Geleneksel oyuncak bebeklerle Cezayir kıyafetlerine yeniden hayat veriyor
Geri dönüştürülmüş plastiklere dayanan yenilikçi bir sanat projesiyle geleneksel oyuncak bebekler üreten Meryem Ziyad, basit ve atık malzemeleri Cezayir’in köklerine uzanan zengin kıyafetlerini yansıtan canlı figürlere dönüştürmeyi başardı.
RABİA HURAYS
Cezayir – Cezayirli sanatçı Meryem Ziyad, modernleşmenin baskısına karşı kültürel mirası koruma amacıyla geri dönüştürülmüş malzemelerden geleneksel oyuncak bebekler yapmayı tercih etti ve evini özgün Cezayir kıyafetlerinin sergilendiği küçük bir müzeye dönüştürdü.
Meryem Ziyad Geri dönüştürülmüş malzemelerden ürettiği özgün bebeklerle, geleneksel Cezayir kıyafetlerini yeniden görünür kılan hem sanatsal hem de insani bir proje geliştirdi.
Standart ve birbirine benzeyen ithal oyuncakların aksine, Meryem Ziyad’ın ürettiği bebekler mekânın ruhunu taşıyor ve Cezayirli kadının tarih boyunca süren hikâyesini anlatıyor.
Bir ev küçük bir müzeye dönüşüyor
Başkentin doğusundaki El-Kubbe belediyesinde yer alan mütevazı evinde sanat ve tarih iç içe geçiyor. Bir zamanlar sade bir yaşam alanı olan oda, bugün “hayek”, “kandura”, “kaftan”, “karako”, “burnus” gibi Cezayir kimliğinin sembolü olan geleneksel kıyafetleri taşıyan onlarca bebeğin sergilendiği ev tipi bir müzeye dönüşmüş durumda.
Bu evin her köşesi bir hikâye anlatıyor. Renkler, kumaşlar, takılar ve bebeklerin sunum biçimi, halk hafızasını koruma isteği ve güçlü bir tutkuyu yansıtıyor.
Hukuk fakültesi mezunu olan ve uzun yıllar ilkokul öğretmenliği yapan Meryem Ziyad, aslında çocukluğundan beri bebek yapımına ilgi duyduğunu belirterek şunları söylüyor:
“Küçüklüğümden beri kendi ellerimle bebek yapmayı severdim. Cezayir’in geçmişteki sosyal ve kültürel yaşamını yansıtan küçük bir müze hayalim vardı. Zamanla bu tutku gerçek bir mesleğe dönüştü.”
Meryem’in öğretmenliği bırakması ise bir son değil, ruhuna daha yakın yeni bir başlangıç oldu.
Karagöz kukla sanatı yeniden hayat buluyor
Meryem Ziyad’a göre bebek yapımı yalnızca bir zanaat değil, Cezayir’in köklü geleneklerinin bir parçası. Bu nedenle çalışmaları, yerel olarak “kukla sanatı” ya da “karagöz kuklaları” olarak bilinen tiyatro alanında da ilgi görüyor.
Osmanlı döneminde Cezayir’e gelen bu sanat, zamanla gelişerek özellikle Fransız sömürge döneminde toplumsal ve politik mesajlar taşıyan bir araca dönüştü. Etkisi o kadar büyüktü ki, sömürge yönetimi bu gösterileri dolaylı bir direniş biçimi olarak görüp bastırmaya çalıştı.
Bugün Meryem Ziyad’ın bebekleri tiyatro sanatçıları, kültür meraklıları ve turistler tarafından ilgi görüyor. Kendisi bu ilgiyi şöyle anlatıyor:
“Bu bebekler, Cezayirli kadının kıyafetlerini, takılarını ve süslenme biçimlerini gerçekçi şekilde yansıttığı için dünyanın dört bir yanından turistlerin ilgisini çekiyor.”
Meryem Ziyad’ın küçük müzesinde yaklaşık 30 bebek bulunuyor ve her biri farklı geleneksel kıyafetler ve aksesuarlarla donatılmış durumda.
Sanat ile çevre bilinci buluşuyor
Projesini farklı kılan bir diğer unsur ise çevresel boyutu. Meryem Ziyad, plastik şişeler, kapaklar, bardaklar, eski kumaşlar ve kullanılmayan tekstil parçaları gibi evde kolayca bulunabilecek malzemeleri değerlendiriyor.
Sanatçı, “Eski kıyafetleri yeni ham maddelere dönüştürüyorum ve bebekleri giydirmek için kullanıyorum. Bu yaklaşımımda, el sanatlarıyla ilgilenen annemin büyük etkisi var” diyor.
Meryem Ziyad, siparişlerini dijital medya üzerinden hem Cezayir içinden hem de yurt dışındaki insanlardan alıyor. Artan ilgilere rağmen, destek eksikliği ve pazarlama zorlukları gibi sorunlarla karşı karşıya. En büyük hayali ise çalışmalarını daha iyi sergileyebileceği küçük bir dükkâna sahip olmak.