Savaş çocukların yaşamını etkiliyor: Evler onlar için güvenli alan olmalı
Çocuk hakları aktivisti Pervin Azad, savaş ve çatışmanın yaşandığı bir ülkede, dışarıda korku ve şiddet hâkim olsa bile evin çocuk için huzur ve güven alanı olması gerektiğini belirtiyor.
ŞEHLA MUHAMMEDİ
Haber Merkezi - İran, İsrail ve ABD arasında yaşanan gerilim ve savaşın başlamasından bu yana; İran’da internet kesintileri, derinleşen ekonomik kriz, artan baskılar ve güvenlik politikaları özellikle kadınlar ve çocuklar üzerinde ciddi kaygılar yarattı.
Çocuk hakları alanında çalışan aktivist Pervin Azad ile kriz ve savaş ortamlarında çocukların yaşadığı sorunları konuştuk.
‘Çocukların sağlıklı gelişimi için güven şart’
Pervin Azad’a göre çocukların sağlıklı ve dengeli gelişebilmesi için evde, okulda ve sosyal çevrede güven duygusuna ihtiyaçları var. Çünkü çocuklar yaşamlarının ilk dönemlerinde kendilerini savunabilecek ya da bağımsız karar verebilecek yeterliliğe henüz sahip değiller.
Pervin Azad, İran’da çocukların ve ailelerin güvenliğinin ciddi tehdit altında olduğunu söylüyor. Ona göre sorun yalnızca ev ortamıyla sınırlı değil; sokaklar, okullar ve toplumsal alanlar da artık çocuklar için güvensiz hâle gelmiş durumda.
Pervin Azad, “Kamusal alanların militarize edilmesi, güvenlik güçlerinin toplum içindeki yoğun varlığı, son protestolar sırasında yaşanan zincirleme öğrenci zehirlenmeleri ve geniş çaplı baskılar çocuklar ve gençler üzerinde büyük kaygı yaratıyor” ifadelerini kullanıyor.
Pervin Azad devamında şöyle diyor: “Ayrıca protestolar sırasında bazı çocuk ve gençlerin hayatını kaybetmesi ile gençlerin askerî ve örgütsel yapılarda kullanılmasına ilişkin tartışmalar, İran’daki çocukların güvenliği ve geleceği hakkında ciddi sorular doğuruyor. Özellikle gençlerin Besic gibi yapılara kaydedilmesi uzun süredir tartışma konusu.”
Çocukların siyasi ve askerî süreçlerde kullanılmasının İran için yeni bir durum olmadığını belirten Pervin Azad, son yıllarda farklı olaylarda zarar gören ya da yaşamını yitiren çocuk örneklerinin görüldüğünü hatırlatarak, “İran-Irak Savaşı döneminde de çocuklar ve gençlerin savaş atmosferine dâhil edilmesi uzun yıllar tartışılmıştı” değerlendirmesinde bulunuyor.
Şiddetin çocuklar üzerindeki etkisi
Uzmanlara göre baskı, şiddet ve yoğun güvenlik politikaları altında büyüyen çocuklar; sürekli korku, kaygı, güvensizlik ve içine kapanma gibi sorunlarla karşı karşıya kalıyor.
Bu deneyimlerin çocukların ruh sağlığı ve gelecekteki yaşamları üzerinde kalıcı etkiler bırakabileceği belirtiliyor. Uzmanlar, sürekli şiddete maruz kalan çocukların ileriki yaşlarda bu travmaları taşımaya devam edebileceği ve toplumdaki şiddet döngüsünün yeniden üretilebileceği konusunda uyarıyor.
