Kürt kadınlarının bedeninde tarihin izleri: Deq geleneği
Kürt kadınlarının bedenindeki kadim ‘Deq’ geleneği, bir süslenmenin ötesinde eski inanışların, yazılı olmayan tarihin ve kadın kimliğinin canlı bir belgesi niteliğinde. Bu gelenek günümüzde yeniden yaygınlaşmaya başlıyor.
SARA POURKHAZARİ
Kirmanşan - Kirmanşan’dan Îlam’a, Sine’den Mahabad’a kadar Kürt kadınların yüzlerinde ve ellerinde, yerel adı “Deq” olan, güneş, ay ve takımyıldızlarını çağrıştıran motiflere rastlanıyor. Bu işaretler yalnızca bir süsleme biçimi değil, kuşaktan kuşağa aktarılan kadim inanışların ve kültürel hafızanın izlerini taşıyor. Kadınların bedenlerine işlenen bu motifler, bir halkın geçmişten bugüne taşıdığı hafızanın canlı bir belgesi olarak geçmiş ile bugün arasında köprü kuruyor. Aynı zamanda kadınların yaşamları ile çevrelerindeki manevi dünya arasındaki bağı yansıtan Deq motifleri, tarih ve mitolojinin kadınların bedeninde somutlaşmış izlerini taşıyor.
İnsanlık tarihi kadar eski bir gelenek

Konuyla ilgili ajansımıza değerlendirmelerde bulunan tarih bölümü öğrencisi Maria T., dövmenin geçmişinin insanlık tarihi kadar eski olduğunu belirtti. Maria T., “Arkeolojik bulgular, insanların 5 bin yıldan uzun süredir bedenlerine kalıcı motifler işlediğini gösteriyor. Bu motiflerin dini, ritüel, inançsal, tedavi edici ve hatta toplumsal işlevlerinin olduğuna inanılıyor. Günümüzde ileri yaştaki Kürt kadınların bedenlerinde görülen birçok motif, geçmişte seramiklerin, ritüel araçların ve günlük kullanılan eşyaların üzerinde de yer alıyordu” dedi.
Söz konusu desenlerin yalnızca estetik bir yön taşımadığını kaydeden Maria T., “Derin bir anlam ve kavram barındırdığını gösteren açık bir işaret. Beden üzerindeki motiflerle kadim motifler arasındaki bu bağ, Deq’i Kürt halkının kültürel hafızasının ve görsel mirasının bir parçası haline getiriyor. Bu tür dövmeler daha çok ileri yaştaki kadınların yüzlerinde ve ellerinde görülse de erkekler arasında da var olmuş. Ancak neredeyse bütün ileri yaştaki Kürt kadınların bedenlerinde bu kadim ritüelin izini taşıması, kuşkusuz bu meselenin önemini gösteriyor” ifadelerinde bulundu.
Gelenek son yıllarda zayıfladı

Antik Mezopotamya’ya dayanan kadim dövmeler, Kürt kadınları arasında, özellikle Kirmanşan’daki Yaresanların yaşadığı bölgelerde, güzelliğin ötesinde bir dünya görüşünün, kutsallığın, korunmanın ve tedavinin parçası olarak şekillenmişti. Uzun geçmişine rağmen bu gelenek, son yıllarda toplumsal ve siyasi değişimler ile yeni inanışların ortaya çıkması nedeniyle büyük ölçüde zayıfladı ve günümüzde yalnızca ileri yaştaki kadınlar arasında görülüyor. Buna karşın son yıllarda, bu motifleri kültürel kimlik ve kolektif hafızayla yeniden ilişkilendirmek amacıyla yeni bir canlanma dalgası oluştu. Bu motiflerin ardındaki sözlü anlatılar ise Deq’i derinlemesine araştırılması gereken bir konu haline getiriyor.
Güneş, çiçek ve çam ağacı motifleri
Deq geleneğini sürdüren kadınlardan biri, bedenindeki motifleri anılarını hatırlayarak anlattı. Kadın, “Güneşi bedenimize işlerdik ki ışık ve aydınlık hayatımızda her zaman var olsun. Çiçek ve filiz motiflerini ise gençliğin ve tazeliğin bizden hiçbir zaman uzaklaşmaması için yapardık. Annemin ellerinde çam ağacı motifi vardı ve bu motifin ellerindeki ağrıları iyileştirdiğine inanıyordu. Bu motiflerin her birinin, hayatımıza anlam ve umut katan kendine özgü bir mucizesi vardı. Ancak bugün bu inanışların birçoğu unutuldu. Artık daha az genç kadın dövme yaptırmaya istekli ve bu kadim gelenek yavaş yavaş unutuluyor” sözlerine dikkat çekti.
