Irak sanatının hafızası Zehra El-Rubey'i: Oyunculuktan hiç vazgeçmedim

Altmış yılı aşkın sanat hayatında Irak sanatındaki değişimlere ve sanatçıların yaşadığı zorluklara tanıklık eden Iraklı sanatçı Zehra El-Rubey'i, tüm değişimlere rağmen oyunculuktan vazgeçmediğini vurguladı.

RAJA HAMİD RASHİD

Irak - Iraklı sanatçı Zehra El-Rubey'i, çocukluğundan başlayan sanat kariyerinde oyunculuğa ilk adımından öne çıkan çalışmalarına kadar uzanan uzun bir yolculuğun önemli isimlerinden biri. Irak sanatının geçmişten bugüne geçirdiği dönüşümlere, öncü sanatçıların yaşadığı zorluklara ve 2003 sonrası sanatçıların göçüne uzanan bu süreç, Zehra El-Rubey'i’nin onlarca yıla yayılan kariyerinde önemli bir yer tutuyor. Sanat hayatı boyunca metin, yönetmenlik, yapım koşulları ve sanatçı ücretleri açısından yaşanan değişimler de Irak sanat dünyasının dönüşümünü ortaya koyuyor. Oyunculuk tutkusunu koruyan Zehra El-Rubey'i, tüm bu değişimlere ve karşılaştığı zorluklara rağmen sanattan vazgeçmeyen isimler arasında yer alıyor.

Sanata başladığı ilk yılları anlatan Zehra El-Rubey'i, “İlkokul öğrencisiydim ve okulda düzenlenen her etkinliğe ve sanatsal faaliyete katılırdım. Bizi çağırdıklarında okul dışında düzenlenen etkinliklerde de çocuklara yönelik tiyatro gösterileri sunardım. Oyunculuk dünyasına asıl girişim ortaokul döneminde oldu. Sanatçı kardeşim Fatıma El-Rubey'i ile birlikte bir stüdyoya gittik. Orada, hayatını kaybeden büyük sanatçı Halil Şevki ile tanıştım. Halil Şevki beni fark etti ve bir sanat rolünü üstlenmem için bana ihtiyaç olduğunu söyledi. Ancak ailemin onayını almak kolay olmadı. Ben ise bu deneyimi yaşamaya son derece hevesliydim ve bu fikri hemen benimsedim. Sonunda ailemin onayını aldım” ifadelerinde bulundu.

  

13 yaşında sanat yolculuğu başladı

Sanat kariyerindeki ilk adımlarını 1964 yılında, Hüseyin El-Tikriti’nin yönettiği “Sabriye” adlı televizyon oyunuyla attığını kaydeden Zehra El-Rubey’i, sözlerine şöyle devam etti:

“O sırada 13 yaşındaydım. Çalışma siyah beyaz çekilip yayımlandı ve büyük ilgi gördü. Ekrana çıkmam ailem için de sürpriz oldu. Rolü oynama ve başarılı bir şekilde canlandırma yeteneğim karşısında şaşırdılar. Geçmişte sanat çalışmaları bugünkünden tamamen farklıydı. Eskiden televizyon metinlerini alır ve tüm sanat ekibi olarak aynı masanın etrafında otururduk. Diziyi sonuna kadar her gün okurduk. Bugün ise bu çalışma biçimini görmüyoruz. Yönetmen bize her oyuncuya ait metni veya sahneleri veriyor. Bunları stüdyoya girene kadar bireysel olarak okuyoruz ve bizi dinleyen bir yönetmen olmuyor. Böylece sanatçı yalnızca kendi sahnelerini okumuş oluyor.”

Rollerin koordinasyonu ve adil dağıtımının olmadığını belirten Zehra El-Rubey'i, kendisi ve daha önce Milli Oyunculuk Topluluğu’nda yer alan sanatçılar da dahil olmak üzere öncü sanatçıların çoğunun artık sanatsal çalışmalarda yer almadığını söyledi. Zehra El-Rubey'i, “53 yılı aşkın oyunculuk deneyimim var ve Arap dünyasında tanınıyorum. Irak içinde ve dışında sanatsal çalışmalarım bulunuyor. Buna rağmen bizi göz ardı ettiler” sözlerine dikkat çekti.

