Doğum sonrası depresyon: Anneler, çocuklar ve aile üzerindeki etkileri
Doğum sonrası depresyon, kadınları etkileyen ciddi bir ruhsal değişim olarak tanımlanıyor. Hormonal dalgalanmalar, baskılar ve destek eksikliği, depresyon riskini artırırken, erken fark edilmesi ve doğru destekle sürecin yönetilmesi hayati önem taşıyor.
İBTİSAM AXFİR
Bingazi- Doğum sonrası depresyon, doğumdan sonra en sık görülen psikolojik bozukluklardan biri ve geçici üzüntünün ötesine geçerek anneyi, çocuğunu ve ailesini etkileyen derin bir içsel mücadeleye dönüşebilir. Hormonal, psikolojik ve sosyal faktörlerin bir araya gelmesi, anneleri kaygı, yalnızlık ve suçluluk duygularına daha yatkın hale getirir. Bu nedenle aile ve toplum desteğinin önemi büyüktür; sessizliğin kırılması ve farkındalığın artırılması kritik rol oynar. Son dönemde, doğum sonrası depresyonla bağlantılı olduğu düşünülen trajik bir olay gündeme geldi: Şüpheli şekilde yaşamını yitiren bir jinekologun aslında ailesi ve evli olduğu erkek tarafından katledildiği ve cenazesinin evlerinin fosseptik çukuruna gizlendiği ortaya çıktı.
Doğum sonrası depresyon sadece nadir bir durum veya geçici bir zayıflık değil, erken dönemde ele alınmadığında etkileri yıllarca sürebilen ciddi bir ruhsal bozukluktur. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, hamile kadınların yaklaşık yüzde 10’u ve doğum sonrası kadınların yüzde 13’ü ruh sağlığı sorunları yaşayabilir, bu oran düşük ve orta gelirli ülkelerde daha da yüksek. Şiddetli vakalarda psikolojik acı, kendine zarar verme veya intihar düşüncelerine yol açabilir.
‘Toplum bu durumu kabul etmiyor’
Kadınlardan Hanaa Boudabous, doğum sonrası depresyonu bir kadın ve anne olarak yaşadığı en zor deneyimlerden biri olarak tanımlayarak, “Toplum hala bu durumu anlamıyor ve kabul etmiyor. İnsanlar genellikle doğum sonrası yaşadıklarımızın normal, kolay ve geçici olduğunu düşünüyor; oysa gerçek çok farklı. Doğumun psikolojik etkileri derin olabiliyor ve ruh sağlığımıza gereken özeni göstermezsek, bu durum yıllarca sürebiliyor. Ben doğum sonrası depresyonu iki kez yaşadım. İlki, yedi yıl önce ilk çocuğumu doğurduğumda oldu; gerçekten zor ve kafa karıştırıcı bir deneyimdi. İkincisi ise şimdi, yeni doğan kızımın doğumunun ardından yaşadığım süreç. Bu dönemde kadın, mevcut çocukların ve yeni doğan bebeğin sorumlulukları arasında içsel bir gerilim yaşıyor” dedi.
‘Yetersiz kaldığımı hissediyordum’
Bu süreçte birçok psikolojik belirti yaşadığını aktaran Hanaa Boudabous, “Aşırı hassasiyet yaşadım, en basit şeylere veya bazen hiçbir belirgin sebep olmadan ağladım. Sürekli farklı konuları düşünüyordum ve özellikle çocuğuma karşı sürekli bir suçluluk duygusu hissediyordum; ne kadar çabalasam da ona karşı yetersiz kaldığımı düşünüyordum. Uyku bozuklukları, aşırı yeme ve zaman zaman zararlı olabilecek düşüncelerle baş başa kaldığım için başkalarıyla görüşmek ya da konuşmak bile istemiyordum. Bu belirtileri yaşayan bir kadının, bu süreci en az zararla atlatabilmesi için kendisini güvenli ve destekleyici insanlarla çevrelemesi gerektiğine inanıyorum. Bazı kadınlar ilaç tedavisine başvuruyor, ama ben öncelikle psikolojik danışmanlık almayı veya bu deneyimi beni anlayan güvenilir kişilerle konuşmayı tercih ettim” ifadelerinde bulundu.
‘Depresyonumla baş etmenin bir yolunu arıyorum’
“Bir kadının bu süreçte hissettiklerini dile getirmesi çok önemli” diyen Hanaa Boudabous, “’Kimse beni anlamayacak’ korkusu, yalnızlık ve depresyon duygularını daha da derinleştiriyor. İntihar etmeyi ya da kendime zarar vermeyi hiç düşünmedim, ama bazen aç olmadığım halde aşırı yemek yiyor veya önemsiz konularda öfkelendiğimi fark ediyorum. İlk deneyimimde, birikmiş duygularımı serbest bırakmamı sağlayan terapötik yazılarda teselli bulmuştum. Ancak şimdi kendimi dağınık hissediyorum, yazma isteğimi kaybettim ve hala depresyonumla baş etmenin bir yolunu arıyorum” şeklinde konuştu.
‘Doğum sonrası belirgin değişimler yaşanır’
Psikolog Aziza Tabouli, doğum sonrası depresyonu, bir kadının doğum sonrası zihinsel durumuyla doğrudan ilgili özel bir psikolojik bozukluk olarak tanımladı. Aziza Tabouli, “Bu durum, ‘doğum sonrası ateşinden’ tamamen farklıdır. Doğum sonrası ateşi fiziksel bir semptom olarak görülürken, depresyon tamamen psikolojik bir semptomdur. Daha önce kadınlar arasında bu durum yaygın olarak bilinmediği için Libya’da ortak bir adı da yoktu. Temel olarak, hormonal dalgalanmalardan kaynaklanan üzüntü ve huzursuzluk hissi olarak tanımlanabilir. Hamilelik sırasında hormon seviyeleri en yüksek seviyededir ve doğumdan sonra önemli ölçüde düşer, bu tamamen normal bir süreçtir. Bu durum ruh sağlığında belirgin değişimlere yol açabiliyor” diye kaydetti.
