık olmuştu.”
Kızı çölyak hastası olan Sibel Avağ, boşanmaya giden süreci ise şu şekilde anlatıyor: “24 yaşındaydım, eşimle kızımın tedavisi için her gün kavga ediyorduk. Yine böyle bir kavgadan dayanamadım ve eşimi ihbar ettim. İfade de durumu olduğu gibi anlattım. Evliliğim boyunca fiziksel ve psikolojik şiddete maruz kaldım. Yüzümde hala izler var. İfademi verdikten sonra kadın konuk evleri olduğunu öğrendim. Aileme de kırgın olduğum için çocuklarımla beraber sığınma evinde kalmaya başladım. Oğlum 12 yaşında olduğu için oraya almadılar o babasıyla kaldı. 3 buçuk ay boyunca kadın sığınma evinde kaldım.”
Nafakadan vazgeçti çocuklarının velayetini aldı
Pandemi döneminde kendi imkanlarıyla ayrı bir ev tutan Sibel’in bir çok alanda mücadelesi sürüyor: “O dönem ek işler yaptım, sürekli çalıştım. Oğlum babasındaydı ve 3 çocuğumun da velayetini bana vermiyorlardı. Ben boşanırken nafaka, tazminat ve velayet talep etmiştim. Boşanma davası çekişmeli sürdü. O süreçte oğlum rahatsızlandı hastaneye götürdüler. Oradan da yanıma geldi onu daha sonra köye göndermedim. Tazminat ve nafaka ve şikayetimden vazgeçersem davanın anlaşmalı olarak devam edeceğine söylediler. Bende nafaka ve tazminat talebimden vazgeçtim. 27 yaşında boşandım ve çocuklarımın velayetini aldım.”
Boşandıktan sonra 7 yıl boyunca ailesinden kimsenin kendisiyle görüşmediğini söylüyor.
Hayata sıkı sıkı tutunarak tüm sorunların üstesinden gelen Sibel, “Boşanma davam sonuçlanana kadar çalıştım hala çalışmaya devam ediyorum. İki çocuğum okuyor. Oğlum lise çağında ama okumuyor. Bir yerde pasta ustası olarak çalışıyor. Düzenimizi sonunda kurduk” diyor.
Sibel, kadın dayanışmasının hayati önem taşıdığını düşünüyor. Bu nedenle STAR Kadın Derneği ve Tevgera Jinên Azad (TJA) çatısı altında aktivist olarak başka kadınların da yaşamına dokunmak istiyor.
Kadın mücadelesine katılma süreci
Kürt Kadın Hareketi Tevgera Jinên Azad (TJA) ile tanıştıktan sonra kadın özgürlüğü için mücadelenin içinde aktif rol aldığını belirten Sibel Avağ, daha sonra STAR Kadın Derneği’nde çalışma yürütmeye başladığını belirtiyor.
Sibel Avağ, hikayesini şu sözlere yer vererek tamamlıyor: “Kendime güvendiğim için bugün bu noktadayım. Ayaklarımın üstüne durabiliyorum, benim gibi mağdur edilen bütün kadınlara destek olmak istiyorum. Ben o zamanlar böyle dernekler olduğunu bilseydim ilk buraya gelirdim. STAR Kadın Derneği’ni daha çok duyuralım istiyorum. Çünkü şiddet gören kadınlar olarak, şiddet gören başka kadınları daha iyi anlıyoruz. Üstelik buralarda kendi dilimizde derdimizi anlatıyoruz. Ben anadilimde derdimi anlatacağım ve beni anlayacak bir yerin olduğunu eskiden bilmiyordum.”
Sibel Avağ, zorlu yaşam karşısında ısrar ve inadı ile hayata tutunan Kürdistanlı kadınlardan yalnızca biri. Kendisine inanarak mücadelesinden vazgeçmemiş, bu mücadele sayesinde önce kendi hayatını kurtarmış, şimdi ise şiddet gören diğer kadınlar için mücadelede yer alıyor. “Beni duyan olmadı, ben birilerine ses olmak için buradayım” diyerek mücadelesini kadınlarla bir arada sürdürüyor.