Sabiha es-Samerrai: Kostümler Irak’ın toplumsal hafızasını yansıtıyor
Iraklı kostüm tasarımcısı Sabiha es-Samerrai, kostümlerin karakterlerin yanı sıra toplumun tarihini ve kültürel kimliğini yansıttığını belirterek, kamera arkasında çalışan sanatçıların festivallerde ve sanat dünyasında daha fazla desteklenmesini istedi.
RAJA HAMİD RASHİD
Irak – Kostüm ve aksesuar tasarımcısı Sabiha es-Samerrai, yıllardır televizyon ve tiyatro yapımlarında kamera arkasında çalışıyor. Irak Sanatçılar Sendikası ile Radyo ve Televizyon Çalışanları Birliği üyesi olan Sabiha es-Samerrai, Güzel Sanatlar Akademisi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü mezunu. Kostüm tasarımının yalnızca kıyafet seçiminden ibaret olmadığını belirten Sabiha es-Samerrai, kostümlerin karakterin kimliğini yansıtan ve Irak toplumunun farklı dönemlerini belgeleyen önemli bir görsel araç olduğunu söyledi.
Kostüm tasarımına nasıl başladığını anlatan Sabiha es-Samerrai, çalışmalarına Irak Televizyonunda başladığını belirterek, ilk olarak “Filistinli Adamın Hikayesi” adlı yapımda aksesuar tasarımcısı olarak görev yaptığını söyledi. Sabiha Es-Samerrai, çalışmanın “Filistinli Adamın Hikayesi” festivalinde ödül kazandığını aktardı.
Irak kostümlerinin diğer Arap ülkelerinin kostümlerinden farklı olduğunu kaydeden Sabiha es-Samerrai, bunun ülkedeki büyük kültürel çeşitlilik ve halk mirasından kaynaklandığını ifade ederek, “Ülkemiz, her birinin kendine özgü kıyafetleri bulunan çok sayıda Iraklı topluluk ve mezhebe ev sahipliği yapıyor. Bu da kostümlere güzellik ve farklılık katıyor ve onlara belirgin bir özgünlük kazandırıyor” diye belirtti.
Televizyon ve tiyatro eserlerindeki kostümler arasındaki farklılığa ilişkin Sabiha es-Samerrai, sözlerine şöyle devam etti:
“Tiyatro kostümleri seyirciyle doğrudan temas halinde olmasıyla öne çıkıyor. Televizyonda ise birçok kusur gerçekte olduğu gibi görünmüyor. Bu nedenle kostüm hareketi desteklemeli ve doğru kumaş seçimiyle ışık sistemine uyum sağlamalı. Hareket etmeyi ve esnekliği kolaylaştıran kumaşlar kullanılmalı. Işığı emen kumaşlar tercih edilmeli, çünkü bazı kumaşlar, özellikle saten, seyirci ve kamera açısından rahatsız edici bir parlama oluşturuyor”
‘Tasarımcı, tarihsel gerçeklik ile yaratıcı esneklik arasında bir denge kurmalı’
Kostüm tasarımındaki çalışma aşamalarını anlatan Sabiha es-Samerrai, ilk olarak senaryoyu okuduğunu ve olayların hangi dönemde geçtiğini belirlediğini söyledi. Bu dönemin Abbasi dönemi, modern dönem, halk kültürü ya da geleneksel dönem olabileceğini belirten Sabiha es-Samerrai, ardından yönetmenle görüşerek çalışmaya ilişkin bakış açısını öğrendiğini, daha sonra oyuncuların ölçülerini alıp kumaş ve gerekli malzemeleri satın alma ve uygulama aşamasına geçildiğini aktardı.
Sabiha es-Samerrai, “Kostüm tasarımcısı, tarihsel gerçeklik ile yaratıcı esneklik arasında hassas bir denge kurmalı. Çünkü kostüm yalnızca kıyafet değildir; karakterin hikayesini anlatmaya ve onun boyutlarını derinleştirmeye katkı sunan görsel bir araçtır” dedi. Geçmişte sanatsal yapımlarda kostüm seçimi ve tasarımının kendisi açısından çok zor olmadığını belirten Sabiha es-Samerrai, bunun tarihsel kaynakların bulunmasına ek olarak Radyo ve Televizyon Dairesinde nitelikli atölyelerin ve çok çeşitli kıyafet ve aksesuarların bulunduğu kostüm depolarının olmasından kaynaklandığını ifade etti.
