Kadın yazar ve gazeteciler artıyor: Karar mekanizmaları ise değişmiyor
Kürt gazeteciliği ve yazın alanında kadınların sayısı artıyor. Ancak karar mekanizmalarında temsilleri hala sınırlı. Yazar Kosret Ahmed Bekes, kadınların yazmasının yalnızca edebi bir üretim değil, toplumsal bir sorumluluk olduğunu vurguluyor.
ŞİYA KOYA
Koye- Erkek egemen zihniyetin gölgesinde gelişen yazın dünyasında kadınlar, hem gazetecilikte hem de edebiyatta daha görünür bir konuma ulaşıyor. Buna rağmen üst düzey yönetim pozisyonlarında kadınların oranı dünya genelinde yalnızca yüzde 27 seviyesinde kalıyor. Yazar Kosret Ahmed Bekes’e göre kadınların kalemi, yalnızca bir anlatım aracı değil; kadınların yaşadığı acılara, görünmeyen yaralara ve bastırılmış hikayelere doğrudan temas eden bir güç. Bu nedenle kadınların yazması, toplumsal dönüşümün önemli bir parçası olarak görülüyor.
Kosret Ahmed Bekes, Kürt gazeteciliği ve yazın alanında kadınların rolüne ilişkin ajansımıza değerlendirmelerde bulundu.
‘Yetenekli kadın gazeteci ve yazarlar var’
“Günümüzde geçmişle kıyaslandığında, Kürt gazeteciliği ve yazın alanında çok sayıda yetenekli kadın görüyoruz” diyen Kosret Ahmed Bekes, şöyle devam etti: “Teknoloji ilerliyor ve zaman zaman insanların eskisi kadar okumadığı söyleniyor; ancak bu durum ne okuma alışkanlığının ortadan kalkmasına ne de yazının azalmasına yol açtı. Aksine, özellikle gençler hem elektronik gazeteleri hem de basılı kitapları okuyor.
Bugün dergiler, gazeteler ve kitaplar her alanda yayımlanmaya devam ediyor. Sevindirici olan ise yazarların büyük bir kısmının kadın olması ve yazın alanında güçlü bir yer edinmeleridir. Kadınlar edebiyat ya da siyaset gibi farklı alanlarda yazıyor ve bilgi üretiminde üst düzey bir konuma ulaşabilecek potansiyele sahipler. Yakın zamanda yalnızca kadınlara özel, tüm yazarları kadınlardan oluşan bir dergi yayımlanacak. Bu da kadınların yazın düzeyini görünür kılmak amacı taşıyor. Kürt kadınlarının yazın alanında güçlü oldukları artık ortaya çıkmıştır ve bu gurur vericidir.”
‘Bir kadın yazdığında kadınların yaralarına dokunur’
Yazın dünyasında kadın ve erkek arasındaki farklara ilişkin değerlendirmede bulunan Kosret Ahmed Bekes, yazının özünde insani bir alan olduğunu vurgulayarak, “Ben yazıda cinsiyete dayalı bir ayrım olduğunu söylemiyorum. Yazı insani bir meseledir; ‘kadın edebiyatı’ ya da ‘erkek edebiyatı’ gibi bir ayrım yapılmamalıdır. Ancak bir kadın yazdığında, kadınların yaralarına parmağını basar. Kadınların sorunlarını daha ayrıntılı ve daha yoğun bir biçimde ele alabilir. Erkeklerin yazdıkları etkisizdir demiyorum; fakat kadınların yazdıkları daha güçlü bir etki bırakır. Çünkü kadınlar hangi yaranın nerede kanadığını bilir; hangi acının daha derin olduğunu, hangi yaranın daha çok kan kaybettirdiğini hisseder. Ve o yaraya nasıl müdahale edilmesi gerektiğini de bilir” şeklinde konuştu.
‘Kadın ajansı gurur verici’
Konuşmasının sonunda yazar Kosret Ahmed Bekes, kadınlara odaklanan bir ajansın varlığının önemine dikkat çekerek şunları söyledi: “Kadınlara özel bir ajans olarak çalışmanız, kadınların sorunlarını ve kazanımlarını görünür kılmanız beni çok mutlu ediyor. Bu gerçekten gurur verici.”
‘Kadınlar yazmalı ve birbirine yol açmalı’
Öğretmen Kurdistan Newzad ise gazetelerin ve dergilerin yeniden canlandırılması gerektiğini vurguladı. Günümüzde kitap ve gazete okuma oranlarının azaldığı yönündeki görüşlere katılmakla birlikte, okuma isteği olan herkesin farklı mecralarda buna ulaşabileceğini ifade ederek, “Evet, bugün basılı kitap ve gazete okuma oranı düşmüş olabilir; ancak isteyen herkes okuyabilir. İster cep telefonundan haberleri takip etsin ister elektronik yayınları okusun. Bu çağda gazetelerin ve dergilerin özellikle gençler tarafından yeniden canlandırılması gerekiyor. Kadın yazarlarımız çok; fakat bu hala istediğimiz düzeyde değil. Yazma yeteneği olan ya da içinde söyleyecek sözü bulunan kadınlar yazmalı ve ürettiklerini genç kadınlara sunmalı. Kadınlar birbirlerine yol açmalı” diye belirtti.