‘Tehlikeli belirtiler ortaya çıkabilir’
Aziza Tabouli, doğum sonrası depresyonun bazı durumlarda psikotik bir evreye dönüşebileceğini ve bunun şizoaffektif psikoz, affektif psikoz ve sanrısal psikoz olmak üzere üç türe ayrıldığını söyledi. Aziza Tabouli, “Bunlar en tehlikeli evreler arasında yer alıyor. Bir kadın depresif evreye girdiğinde, uygun ilaç tedavisi almak veya bozukluğu yönetmeye yardımcı olacak psikoterapi seanslarına katılmak için derhal bir psikiyatriste başvurmalıdır. Psikotik evreye ulaşılırsa bilinç kaybı, düzensiz davranışlar, sesler duyma, birilerinin kendisine karşı komplo kurduğunu hissetme ve potansiyel olarak çocuğa zarar verme isteği gibi tehlikeli belirtiler ortaya çıkabilir” uyarısında bulundu.
‘Kadınlar damgalanma korkusu yaşıyor’
En etkili ve sosyal olarak kabul edilebilir tedavi yöntemlerini anlatan Aziza Tabouli, “Kadınlar evlendiklerinde, ebeveynlerinin evinden eşlerinin evine geçiş ve bununla birlikte gelen tüm değişikliklerin yanı sıra sosyal ve ekonomik zorluklarla da karşılaşıyor. Örneğin, erken teşhisin gecikmesi ve doğum sonrası yaşadıkları psikolojik semptomlara çevrelerinden yeterli ilginin gösterilmemesi nedeniyle birçok kadın psikiyatrik kliniklere başvuruyor. Ancak toplum hala psikiyatri kliniklerini ziyaret etmek veya bir psikiyatriste danışmak konusunda damgalanma korkusu taşıyor” diye ekledi.
‘Emzirmenin önemli olumlu etkileri var’
Emzirmenin önemini de vurgulayan Aziza Tabouli, “Çünkü emzirme, rahatlama, mutluluk hissi ve psikolojik iyileşmeye yardımcı olan hormonların salgılanmasında rol oynuyor. Bu duygusal iyileşme hem kadın hem de çocuk üzerinde olumlu bir etkisi oluyor. Psikolojik sıkıntı, fiziksel hastalık gibi, tedavi ve takip gerektiriyor ve toplum bunun farkında olmalı” dedi.
‘Hormonlar doğrudan etkiliyor’
Dr. Rasha Ahnid, doğumdan sonraki ilk 24-48 saatin hızlı ve önemli hormonal dalgalanmalarla geçtiğini ve bazı hormonların yüzde 90’a varan oranda düştüğünü açıkladı. Bu ani düşüşün bir kadının ruh halini ve duygularını doğrudan etkilediğini kaydeden Rasha Ahnid, daha sonra doğum sonrası depresyona dönüşebilecek psikolojik rahatsızlıklara yol açabileceğini belirtti. Tiroid bozukluğu olan kadınların doğum sonrası depresyona daha yatkın olduğunu ve kortizol hormonunun psikolojik rahatsızlıklara neden olabileceğini dile getiren Rasha Ahnid, yüksek prolaktin seviyesinin ise doğrudan depresyona yol açmasa da kadının hassasiyetini ve duygusallığını artırdığını ifade etti. Rasha Ahnid, bu hormonal değişikliklerin tiroid problemi olanlar hariç doğumdan sonra tüm kadınlar için normal olduğunu açıkladı.
Doğum sonrası duygu durum değişikliklerinin doğumdan sonra annelerin yüzde 70-80'ini etkileyen doğal bir ruh hali değişimi olduğuna dikkat çeken Dr. Rasha Ahnid, “Hafif kaygı, duygusal sıkıntı ve ara sıra ağlama nöbetleri şeklinde kendini gösterir ve genellikle iki hafta içinde kaybolur. Ancak, bu belirtiler iki haftadan fazla sürerse ve bebeğe karşı reddetme, bebekle etkileşimde zorluk ve abartılı tepkiler eşlik ederse, bu doğum sonrası depresyonun geliştiğini gösterebilir. Psikiyatristler, emziren anneler için güvenli ilaçlar reçete etme konusunda donanımlıdır. Gebelik diyabeti, plasenta ayrılması veya preeklampsi gibi yüksek riskli gebeliklerde depresyon gelişme olasılığı yüksektir. Jinekologların bu durumlarda psikolojik destek sağlamadaki rolü önemlidir. Ayrıca, planlanmamış gebelikler, zorlu mali ve sosyal koşullar da doğum sonrası depresyona neden olabiliyor” dedi.
‘Depresyon aile içi gerilimleri artırır ve çocuğu etkiler’
Eğitim ve aile danışmanı Fatima Al-Taib de doğum sonrası depresyonun aile içinde sıklıkla yanlış yorumlandığını ve basitleştirildiğini belirterek, özellikle ilk çocuğunu doğuran bir anne için aile desteğinin yokluğu depresyona yakalanma olasılığını artırdığına dikkat çekti. Fatima Al-Taib, “Doğum sonrası depresyon sadece anneyi değil, duygusal bağı zayıflatarak ilgiyi azaltır, aile içi gerilimleri artırır ve çocuğu etkiler. Bu durum uzun vadede ailenin istikrarını tehdit edebilir” ifadelerinde bulundu.