Ekonomik kriz çocukları da vuruyor
Pervin Azad, ekonomik koşulların da çocukların yaşamını doğrudan etkilediğini söyleyerek sözlerine şöyle devem ediyor: “Artan hayat pahalılığı, enflasyon ve ekonomik istikrarsızlık özellikle savaş sonrası dönemde aileler üzerindeki baskıyı ağırlaştırmış durumda. İnternet erişimindeki kesintiler de önemli sorunlardan biri olarak görülüyor. Çünkü internet artık lüks değil, temel bir ihtiyaç hâline geldi. Ekonomik baskılar çocuk işçiliğini artırırken, okul terklerinin yaygınlaşmasına da yol açıyor. Bunun yanında erken yaşta evliliklerin arttığı, eğitim kalitesinin düştüğü ve çocukların sağlıklı gelişim koşullarının zayıfladığı belirtiliyor.
Bu süreç aynı zamanda toplumsal eşitsizlikleri daha da derinleştiriyor. Birçok aile geçimini internet üzerinden sağlarken erişim engelleri nedeniyle işsiz kaldı ya da gelir kaybı yaşadı. Bu durum doğrudan çocukların yaşamını ve geleceğini etkiliyor.”
Özel gereksinimli çocuklar daha ağır etkileniyor
Özel gereksinimli çocuklar için şartların çok daha zorlaştığına dikkat çeken Pervin Azad, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Çünkü savaş ve ekonomik kriz gibi dönemlerde destek hizmetlerinden ilk mahrum kalan gruplardan biri onlar oluyor. Rehabilitasyon ekipmanlarının eksikliği, ilaç sıkıntısı, uzman sağlık hizmetlerine erişim sorunları ve kapsayıcı eğitimin azalması, engelli çocukların yaşamını daha da zorlaştırıyor.”
Pervin Azad’a göre kriz dönemlerinde çocuklar toplumun en kırılgan kesimlerinden biri hâline geliyor ve bu nedenle her zamankinden daha fazla psikolojik güvenliğe, sosyal desteğe ve sakin bir ortama ihtiyaç duyuyor.
“Birçok insan hakları kuruluşu ve çocuk hakları örgütü de çocukların siyasi ve askerî amaçlarla kullanılmasını defalarca kınadı” diyen Pervin Azad, çocukların bu şekilde araçsallaştırılmasının çocuk haklarının açık ihlali olarak değerlendirildiğini kaydediyor.
‘Çocukların sesi olmalıyız’
Pervin Azad, “Peki böylesi kriz ortamlarında çocukların psikolojik güvenliği nasıl korunabilir?” sorusuna şöyle cevap veriyor:
“Çocukları korumak yalnızca fiziksel güvenlik sağlamak anlamına gelmiyor. Çocuklar baskıya, şiddete, güvenlik güçlerinin ev baskınlarına, ebeveynlerin gözaltına alınmasına ve temel haklardan mahrum bırakılmasına tanıklık ettiğinde bu deneyimler onların zihinsel dünyasında derin izler bırakıyor.”
Bu nedenle ailelerin çocukların sesi olması gerektiğini vurgulayan Pervin Azad, çocukların kendilerini görülmüş ve duyulmuş hissetmeye ihtiyaç duyduğunu söylüyor.
Evde çocukların korkmadan konuşabileceği güvenli bir alan oluşturulmasının önemine dikkat çeken Pervin Azad, dışarıda korku ve şiddet hâkim olsa bile evin çocuk için huzur ve güven alanı olması gerektiğini belirtiyor.
Çocukların duygularını, kaygılarını ve korkularını özgürce ifade edebilmesi gerektiğini söyleyen Pervin Azad, ailelerin yalnızca sözle değil; sevgi, ilgi ve varlıklarıyla çocuklara her koşulda yanlarında olduklarını hissettirmesi gerektiğini ifade ediyor.
Ayrıca kriz, savaş ve şiddet sonrası ruhsal sorunlar yaşayan çocuklar için uzman desteğinin ihmal edilmemesi gerektiğini belirten Pervin Azad, psikologlar, çocuk danışmanları ve çocuk hakları savunucularından destek alınmasının önemine dikkat çekiyor. Bu sayede çocukların yaşadıkları zor süreçleri daha az travmayla atlatabilecekleri ifade ediyor.