Ronak Mecîd: Çerçeve Yasa eksik ama önemli bir adım

Güney Kürdistanlı siyasi aktivist Ronak Mecîd, Çerçeve Yasa’nın eksiklerine rağmen barış süreci açısından bir adım olduğunu belirterek, Kürt halkının haklarının güvence altına alınması ve kadınların süreçte öncü rol üstlenmesi gerektiğini söyledi.

DÊRÎN REHÎM

Silêmanî- Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin hukuki zeminini oluşturmak amacıyla hazırlanan ve kamuoyunda “Çerçeve Yasa” olarak bilinen “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun”, Meclis Genel Kurulu’nda oy çokluğuyla kabul edilerek yasalaştı. Yasa, 18 Ağustos’ta Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Yasanın önemi ve sürece olası etkilerini değerlendiren Güney Kürdistanlı siyasi aktivist Ronak Mecîd, ajansımıza konuştu.

Yasada kimi eksikliklerin olduğunu belirten Ronak Mecîd, “Mevcut yasanın uygulanması için devletin somut adımlar atması gerekiyor. Bunlardan biri, barış sürecinde Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın rolünün ve statüsünün belirlenmesidir. Siyasi tutsakların fiziksel özgürlüğünün sağlanması ve gerekli yasal düzenlemelerin yapılması da önemli. Özellikle Kürt halkının dil, kültür ve siyasi hakları tanınmalı, Kürt halkının kendi siyasetini yapabilmesinin ve herkesin siyasi tercihini özgürce belirleyebilmesinin önü açılmalı” dedi.

‘Önder Abdullah Öcalan özgür bırakılmalıdır’

“Şimdi önemli olan bu yasanın uygulamaya geçirilmesidir” diyerek sözlerine devam eden Ronak Mecîd, “Siyasi tutsaklar, özellikle Önder Abdullah Öcalan özgür bırakılmalıdır. Kürt halkının dil, kültür ve siyasi hakları güvence altına alınmalı. Önder Abdullah Öcalan’ın barış sürecini doğrudan yürütebilmesi için gerekli koşullar oluşturulmalı. Bu sürecin ilerlemesi ve kalıcı bir barışın sağlanması açısından bunlar önemli adımlardır” şeklinde konuştu.

Devlet ile Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan arasında İmralı Heyeti aracılığıyla yürütülen görüşmelere de değinen Ronak Mecîd, ilk adımın Abdullah Öcalan’ın özgürlüğünün sağlanması olduğunu belirtti. Abdullah Öcalan’ın barış sürecini doğrudan yürütebilmesi için özgürlüğünün önemli bir adım olarak hayata geçirilmesi gerektiğini vurgulayan Ronak Mecîd, “Önder Öcalan’ın özgürlüğünün sağlanması, barış sürecinin doğrudan ve güçlü bir şekilde yürütülebilmesi açısından önemlidir. Çerçeve Yasa’da Kürt halkının hakları güvence altına alınmalıdır. Türkiye’de Kürt halkının yanı sıra hakları ihlal edilen başka halklar da bulunuyor. Bu nedenle yasa yalnızca Kürt halkını değil, Türkiye’deki tüm halkları kapsamalı. Kürt toplumu da bu geniş toplum içerisinde kültürel, dilsel ve dini ihtiyaçlarını yasa kapsamında güvence altına alabilmelidir” dedi.

‘Bu ilk aşamaydı’

Ronak Mecîd, Kürt halkının kendi dilinde eğitim görme ve konuşma hakkı olduğunu belirterek, 100 yılı aşkın süre boyunca Kürt halkının Kürtçe konuşmasının dahi engellendiğini söyledi. Kürt halkının varlığını ve kültürünü Türkiye’de ifade etmesinin mümkün olmadığını belirten Ronak Mecîd, Kürt Özgürlük Hareketi’nin yaklaşık 50 yıllık mücadelesiyle Kürt halkının varlığını ortaya koymayı başardığına dikkat çekti. Ronak Mecîd, “Şimdi Türkiye devleti kendisi bir müzakerenin gerçekleşmesini talep ediyor. Bu da Kürt halkının kendi varlığını kabul ettirecek bir aşamaya geldiğini gösteriyor. Bu ilk aşamaydı” şeklinde konuştu.

‘Süreç tüm halkları kapsamalı’

Kuzey Kürdistan’da başlayan mücadelede savaşın ardından barış aşamasının geldiğini belirten Ronak Mecîd, barış aşamasının çoğu zaman savaş aşamasından daha zor olduğunun altını çizdi. Ronak Mecîd, savaşın siyasi ya da silahlı bir karşılaşma olduğunu, ancak barış aşamasının ilerleyebilmesi için bazı temel ilkelerin bulunması gerektiğini ifade etti. Barış sürecinde her iki tarafın da inisiyatif alması gerektiğini kaydeden Ronak Mecîd, Kürt halkının haklarının Türkiye’nin siyasal veya anayasal sisteminde güvence altına alınması gerektiğini söyledi. Rûnak Mejit, bunun yalnızca Kürt halkının değil, hakları ihlal edilen diğer halkların da haklarını kapsaması gerektiğini vurguladı.