Televizyon ve tiyatro programlarında kostüm tasarımcısının rolünün önemine dikkat çeken Sabiha es-Samerrai, tasarımcının yazılı metni Irak toplumunun gerçekliğini ve tarihini yansıtan görsel bir tabloya dönüştürerek görsel kimliğin yerleşmesinde merkezi bir rol üstlendiğini belirtti. Sabiha es-Samerrai, kostümlerin karakterin psikolojik boyutlarını yansıtan bir araç olduğuna vurgu yaptı. Dizi ve televizyon yapımlarında kostüm tasarımının önemine dikkat çekerek kostümlerin farklı dönemler boyunca Irak toplumunun ve tarihinin bir belgesi olabileceğini sözlerine ekleyen Sabiha es-Samerrai, kostümlerin siyasi, ekonomik ve toplumsal dönüşümlerin belgelenmesine katkı sunduğunu dile getirdi.
Siyasi atmosfer kostümlere de yansıdı
Bu dönemleri anlatan Sabiha es-Samerrai, “1970’li yıllarda ekonomik bir canlanma yaşandı ve klasik tarzda kısa elbiseler ortaya çıktı. 1980’li ve 1990’lı yıllarda ise savaşlar, ambargo ve kemer sıkma politikaları yaşandı. Bu durum kostümlere de yansıdı; koyu renkler ve askeri kıyafetler öne çıktı. Ayrıca seçkinlerin kıyafetleriyle halkın ve farklı meslek gruplarının giyimleri arasında da belirgin farklılıklar vardı” dedi.
‘Bize ayrılan bütçeler yetersiz oluyor’
Meslek hayatında karşılaştığı zorluklara da değinen Sabiha es-Samerrai, “Üretim her zaman en önemli sorunlardan biri. Ayrılan bütçeler yetersiz oluyor ve elimizde olanla çalışmak zorunda kalıyoruz. Ayrıca geçmişte olduğu gibi atölyelerin bulunmaması da işin kalitesini etkiliyor ve yeterlilik ile kalite düzeyinin gerilemesine neden oluyor” ifadelerini kullandı.
Sabiha es-Samerrai, zaman darlığının da karşılaştığı önemli sorunlardan biri olduğunu belirterek, “İşlerin hızlı tamamlanması, tasarımcının kostümü hazırlarken yaratıcılığının ve titizliğinin bir bölümünü kaybetmesine neden oluyor. ‘Bağdat’ı Gördüm’ operetinde ve dansların tasarımında da benzer bir durum yaşadık. Çalışmayı tamamlamak için Eğitim Bakanlığından sorumluların desteğine başvurduk” dedi.
Kamera arkasında çalışan ekibe, özellikle kostüm tasarımcılarına ilgili kurumlar tarafından yeterince önem verilmemesinden duyduğu üzüntüyü de dile getiren Sabiha es-Samerrai, “Onlarca televizyon dizisi ve tiyatro oyununda yer aldım ve çalıştım, ancak bazı yerel festivaller dışında kimse bizi bir ödül veya takdirle anmadı” sözlerine dikkat çekti.
Yeni projeler
Yeni projelerinden de söz eden Sabiha es-Samerrai, “Arap Tiyatro Festivali’nde yer alacak yaşlılara yönelik bir tiyatro oyunu var. Geçen yıl ‘Hükümler ve Özdeyişler’ ile ‘Bağdat 41’ adlı tiyatro oyunlarının kostüm tasarımını yaptım. Ayrıca ‘1920 Devrimi’ adlı diziye başlamanın eşiğindeydim, ancak çalışma durduruldu” diye kaydetti.
Gurur duyduğu çalışmalarından da söz eden Sabiha es-Samerrai, Irak sokaklarında yankı uyandıran “Heves” dizisinin yanı sıra Suriye’de çekilen ve mezhepçiliği konu alan “Fobi” dizisi ile Tişrîn Devrimi olaylarını anlatan “İki Adaletli” dizisini örnek verdi. Sabiha Es-Samerrai, Bağdat Kültür Başkenti Festivali kapsamında hazırlanan “Bağdat’ı Gördüm” operetini de önemli çalışmalarından biri olarak sıraladı.
Yeni bir defile hazırlama hayalini dile getiren Sabiha es-Samerrai, “Yeni bir defile sunmayı ve bunun hazırlığını ciddiyet ve titizlikle yapmayı umuyorum. Ayrıca Irak Sanatçılar Sendikasının kamera arkasında çalışan teknik ekibe önem vermesini ve onları festivallere dahil etmesini diliyorum. Çünkü onlar da sanat eserinin üretiminin temel bir parçasıdır” diyerek sözlerini tamamladı.