Rojava’nın ilk Kürt kadın fizyoterapisti: Merkezlerin sayısı artırılmalı

Fizyoterapist Dr. Xunav Yûnis, Rojava Kürdistanı’nda 5 yıldır kendi merkezini işleten ilk kadın olarak, yaşam koşullarının iyileştirilmesi ve hastaların hareket kabiliyetinin artırılması için fizyoterapi merkezlerinin sayısının artırılmasını istiyor.

SORGUL ŞÊXO

Amûdê – Rojava Kürdistanı’nda kadınlar teknoloji, fizik tedavi, sanayi, ekonomi, spor ve daha birçok alanda önemli meslekler ediniyor. Öğrendikleri ya da yıllarca eğitimini aldıkları meslekleri kadınların ve toplumun hizmetine sunuyorlar.

Kadınlar bireysel düzeyde de kendi bağımsızlıklarını kazanıyor, kendilerine yer açtıkları alanlarda gelişiyor ve diğer kadınlara öncülük ediyor. Kadınların yürümekten çekindiği karanlık yolları aydınlatan birer ışık oluyorlar. Rojava Kürdistanı’nda bunun birçok somut örneği bulunuyor.

Savaşın izleri ve yaraları arasında Rojava’da bir kadın fizyoterapist oluyor

Fizik tedavinin önemli dallarından biri olan fizyoterapinin amacı hareket kabiliyetini düzeltmek, vücut fonksiyonlarını iyileştirmek ve ağrıyı azaltmaktır. Bu yöntemler sayesinde çoğu zaman ameliyat ya da ilaç tedavisine duyulan ihtiyaç da azalıyor. Fizyoterapi, psikoterapi ve ilaç tedavisi kadar önemli bir yere sahip. Tedaviye inanan ve doktorun belirlediği plana göre hareket eden kişiler bu süreçten yararlanıyor.

Yıllardır savaşın sürdüğü bir bölgede, uzuvlarını kaybeden yaralılardan savaşın psikolojik izlerini hala taşıyanlara, evlerdeki annelerden çocuklara kadar birçok kişinin fizik tedaviye ihtiyacı bulunuyor. Bununla birlikte yeni doğan çocuklar da 15 yılı aşkın süredir devam eden savaşın etkilerinden ve bıraktığı izlerden zarar görüyor.

2020’den bu yana hastaları kabul ediyor ve tedavi uyguluyor

Rojava Kürdistanı’nda çok sayıda erkek fizyoterapist bulunurken, bilim ve aydınlar kenti olarak bilinen Amûdê’den bir kadın fizyoterapist de çıktı. Dr. Xunav Yûnis, 2020’den bu yana hastaları kabul ediyor ve tedavi uyguluyor. Kliniğine gelemeyen yaşlıları da yalnız bırakmıyor; evlerine giderek tedavi hizmeti sunuyor. Aynı zamanda kupa terapisi de uyguluyor.

Xunav Yûnîs, ajansımıza Kürt bir kadın olarak karşılaştığı zorlukları, fizyoterapinin stratejik önemini ve kimlerin bu tedaviden yararlanabileceğini anlattı.

Kadın ve fizyoterapi nasıl aynı merkezde buluştu?

Xunav Yûnîs, ilk olarak Rojava’da fizyoterapi merkezi açan ilk Kürt kadın olarak karşılaştığı zorlukları anlattı. Xunav Yûnîs, verdiği mücadeleyi, “Benim için zorluk, kadın olmamdı. Fizyoterapinin ne olduğunun henüz tam olarak anlaşılmadığı bir toplumda, bir kadın olarak nasıl merkez açabileceğim sorusuyla karşı karşıyaydım. Aradan 5 yıl geçmesine rağmen hala yaşadığım zorluklar var. Yıllar geçtikçe bu alandaki uzmanlığım da gelişiyor. Xunav olarak ailemden kaynaklı bir zorluk yaşamadım. Çünkü annem ve babam her zaman destekçim oldu. Zorluklarda ve çıktığım bu yolda yanımda durdular. Hatta kliniğe giderken ve dönerken bile bana eşlik ediyorlardı” sözleriyle dile getirdi.

Kliniğini evinin yanında açtı

Xunav Yûnîs, ilk yıllarda kliniğini evinin yanında açtığını belirterek bunun temel nedenini şöyle anlattı:

“Gece gündüz çalışmam ve mesafenin uzak olması nedeniyle ilk yıllarda kliniğimi evimin yanında açtım. Bunun nedeni, bana karşı herhangi bir olay yaşanması ya da başıma kötü bir şey gelmesi durumunda yardımıma gelebilecek kişilerin yakınımda olmasını istememdi. İlk zamanlarda yalnızca kadın hastaları kabul ediyordum. Bir süre sonra gençleri, erkekleri ve çocukları da kabul etmeye başladım. Toplumun kadınlara yönelik yargıları, kadınlar doktor olduğunda bile etkisini sürdürüyor. Örneğin başlangıçta genç erkekleri tedavi etmeye başlasaydım toplum, ‘Bir erkek ya da genç nasıl saatlerce bir kadının kliniğinde kalabilir?’ diyecekti. Oysa her tedavi seansının 30 dakikadan fazla, hatta bir saat sürebildiğini bilmiyorlar.”

