Gazze’de doğan Misk için umut arayışı
Gazze’de doğan Misk el-Jarou, ağır doğumsal sağlık sorunlarıyla yaşam mücadelesi verirken, sağlık sisteminin çökmesi ve tedaviye erişim engelleri nedeniyle ailesi çaresizlik içinde yardım bekliyor.
NAGHAM KARAJEH
Gazze- Gazze kentinde yaklaşık bir ay önce dünyaya gelen Misk el-Jarou isimli bebek, doğumundan itibaren ağır bir tıbbi mücadeleyle karşı karşıya kaldı. Ailenin aktardığına göre doğum, sıradan bir doğum süreci olmadı. Yapılan kontrollerde bebeğin kalça çıkığı, el ve ayak deformiteleri, brakiyal pleksus yaralanması ile birlikte uzuvlarında eğrilik ve burkulmalar olduğu tespit edildi. Bebeğin sağlık durumunun, annenin hamilelik sürecinde yaşadığı ağır koşullarla doğrudan bağlantılı olduğu belirtiliyor. Süreçte düzenli sağlık hizmetine erişimin yok denecek kadar az olması, devam eden savaş nedeniyle Gazze Şeridi’nde sağlık sisteminin çökmesi ve ilaç ile doğum öncesi bakım eksikliği, durumu daha da ağırlaştıran etkenler arasında gösteriliyor.

‘Yıkımın ortasında kaldım’
Bebeğin annesi 20 yaşındaki Warda el-Jarou, güvenli bir yer veya istikrarlı bir sağlık hizmeti olmadan, en başından itibaren son derece korkutucu bir hamilelik geçirdiğini söyledi. Hamileliğine dair ayrıntıları anlatan Warda el-Jarou, “Kaçma seçeneğim yoktu, güvenli bir yer yoktu. Kuzey Gazze’de, bombalama ve yıkımın ortasında kaldım. Hayatımı ve çocuklarımın hayatını olabildiğince korumaya çalıştım, ama her şey kontrolden çıkmıştı. 2025 yılının ortalarında ikizlere hamile olduğumu öğrendim. Ama durumumu düzgün bir şekilde takip eden hiçbir hastane yoktu. Düzenli kontrollerimi yaptıramadım ve o zaman bana fetüslerden birinin anormallikler nedeniyle öldüğünü, diğerinin ise hayatta olduğunu ancak durumunun istikrarsız olduğunu söylediler” dedi.
‘Bu kadar acı verici olacağını hiç beklemiyordum’
Yaşadığı zorlukları anlatan Warda el-Jarou, “İkizlere hamile olup fetüslerden birini kaybetmenin şoku, benim çilemin sonu değildi. Bunun yerine, hamileliğim son derece tehlikeli sağlık koşulları altında ve yeterli tıbbi bakımın tamamen yokluğunda devam ederken daha da zorlu bir dönem başladı. Fiziksel ve ruhsal sağlığım kötüleşti. Yüksek tansiyon ve gebelik diyabetinin başlangıcından muzdarip oldum. Her gün tehlikenin eşiğinde yaşıyormuş gibi hissettim. Durumumu düzenli olarak takip eden bir doktor yoktu ve doğum anına kadar yeterli ilacım yoktu. Zor bir deneyime girdiğimi biliyordum ama bu kadar acı verici olacağını hiç beklemiyordum” ifadelerinde bulundu.
‘Çocuğum sürekli acı çekiyor’
Bebeği Misk’in doğduğu ilk günlerden beri acı çektiğini kaydeden Warda el-Jarou, “Sürekli ağlıyor ve yaşadığı fiziksel komplikasyonlar nedeniyle ciddi sıkıntı belirtileri gösteriyor. Doktorlar durumunun Gazze Şeridi dışında ileri düzey tıbbi müdahale ve tedavi gerektirdiğini doğruluyor; ancak sınır geçişlerinin kapatılması ve seyahat ile tıbbi tedaviye getirilen kısıtlamalar nedeniyle bu neredeyse imkânsız hale geldi. Çocuğum sürekli acı çekiyor. Sadece biraz uyuyor ve sonra tekrar ağlamaya başlıyor. Kendimi çaresiz hissediyorum. Yurtdışında tedavi için tıbbi sevk bulmaya çalıştım ama her kapı bana kapalıydı. Çocuğunun acı çekmesini izleyip onu kurtaramamanın nasıl mümkün olduğunu anlayamıyorum” şeklinde konuştu.
‘Tek dileğim Misk’in tedavi görmesi’
Kızının geleceğine dair umut ve korkunun iç içe geçtiğine dikkat çeken Warda el-Jarou, “Bugün tek dileğim Misk’in tedavi görmesi, gerçek bir tedavi şansı bulması ve diğer çocuklar gibi yaşaması. Acının onun kimliğini belirlemediği bir şekilde büyümesi, deformiteleri nedeniyle insanların bakışlarına ya da zorbalık dolu sözlerine maruz kalmaması. Sadece normal bir çocukluk geçirmesini, gülmesini, oynamasını ve huzur içinde büyümesini istiyorum; yaşamayı hak eden her çocuk gibi… Her şeyden çok onun yarınından korkuyorum. Kendi hikayesinin bir parçası olmak yerine, onu inciten bir şekilde farklı hissetmesinden korkuyorum” sözlerine dikkat çekti.
Sağlık sistemi çöküyor
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) dahil uluslararası sağlık kuruluşları tarafından yayımlanan raporlar, Gazze Şeridi’nde devam eden savaş nedeniyle sağlık sisteminin yaygın bir çöküşle karşı karşıya olduğunu ortaya koyuyor. Raporda, ilaç ve tıbbi ekipman konusunda ciddi bir kıtlık yaşandığı, anne ve çocuk sağlığı hizmetlerinde ise ciddi düzeyde hasar meydana geldiği belirtiliyor. Birleşmiş Milletler (BM) raporları da sağlık hizmetlerinin aksaması ve hastanelere erişimin zorlaşması nedeniyle gebelik ve doğum sırasında komplikasyon oranlarının arttığı konusunda uyarılarda bulunuyor.
DSÖ uyarıyor
Bu çerçevede, çatışma bölgelerinde artan doğum ‘kusurları’ ve sağlık sorunlarına ilişkin tıbbi ve insani endişeler gündeme geliyor. Bazı tıbbi çalışmalar, patlamalar ve savaşlar sonucu ortaya çıkan çevresel kirliliğe ve toksik maddelere yoğun maruz kalmanın gebelikte komplikasyon riskini artırabileceğini gösterse de, doğrudan neden-sonuç ilişkilerinin belirlenmesi tıbbi açıdan karmaşık olup uzun vadeli araştırmalar gerektiriyor. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre doğum ‘kusurlarının’ küresel oranı yüzde 3 ila yüzde 6 arasında değişirken, bu oranın özellikle yetersiz sağlık hizmetleri, çevresel etkenler ve doğum öncesi bakım eksikliği nedeniyle çatışma bölgelerinde daha yüksek olabileceği ifade ediliyor.