Bu motifler geçmişte manevi inanışlar, tedavi yöntemleri ve insani arzularla derin bir bağ taşıyor, doğa ile yaşamı iç içe geçiriyordu. Bu kültür bugün yok olma yolunda ve yalnızca insanların sözlü hafızasında varlığını sürdürüyor. Konuya ilişkin yazılı kaynakların az olması nedeniyle bu motiflerin sırlarını çözmek için söz konusu kültürün asıl taşıyıcılarının anlatılarına kulak vermek gerekiyor.
Kullanılan malzemeler geleneğin önemli bir parçası
Bu konuda araştırma yapan gazeteci Şiva S., Kirmanşan’ın farklı bölgelerinde yaptığı çalışmada Deq geleneğine ilişkin inanışların büyük ölçüde ortak olduğunu belirtti.
Şiva S., bedenlerine bu motifleri işleyen kadınların çoğunun ritüelin anlamına dair benzer anlayışlara sahip olduğunu aktararak, kullanılan malzemelerin de geleneğin önemli bir parçası olduğunu söyledi.
Şiva S., “Hepsi, kandil isi ile kız çocuğu doğurmuş bir annenin sütünün karıştırılması gerektiğini vurguluyordu. Birçok kişi, böyle bir annenin sütünün rengin bedene daha iyi işlemesini ve daha kalıcı olmasını sağladığına inanıyordu. Bir grup ise bu ritüelin tamamen kadınlara özgü olduğunu ve başka bir kadını dünyaya getirmiş bir kadının sütünün kullanılması gerektiğini söylüyordu” diye kaydetti.
Deq geleneğinin yalnızca bir güzellik uygulaması olarak değerlendirilmemesi gerektiğini ifade eden Şiva S., ritüelin kadınların yerel kültürdeki konumuna ve kendi bedenleri üzerindeki kararlarına ilişkin önemli ipuçları taşıdığını kaydetti.
Şiva S., “İlk bakışta basit hatta yüzeysel görünen bu inanış, aslında Deq ritüelinin kökenine ilişkin derin katmanları ortaya çıkarıyor; kadınların değerine ve yerel kültürdeki konumuna işaret eden katmanları. Deq ritüeli özünde, kadının kendi bedeni hakkında karar verebildiğini ve bedenine kalıcı motifler işleyebildiğini gösteriyor. Bu eylem, beden üzerinde bağımsızlık ve sahiplik ilanının bir biçimiydi” diye konuştu.
Kadınların bedenleri üzerindeki kararları sınırlandırılıyor
Şiva S., İran’da son yıllarda doğrudan yasaklanmamış olsa da toplumsal baskılar, dini kurallar ve ataerkil yapının kadınların bedenleri üzerindeki kararlarını sınırlandırdığını belirtti. Deq’in bu açıdan kadınların bedenleri üzerinde seçim yapma ve anlam yaratma hakkını yansıttığını vurgulayan Şiva S., “Deq ritüelinin kökeni ve çevresindeki inanışlara ilişkin ayrıntılar aslında çok önemli. Çünkü bu geleneğin yalnızca bir güzellik uygulaması değil, kültürel ve toplumsal bir ifade olduğunu gösteriyor. Deq, gizli katmanlarında kadınların kısıtlamalara karşı direnişinin bir yansıması ve kadının kendi bedeni üzerinde seçim yapma ve anlam yaratma hakkının bir vurgusudur” dedi.
Kadınlar arasında yaygın olan ay, güneş ve özellikle yıldız motifleri, aşk ve bereketin simgesi olarak kabul edilen İştar gibi kadim tanrıçaları ve geçmiş toplumların mitolojik inanışlarını yansıtıyor. Bu motifler, kadim kültürlerin yalnızca bireysel hafızada kalmadığını, zamanla kolektif hafızaya yerleşerek kadınların bedenlerinde kalıcı hale geldiğini gösteriyor. Deq motifleri aynı zamanda kadınların yazılı olmayan tarihini oluşturuyor. İsimleri tarih kitaplarında yer almayan kadınlar, kendi yaşamlarının ve halklarının inanışlarının hikayesini bedenlerine işleyerek gelecek kuşaklara aktardı. Günümüzde bu motifler, Mezopotamya ve Kürt bölgelerinde kadınların geçmişine ilişkin gizli kalmış yönleri ortaya çıkaran canlı belgeler niteliği taşıyor; kadın kimliği ve kültürünün görünmeyen katmanlarını görünür hale getiriyor.