Fizyoterapi hastayı kimyasal ilaç ve ameliyat kullanımından uzak tutuyor

Xunav Yûnîs, fizyoterapinin anlamına ve dayandığı temellere dikkat çekerek, “Fizyoterapi, bir hastalıkla ya da kazayla karşı karşıya kalan kişiyi yeniden eski yaşamına ve mesleğine dönmeye hazırlar. Fizyoterapi bir tür doğal tedavidir ve hastayı hemen kimyasal ilaç kullanımına yöneltmez. Bu nedenle hastanın yaşamının iyileştirilmesi egzersiz, hareket, tedavi planı ve kullanılan araçlara bağlıdır” dedi

Uygulanan yöntemler

Xunav Yûnîs, fizyoterapinin temel amaçlarını ve hastalara sağladığı yararları da anlattı. Her hastanın tedavi planının diğerinden farklı olduğuna dikkat çeken Xunav şöyle devam etti: “Bel fıtığı olan hastaların ağrılarını hafifletir. Ameliyat sonrası hastalarda kireçlenme ve dejenerasyonun önlenmesi ve normal yaşama dönüşün kolaylaştırılması açısından bu tür tedaviler oldukça yararlıdır. Aynı zamanda vücudunun herhangi bir bölgesinde kırık oluşan kişiler de fizyoterapi hareketleri sayesinde eski mesleklerine ve yaşamlarına dönebilir.”

Xunav Yûnîs, başlangıçta vücudun esnekliğini artırmak amacıyla masaj gibi manuel teknikler kullandıklarını, ancak hastanın durumu ağır olduğunda farklı cihazlardan yararlandıklarını belirterek şöyle konuştu:

“Isı, soğuk, ultrason ya da kasları harekete geçirmek amacıyla kullanılan elektrik akımları gibi fiziksel uyaranlar kontrollü bir şekilde uygulanıyor. Aynı zamanda ışın tedavisi de cerrahi olmayan bir yöntem olarak ağrıyı azaltmak ve dokuların iyileşmesini hızlandırmak amacıyla kullanılıyor. Özellikle kızılötesi ışınlardan (infrared terapi) yararlanılıyor. Elbette bu cihazlar bütün hastalar için uygun değildir. Her hasta, ağrısına ve durumuna göre ihtiyaç duyulan cihazla tedavi edilir.”

El ve ayaklarını kaybedenler de rehabilite ediliyor

Xunav Yûnîs, bölgede en sık karşılaştıkları ve fizyoterapi gerektiren rahatsızlıkları da, “Bel fıtığı, boyun ağrısı, spazm, spor yaralanmaları ve kırıklar en sık karşılaştığımız vakalar arasında. Ancak bölgede yaşanan savaşlar nedeniyle ellerini veya ayaklarını kaybeden kişilere yeniden yürümeyi öğrettik ve protez bacak kullanabilmeleri için rehabilitasyon uyguladık. İnme sonrasında uygulanan fizik tedavi ise ‘nöroplastisiteyi’ teşvik ederek hareket kabiliyetinin ve bağımsızlığın yeniden kazanılmasının temel taşlarından biri oluyor. Hastanın eski durumuna dönebilmesi için yaklaşık iki aylık bir tedavi süreci gerekiyor” şeklinde anlattı.

 

Fizyoterapinin faydaları anlaşıldıkça kadınların başvuruları artıyor

Xunav Yûnîs, fizyoterapiye en fazla ihtiyaç duyanların kadınlar olduğunu belirterek, “Kadınlar ağır işler yapıyor ve daha ağır yükler taşıyor. Bu nedenle tedaviye en fazla ihtiyaç duyanlar kadınlar. Özellikle doğum yapan kadınlarda, doğum sırasında uygulanan anestezi iğnesine bağlı sırt ağrıları yıllarca devam edebiliyor. Bu kadınların merkezlerimize başvurarak gerekli tedaviyi almaları gerekiyor. Başlangıçta bu tedavi yöntemi kabul görmüyordu ve fizyoterapi yalnızca masaj olarak biliniyordu. Fizyoterapinin tüm vücuda sağladığı faydalar bilinmiyordu. Ancak zamanla bu konuda bir farkındalık oluştu. Şimdi kliniğime en fazla kadınlar ve çocuklar başvuruyor. Gençler ve erkekler ise fizyoterapinin ne olduğunu hâlâ yeterince bilmiyor” dedi.

Savaş bölgelerinde fizik tedavi ve ruh sağlığı önemli

Fizyoterapist Xunav Yûnîs, yıllarca savaş koşullarında yaşayan bölgelerde fizik tedavi ve ruh sağlığı hizmetlerinin stratejik öneme sahip olduğunu belirterek şöyle devam etti: “Zamana ihtiyaç var. Çünkü hasta sayısı çok fazla, bölgemizde bu tür merkezlerin sayısı ise az. Fizik tedavi merkezlerinin çoğalmasını ve toplumun fizyoterapinin önemini anlaması için bu konuda sağlık eğitimi verilmesini umut ediyorum. Sonuç alabilmek için hasta sayısıyla tedavi hizmeti verilen kişi sayısı arasında bir denge kurulması gerekiyor.

  

Toplumun talebi

Xunav Yûnîs, toplumun ihtiyaç ve taleplerine ilişkin değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı: “Uzun yıllar süren savaşın ardından toplum, ruhsal olarak kendisini daha iyi hissedebileceği, psikolojik ve sağlık sorunlarına çözüm bulabileceği bir ortama, merkeze ve alana ihtiyaç duyuyor. Merkezimde tedavi gören hastaların fiziksel durumlarıyla birlikte ruhsal durumları da iyileşiyor. Hastaların bunu kendilerinin dile getirmesi olumlu bir gelişme. Bu nedenle bölgede fizik tedavi ve ruh sağlığı merkezlerinin sayısının artmasını umut ediyorum.”