Yemenli siyasetçi Maha Avn: Yerinden edilen kadınların önceliği hayatta kalmak

Yemen’de askeri tırmanışın yerinden edilen kadınların yaşam koşullarını ağırlaştırdığını söyleyen Maha Avn, kadınların şu anda barıştan çok güvenli barınma, gıda, su, sağlık hizmetleri ve çocuklarının eğitimi gibi temel ihtiyaçlarına odaklandığını söyledi

RAHMA SHANZOUR

Yemen - Yemen’de askeri tırmanışın alanı genişlerken, özellikle yerinden edilenler ve kadınlar üzerindeki etkilerine ilişkin endişeler artıyor. Ülke, birikmiş ekonomik, insani ve toplumsal krizlerle karşı karşıya bulunuyor. Yemenli siyasetçi Maha Avn, mevcut askeri tabloyu değerlendirmenin giderek zorlaştığını belirtti. Askeri tırmanışın belirli bir cephe veya bölgeyle sınırlı kalmadığını ifade eden Maha Avn, Taiz kenti ve batı sahilinden Hudeyde, Beyda, Cevf ve Marib’e kadar birçok bölgeye yayıldığını, önümüzdeki dönemde başka bölgelere de yayılmasının beklendiğini aktardı.

2022 ateşkesinin ardından hassas bir dönemde gerçekleştiğini belirten Maha Avn, bu dönemin “ne barış ne savaş” süreci niteliğinde olduğunu ifade ederek, ateşkes sürecinin taraflara durumlarını yeniden düzenleme ve önemli ölçüde yeniden konumlanma imkanı sağladığını ifade etti. Maha Avn, askeri gelişmelerin vatandaşlar, özellikle de çatışma bölgelerinde yaşayanlar ve yerinden edilenler üzerindeki doğrudan etkileri nedeniyle ekonomik, toplumsal ve insani süreçlerden bağımsız değerlendirilemeyeceğini kaydetti.

‘Yerinden edilenlerin kaldığı kamplar saldırı ve bombardıman riskiyle karşı karşıya’

Kuşatmanın Cebel Hubeyşi ve Mukabine gibi bölgelerde açıkça görüldüğünü dile getiren Maha Avn, sözlerine şöyle devam etti:

“Halk, kuşatma altında kalmak ya da ihtiyaçları yeterince gözetilmeden ani şekilde başka yerlere geçmek arasında seçim yapmak zorunda kalıyor. Yerinden edilenler, kendileri açısından istikrarın ve temel hizmetlerin bulunup bulunmadığı bilinmeyen bölgelere gitmek zorunda kalabiliyor. Ancak gittikleri yerlerde de barınma, gıda, su, sağlık ve eğitim gibi konularda yeni zorluklarla karşılaşıyorlar. Taiz kenti, yıllardır süren çatışmanın birikmiş etkileriyle karşı karşıya. Bu durum insani ve ekonomik koşulların yanı sıra sosyal ve sağlık hizmetlerini de etkiliyor. Mevcut askeri tırmanış ise bu ihtiyaçların daha da artmasına ve insani ve güvenlik durumunun kötüleşmesine neden oluyor. Yerinden edilmenin tekrarlanması ailelerin yaşadığı sıkıntıları katlıyor. Bazı yerinden edilenler bir bölgeden başka bir bölgeye birden fazla kez geçmek zorunda kalıyor. Yerinden edilenlerin kaldığı kamplar da saldırı ve bombardıman riskiyle karşı karşıya.”

Kadınların iş ve gelir kaynaklarını kaybetmeleri nedeniyle ekonomik açıdan da olumsuz etkilendiğine dikkat çeken Maha Avn, bazı kadınların ailelerinin geçimini sağladıkları küçük projeleri veya işleri bulunduğunu söyleyerek, çatışmalar ve yerinden edilmenin bu işlerin aksamasına ya da tamamen kaybedilmesine yol açabildiğini dile getirdi. Sosyal açıdan kadınların karşı karşıya kaldığı risklerin de arttığını ifade eden Maha Avn, özellikle güvenli bölgelere ulaşmanın ve hareket etmenin zorlaşmasının kadınları toplumsal cinsiyete dayalı şiddet de dahil olmak üzere farklı şiddet biçimlerine maruz bırakabildiğini belirtti. Maha Avn, yerinden edilmeyle bağlantılı psikolojik ve fiziksel baskıların da arttığına dikkat çekti.

