Süveyda’nın genç sesi Esmahan’dan ilham alıyor

Esmahan’ın müzik mirasından ilham alan Süveyda’nın genç yeteneği Rezan El-Cugami, eğitim hayatını müzikle birlikte sürdürüyor. Sesi Esmahan’a benzetilen sanatçı, kendi tarzını geliştirerek otantik müziği yaşatmayı hedefliyor.

ROCHELLE JUNİOR

Süveyda - Suriye’nin Süveyda kenti, köklü müzik geleneğiyle tanınıyor. Esmahan, Ferid El-Atraş, Fehd Belan ve Davud Rıdvan gibi önemli sanatçıları yetiştiren kentte, genç yetenekler de bu mirası yaşatmaya devam ediyor. Otantik müzikten ilham alan gençler, eğitim hayatlarının yanı sıra müziğe de yönelerek kentin sanat geleneğini gelecek kuşaklara taşıyor.

Bu genç yeteneklerden biri de fen bilimleri alanında lise son sınıf öğrencisi olan Rezan El-Cugami. Esmahan’ın Süveyda’daki evinden başlayan hikaye, müzikle iç içe yaşayan dört kardeşin bulunduğu bir aileye uzanıyor. Şarkı söyleyen ve farklı enstrümanlar çalan kardeşler arasında sesiyle öne çıkan Rezan El-Cugami, ses rengi nedeniyle birçok kişi tarafından Esmahan’a benzetiliyor.

Müzikle iç içe bir yaşam

 

Emekli İngilizce öğretmeni Kunuz El-Halebi, meslek yaşamının yanı sıra sanata da ilgi duyduğunu ve bu sevgiyi çocuklarına da aşıladığını belirterek, dört çocuğunun müzikle iç içe bir ortamda büyüdüğünü ve eğitim hayatlarının yanı sıra yeteneklerini geliştirmeleri için desteklendiğini söyledi. Büyük kızının eğitimini sürdürürken org çaldığını, turizm fakültesinden mezun olan diğer kızının ise şarkı söylemenin yanı sıra perküsyon (vurmalı çalgı) ve keman çaldığını aktaran Kunuz El-Halebi, tıp fakültesinin altıncı sınıfında okuyan oğlunun ud çaldığını ve kendine özgü bir sese sahip olduğunu dile getirdi. Kunuz El-Halebi, kızı Rezan’ın ise fen bilimleri alanında lise son sınıfta eğitimini sürdürürken, şarkı söylediğini ve keman çaldığını sözlerine ekledi.

Çocuklarının eğitim ve sanatı bir arada yürütmeye özen gösterdiğine dikkat çeken Kunuz El-Halebi, “Müziğe duydukları ilgi eğitimlerini hiçbir zaman olumsuz etkilemedi. Ailemizin desteği ve küçük yaşlardan itibaren yeteneklerine gösterdiğimiz ilgi sayesinde iki alanı bir arada sürdürebildiler. Ben de müziği seviyorum, şarkı söylüyorum ve ailevi ve toplumsal etkinliklere katılıyorum. Bu durum, çocuklarımın yeteneklerini keşfetmelerine ve geliştirmelerine katkı sunan sanatsal bir ortamın oluşmasını sağladı. Çocuklarım yeteneklerini küçük yaşlarda ortaya koydu. Biz de onları uygun müzik aletlerine yönlendirdik, eğitim almaları ve sanatsal etkinliklere katılmaları için teşvik ettik. Yeteneğin gelişmesi, ses ve müzik becerilerinin ilerlemesi için uzman eğitimi büyük önem taşıyor” dedi.