Önemli oyunlarda rol aldı

Zehra El-Rubey'i’nin ilk tiyatro çalışması, dünya tiyatrosundan uyarlanan “Sonra Bir Şehre Geldiler” adlı oyun oldu. Ardından 1975 yılında “Bey ve Şoför” adlı tiyatro oyununda rol aldı. “Hepsi Benim Çocuklarım” adlı eserle çocuk tiyatrosunda da çalışan Zehra El-Rubey'i, “5 Haziran Partisi” ve başka tiyatro çalışmalarında da yer aldı.

Zehra El-Rubey'i, metinlerin ve sanat çalışmalarının son yıllarda büyük değişim geçirdiğini ifade ederek, “Geçmişte eserler yayımlandığında geniş kitleler tarafından ilgiyle takip edilirdi. Bugün ise gösterimler ve mevcut roller azaldı. Deneyimli sanatçı ile oyunculuk alanında yeni olanlar arasındaki belirgin farklar da artık ortadan kalktı. Öncü yönetmenlere, ücretlerinin yüksek olduğu gerekçesiyle yer verilmemesini de doğru bulmuyorum. Geçmişte Irak Radyo ve Televizyon Kurumu binasında Oyuncular Sendikası’nın sınıflandırmasının yer aldığı bir liste vardı. Bu listede ‘mükemmel derece’, ‘birinci, ikinci ve üçüncü derece’ oyuncuların yanı sıra ‘A, B, C’ şeklinde sınıflandırmalar bulunuyordu. Ancak bugün bu sınıflandırma artık mevcut değil” dedi.

‘Güvenlik koşulları nedeniyle deneyimli sanatçı göç etti’

Oyuncular Sendikası’nın olanakları ölçüsünde sanatçıların haklarını koruyabileceğini dile getiren Zehra Dl-Rubey'i, “Sendika müdahale ederek resmi kanallarla görüşebiliyor. Ancak özel uydu kanallarının yaygınlaşmasıyla birlikte sendika bunların tamamı üzerinde denetim sağlayamıyor. 2003 yılında yaşanan olaylar Iraklı sanatçıları büyük ölçüde etkiledi. Güvenlik koşulları nedeniyle olayların ardından birçok deneyimli sanatçı göç etti. Radyo ve televizyondaki birçok program kapatıldı, bazı bakanlıklar da lağvedildi” şeklinde konuştu.

Oynamak istediği role ilişkin Zehra El-Rubey'i, Hansa’nın rolünü çok istediğini belirterek, çocuklarını kaybeden bu büyük kadının hikayesini canlandırmayı arzuladığını söyledi. Aynı şekilde çocuklarını kaybeden Ümmü’l-Benîn’i de oynamak istediğini dile getiren Zehra El-Rubey'i, bu karakterlerden birini canlandırmayı dilediğini ifade etti. Bu karakterlerin güçlü ve çok katmanlı olduğunu kaydeden sanatçı, söz konusu rollerin cesur, ayakta duran ve direnen bir kadını canlandırmayı gerektirdiğini sözlerine ekledi. Hayatını yeniden yaşama fırsatı verilse sanatla ilgili tercihini yine aynı şekilde yapacağını vurgulayan Zehra El-Rubey'i, sanat dışında kendisini başka bir alanda görmediğini ve oyunculuğa duyduğu sevginin her şeyden üstün olduğunun altını çizdi.

Zehra El-Rubey'i, sanat kariyeri boyunca kazandığı çok sayıda ödül ve aldığı çeşitli onurlandırmaları da koruyor. Yıllar boyunca sürdürdüğü çalışmaların önemli durakları olarak gördüğü bu ödül ve onurlandırmaları, aynı zamanda yaratıcı yolculuğunu belgeleyen tarihsel simgeler olarak değerlendiriyor. Bunların, Irak sanat ve drama alanına yaptığı katkıların yanı sıra emek ve başarılarla dolu uzun sanat kariyerinin de tanıkları olduğunu düşünüyor.