‘Kız çocuklarının eğitimden uzaklaşması’ tehlikesi

Askeri tırmanışın eğitim alanını da etkilediğini sözlerine ekleyen Maha Avn, eğitim tesislerinin zarar görmesi veya bu tesislere ulaşmanın zorlaşmasının kız çocuklarının eğitimden kopmasına yol açabileceğine vurgu yaptı. Sağlık alanında ise yerinden edilen kadınların, özellikle hamilelerin ek risklerle karşı karşıya kaldığını belirten Maha Avn, özellikle dağlık veya güvenli olmayan bölgelerden geçiş sırasında hareket etmenin ve sağlık hizmetlerine ulaşmanın zorlaştığını söyledi.

‘Barış süreci güç merkezlerinin çıkarları nedeniyle karmaşık ve kırılgan hale geldi’

Maha Avn, güvenli ve istikrarlı bir barınma alanına duyulan ihtiyacın kadınların karşı karşıya olduğu en önemli sorunlardan biri olduğunu ve bu alanların mahremiyet ile koruma sağlaması gerektiğini vurguladı. Maha Avn, “Kadınların yalnızca gıda ve barınmaya değil, sağlık hizmetlerine, korunmaya ve istikrara ek olarak sosyal, sağlık ve eğitim hizmetlerine de ihtiyacı var. Sivillere, özellikle kadınlara gıda yardımı ve barınma sağlamak amacıyla bazı girişim ve kuruluşlar çalışmaya başladı. Ancak mevcut imkan ve kaynaklar, tüm yerinden edilenlerin, özellikle de kadınların ihtiyaçlarını karşılamak için hala yetersiz. Sahadaki tırmanışla paralel olarak Yemen’deki barış süreci de güç merkezlerinin ve iç çıkarların çokluğu, bunun yanı sıra bölgesel ve uluslararası müdahaleler nedeniyle daha karmaşık ve kırılgan hale geldi” dedi.

Maha Avn, 2022 ateşkesinin çatışmaların seviyesini düşürmenin yanı sıra taraflar arasında yeniden konumlanma ve durumlarını düzenleme süreci oluşturduğunu belirtti. Bunun, iktidar ve kaynaklar üzerindeki rekabet ile yerel ve dış güçlerin çıkarlarının iç içe geçtiği bir dönemde gerçekleştiğini ifade eden Maha Avn, bölgesel ve uluslararası gelişmelerin ve savaşların, Kızıldeniz’le ilgili gelişmeler de dahil olmak üzere Yemen’deki durumu etkilediğini ve tabloyu daha da karmaşık hale getirdiğini söyledi.

Kadınların güvenli barınma talebi

Maha Avn, “Barış sürecinde odak büyük ölçüde çatışmanın yönetilmesi, taraflar arasında müzakere ve arabuluculuk üzerine yoğunlaştı. Ancak ekonomik durum, para biriminin çöküşü, yeniden imar ile ekonominin, sağlık, insani ve sosyal hizmetlerin yeniden inşası başta olmak üzere iç meseleler yeterince ilgi görmedi. Bu süreç, etkili, dışlanmış ve kırılgan durumdaki bazı iç güç ve kesimlerin de marjinalleştirilmesine, çözüm ve barış inşa süreçlerine yeterince dahil edilmemelerine yol açtı” ifadelerinde bulundu.

Yerinden edilen kadınların şu anda barış veya geleceklerini düşünmekten ziyade güvenli bir barınak, gıda, su, sağlık hizmeti ve çocuklarının eğitimi gibi en temel yaşam ihtiyaçlarını karşılamaya odaklandığını söyleyen Maha Avn, bu aşamada önceliğin sivil toplumun ve yerel girişimlerin rolünü güçlendirmek, sosyal işler ve çalışma alanlarından sorumlu kurumları desteklemek olması gerektiğini ifade etti.