‘Feyruz’un bir şarkısını seslendirdi’

Eğitim sayesinde çocuklarının farklı müzik türlerini tanıma fırsatı bulduğunu dile getiren Kunuz El-Halebi, “Endülüs müziğinin muvaşşahlarını da öğrendiler. Sabah Fahri ve Feyruz gibi büyük sanatçıların eserlerini dinlediler. Böylece Arap müziğinin öncü isimlerini tanıdılar ve tek bir müzik türüyle sınırlı kalmadılar. Kızım Rezan’ın müzik yolculuğundaki ilk deneyimlerinden biri de henüz 6 yaşındayken yaşandı. Kültür Merkezi’nde düzenlenen bir etkinlikte sahneye çıkıp orkestrayla şarkı söylemek istedi. Önceden herhangi bir hazırlık yapmadan Feyruz’un bir şarkısını seslendirdi. Küçük yaşına rağmen büyük bir cesaret gösterdi” ifadelerinde bulundu.

‘Kendi sanatsal kimliğimi yansıtan bir yorum ortaya koymak istiyorum’

 

Rezan El-Cugami’nin şarkı söyleme serüveni çocukluk yıllarında başladı. Çocuk şarkıları ve çizgi filmlerin jenerik müziklerinden etkilenen Rezan El-Cugami, zamanla otantik müziğe ve geleneksel eserlere yöneldi. Rezan El-Cugami, “6 yaşında Feyruz’un şarkılarını seslendirmeye çalışmaya başladım. Sanatçı bir ailede büyümem ve kardeşlerimin desteği, yeteneğimi geliştirmeme yardımcı oldu. Şarkı söyleme ilgim tek bir müzik türüyle sınırlı değil. Yerel mirasımıza ait şarkıların yanı sıra güzel günlerin ezgilerini ve otantik müzik eserlerini de seslendiriyorum. Bu eserlerin, şarkıcının sesinin gücünü ve farklı tonlarını ortaya koymasına olanak sağladığını düşünüyorum” diye belirtti.

Sesini dinleyen birçok kişinin Esmahan’ın sesine benzettiğini kaydeden Rezan El-Cugami, sözlerine şöyle devam etti:

“Bu benzerlik beni daha fazla çalışmaya ve sesimi geliştirmeye teşvik etti. Esmahan’ı doğrudan taklit etmeye çalışmıyorum. Onun şarkılarını kendi tarzımla, sesimin genişliğine ve tonlarına uygun şekilde, şarkının ruhunu ve özgünlüğünü koruyarak seslendirmeyi seviyorum. Esmahan’ın eserlerini ve otantik müzik örneklerini dinlemek, eğitimime devam etmem ve sesimi geliştirmem için bana ilham veriyor. Kendi sanatsal kimliğimi yansıtan bir yorum ortaya koymak istiyorum.”

Rezan El-Cugami’nin müzik deneyimi aile ortamında şarkı söylemekle sınırlı kalmadı. Yaklaşık bir buçuk yıl önce Tala Korosu’na katılan Rezan El-Cugami, “Yan Yana” platformunda gerçekleştirilen canlı programlardan birine katılmasının ardından farklı bölgelerden takipçilerin de kendisini tanıdığını söyledi. Programda koroyla birlikte şarkı seslendirmenin yanı sıra solo performans da sergilediğini aktaran Rezan El-Cugami, “Sesim birçok takipçinin dikkatini çekti. Benimle ilgili bilgi almak için iletişime geçenler oldu. Ses rengimi Esmahan’ın sesine benzettiler” şeklinde konuştu.

‘Kadınlar eğitimlerini, yeteneklerini ve diğer sorumluluklarını bir arada yürütebilir’

Koro deneyiminin kendisine önemli katkılar sunduğunu ve şarkı söylemeye devam etmesi için teşvik ettiğini söyleyen Rezan El-Cugami, “Şu anda fen bilimleri alanında lise son sınıfta okuyorum. Keman çalmaya devam ediyorum. Resim yapmak ve kısa yazılar yazmak da ilgi duyduğum diğer uğraşlar arasında. Sanatsal yeteneklere sahip genç kadınlara bu yeteneklerini ihmal etmemelerini, eğitim ve pratik yaparak geliştirmelerini tavsiye ediyorum. Kadınlar eğitimlerini, yeteneklerini ve diğer sorumluluklarını bir arada yürütebilir” ifadelerini kullandı.