Hafızayı tel heykellerle yaşatıyor

Tel heykelleriyle Kürtlerin yaşadığı acıları ve direniş hikayelerini görünür kılan heykeltıraş Leyla Sofi Sultani, eserlerinin bir hafıza çalışması olduğunu belirterek, özellikle Kürt kadınlarının yaşadıklarını geleceğe aktarmayı amaçladığını söyledi.

ŞİYA KOYİ

Koye- Kürt halkının tarihi, yüzyıllardır savaşlar, göçler, baskılar ve zorunlu yer değiştirmelerle şekillendi. Bu süreçte kadınlar ise hem siyasal baskıların hem de toplumsal eşitsizliklerin yükünü taşıyarak daha ağır bedeller ödedi. Kürt kadınlarının yaşadığı acılar, birçok sanatçı için aynı zamanda bir hafıza ve direniş alanına dönüştü.

Rojhilat Kürdistanlı heykeltıraş Leyla Sofi Sultani de tel heykelleriyle bu hafızayı görünür kılan isimlerden biri. Leyla Sofi Sultani, eserlerinde yalnızca Kürt kadınlarının yaşadığı trajedileri değil, aynı zamanda baskı politikaları sonucu yaşamını yitiren, idam edilen ya da unutulmak istenen isimlerin hikayelerini de işliyor. Sanatçı, sıradan tel malzemesini kullanarak Kürtlerin kolektif hafızasında yer eden acıları, direnişleri ve kayıpları heykeller aracılığıyla gelecek kuşaklara aktarmayı amaçlıyor.

‘Amacım isimleri yaşatmak’

Birkaç yıldır tel kullanarak heykeller ürettiğini belirten Leyla Sofi Sultani, çalışmalarında toplumun hafızasında yer edinmiş ve mücadeleleriyle sembolleşmiş kişileri konu aldığını söyledi. İran İslam Cumhuriyeti tarafından tutuklanan, işkence gören ve idam edilen kişilerin yanı sıra Federal Kürdistan’da İran rejiminin insansız hava aracı saldırılarında yaşamını yitirenlerin heykellerini de yaptığını ifade eden Leyla Sofi Sultani, “Amacım bu insanların isimlerini yaşatmak ve İran rejiminin Kürtlere karşı işlediği suçları dünyaya duyurmaktır. Eserlerim, Rojhilat Kürdistan’da Kürt halkına yönelik gerçekleştirilen soykırımın yalnızca küçük bir bölümünü yansıtıyor” dedi.

‘Küçük çalışmalarla büyük mesajlar vermek istiyorum’

Bir gün özgürlüğü simgeleyen bir heykel yapmayı umut ettiğini dile getiren Leyla Sofi Sultani, sınırlı imkanlara rağmen çalışmalarını sürdürdüğünü belirterek, “Bu küçük çalışmalarla büyük mesajlar vermek istiyorum. Heykellerimin tamamı ev işlerinde kullanılan sıradan tellerden yapılıyor. Burada hem kendi mesajımı hem de kadınların yaşadığı acıları duyurmak istiyorum. Çünkü kadınların yaşadığı trajediler daha ağır ve kadınlar çok büyük bedeller ödedi. Bu bazen ülkelerinden, bazen de toplumsal geleneklerden kaynaklanıyor. Kadınlar iki kat daha fazla mağdur edildi. Bu acıları anlatmak için ne kadar çabalarsam çabalayayım, bunun yine de yetersiz olduğunu düşünüyorum. Kadınları konu alan heykeller çok daha fazla yapılmalı” sözlerine yer verdi.

Hafızayı görünür kılıyor

Leyla Sofi Sultani’nin eserleri arasında insansız hava aracı saldırısında hayatını kaybeden Xezal ve Kürt kadın mücadelesinin sembol isimlerinden Leyla Qasim’ın telden yapılmış heykelleri de bulunuyor. Sanatçı, bu çalışmalarla yalnızca bireysel yaşam öykülerini değil, aynı zamanda Kürt kadınlarının ortak hafızasını ve direniş mirasını görünür kılmayı amaçlıyor.

Kürtlerin tarih boyunca savaşlar, göçler ve baskılarla karşı karşıya kaldığını belirten Leyla Sofi Sultani, sözlerine şöyle devam etti:

“Ben hiçbir zaman Kürtlerin huzur içinde yaşadığını görmedim. Son 110 yıllık Kürt tarihi sürekli çatışmalar ve istikrarsızlıklarla dolu. Bir yerde huzur varsa başka bir parçasında huzursuzluk var. Bu tarih sürgün, acı ve trajedilerle örülüdür. Bu nedenle her yarayı bir şekilde eserlerime işlemeye çalıştım ki unutulmasın. Örneğin, babasının idam edilmesinden sonra Beyan ve oğlunun yaşadığı acıları konu alan bir heykel yaptım. Beyan’ın oğlu, babasının geri döneceği umuduyla saçlarını kestirmemişti. Ancak babasının idam edildiğini öğrendikten sonra saçlarını kesti. Bu hikayeyi eserime yansıttım.”

‘Her heykelim ayrı bir hikaye anlatıyor’

Kısa süre önce İran rejiminin insansız hava aracı saldırısında yaşamını yitiren Xezal’ın heykelini de yaptığını belirten Leyla Sofi Sultani, “Bir diğer eserim ise Irak’ta Saddam Hüseyin rejimine karşı mücadelesiyle tanınan Leyla Qasim’ın heykelidir. Bunun yanı sıra sınır hattında yaşam mücadelesi veren kolberleri ve yaşadıkları kentin doğasını korumak uğruna hayatını kaybeden çevre aktivistlerini de eserlerime konu edindim. Her heykelim ayrı bir hikaye anlatıyor. Bu insanların yaşam öykülerinin unutulmamasını istiyorum. Çünkü onların her biri toplumun hafızasında yer eden birer semboldür” şeklinde konuştu.

‘Her Kürt kadınının acılarla dolu bir hikayesi var’

Gelecekte Halepçe ve diğer bölgelerle ilgili yeni projeler hazırladığının bilgisini paylaşan Leyla Sofi Sultani, “Bu heykeller satış için yapılmıyor. Onları yalnızca sergilerde gösteriyorum. Amacım bu isimlerin yaşatılması, korunması ve desteklenmesidir. Dünyanın bizim yaşadığımız acıları görmesini istiyorum. Her Kürt kadınının acılarla dolu bir hikayesi var. Bu hikayeleri anlatmak için mutlaka heykeltıraş, ressam ya da yazar olmak gerekmez. Herkes kendi imkanlarıyla bu hikayeleri aktarabilir; bazen yalnızca bir ses olmak bile yeterlidir. Yeter ki bu hikayeler ölmesin” diye ekledi.

‘Durmamalı ve geri adım atmamalıyız’

“Bizim tarihimiz dinmeyen acılar ve kapanmayan yaralarla dolu” diyen Leyla Sofi Sultani, kadınlara mücadeleden vazgeçmemeleri çağrısında bulundu. Leyla Sofi Sultani, “Kadınlar çoğu zaman şiddetle ve çeşitli zorluklarla karşı karşıya kalıyor. Ancak haklarımızı elde etmek için mücadele etmekten ve sesimizi yükseltmekten korkmamalıyız. Eğer bir bedel ödeyeceksek, bu kendi haklarımız için verdiğimiz mücadelede olsun. Durmamalı ve geri adım atmamalıyız. Her kadın geride bir iz bırakmalı, kendi hikayesini yaşatmalı ve gelecek kuşaklara aktarmalıdır” diyerek sözlerini noktaladı.