‘Çerçeve Yasa’nın birçok eksikliği var, ancak yine de bir adımdır’

Kürtçe eğitim ve siyaset yapma hakkının güvence altına alınmasını isteyen Ronak Mecîd, sözlerine şöyle devam etti:

“Çerçeve Yasa’da Kürtçe eğitim ve siyaset yapma hakkı güvence altına alınmalıdır. Kuzey Kürdistan’daki Kürt siyasetçileri, eşbaşkanlar da dahil olmak üzere cezaevinde. Bunların da çerçeve yasada yer alması önemlidir ki barış süreci ilerletilebilsin. Kültürümüzün ve dilimizin korunması, Kürtçe eğitim, siyaset yapma özgürlüğü ve herkesin, her partinin ve siyasi oluşumun nasıl siyaset yapacağını özgürce belirleyebilmesi bu yasa kapsamında güvence altına alınmalıdır. Çerçeve Yasa’nın birçok eksikliği var, ancak yine de bir adımdır. Türkiye devleti şimdiye kadar silahların bırakılması ve savaşın durdurulması konusunda barış yönünde herhangi bir adım atmadı. Savaşmak kolaydır, ancak barış süreci çok ama çok zordur. Müzakereleri ve barış sürecini yürüten Önder Abdullah Öcalan da farkındadır. Kürdistan’ın dört parçasından sürece yönelik eleştiriler geliyor. Her şeyin bir anda ve aynı düzeyde tamamlanması mümkün değil. Kürdistan’ın dört parçasında daha önce de çeşitli barış süreçleri yaşandı ve bazıları başarısızlıkla sonuçlandı. Ancak bu, Kürt halkının yok olduğu anlamına gelmedi, aksine Kürt halkı bu süreçlerin ardından siyasete daha güçlü bir şekilde devam etti.”

‘Bazı söylemler özel savaşın parçası’

Bazı eleştirilerin haklı olduğunu belirten Ronak Mecîd, bunların bir bölümünün Türkiye devletinin yeniden toparlanarak daha ağır saldırılara yönelmesinden duyulan kaygıdan kaynaklandığını söyledi. Ronak Mecîd, öte yandan daha önce Kürt Özgürlük Hareketi’nin neden savaştığını ve neden saldırılardan vazgeçmesi gerektiğini savunan bazı kesimlerin, bugün barış sürecini eleştirdiğine dikkat çekti. Ronak Mecîd, “Daha önce Kürt Özgürlük Hareketi’nin savaşmaması ve sorunları barış yoluyla çözmesi gerektiği söyleniyordu. Şimdi ise Kürt Özgürlük Hareketi ve Önder Abdullah Öcalan, Türkiye ile barış sürecini yürütürken, aynı kişiler bu kez sürecin başarısız ve sonuçsuz olduğunu söylüyor. Bu, özel savaşın bir parçasıdır. Bu kesimler sürecin bozulmasını istiyor ve özellikle savaşa ihtiyaç duyuyor” sözlerine dikkat çekti.

‘Süreçte kadınların özel bir yeri var’

Ronak Mecîd, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın barış sürecinin yürütülmesinde kadına özel bir yer verdiğini belirterek, dünyadaki barış süreçlerinde kadınların hiçbir zaman bu düzeyde yer almadığını söyledi. Abdullah Öcalan’ın Pervin Buldan’ı heyet başkanı olarak belirlemesini önemli bir adım olarak değerlendiren Ronak Mecîd, Pervin Buldan’ın Türkiye hükümeti ile Abdullah Öcalan arasında doğrudan bir köprü olmasının yanı sıra Kürdistan’ın dört parçasındaki siyasi parti ve oluşumlarla da ilişkiler kuracağını ifade etti. Güney Kürdistan’a gelen isimlerin de Leyla Zana ve Pervin Buldan, olduğunu belirten Ronak Mecîd, kadının Kürt Özgürlük Hareketi ve Abdullah Öcalan açısından özel bir yere sahip olduğunu vurguladı.

Ronak Mecîd, sözlerinin sonunda şu ifadelere yer verdi:

“Kadın, barış sürecini farklı bir yönde ilerletebilir. Kürt halkı kadına özel bir yer vererek onun öncülük yapabileceğini gösteriyor. Bunu Rojava, Rojhilat, Bakur ve Başûr’da gördük. Kürt kadınları hem savaşta ve devrimde hem de barışta öncülük ediyor. Düşman bundan çok korkuyor. Rojava Kürdistanı’nda kadının nasıl öncülük ettiğini gördük, Rojhilat’ta da aynı şekilde. Şimdi ise barış sürecinde kadın aynı anlayışla yer alıyor. Bunun bir yönetim anlayışına dönüşmesi gerekiyor. Bu da kadın bakış açısına daha yakın bir anlayıştır. Bu nedenle kadın hem barış sürecinin hem de Ortadoğu’daki barışın öncüsü olacaktır.”