Faslı Badiâ Nabil geleneksel sepet ve halılara hayat veriyor
Badiâ Nabil emekli olduktan sonra başladığı Fas’ın geleneksel sepet ve halı yapma sanatıyla yaşamını değiştirdi. Badiâ, el sanatlarıyla hem Fas’ın kültürel yapısını korumayı amaçlıyor hem de kendisi için yeni bir hobi ediniyor.

HANAN HARITE
Fas - Hayatının önemli bir dönemecinde, uzun yıllar süren meslek hayatının ardından 63 yaşındaki Badiâ Nabil, kendini yeniden keşfetmek için yeni bir fırsat yaratmaya karar verdi. Emeklilik, onun için bir son değil; Fas’ın geleneksel el sanatları dünyasında yeni bir maceranın başlangıcı oldu. Geleneksel sanatları bir ifade aracı olarak kullanarak hem kendini ifade etmeyi hem de ülkesinin kültürel mirasını korumaya katkıda bulunmayı hedefledi.
Emeklilikten el sanatlarına uzanan yolculuk
Badiâ Nabil, memur olarak çalıştı ve üç çocuğunu bu şekilde büyüttü. Ancak çocukları büyüyüp kendi yollarına gittikçe, alışkın olduğu yoğun tempodan uzaklaşınca büyük bir boşluk hissetmeye başladı. Bu değişimin kolay olmadığını vurgulayan Bedia Nabil, pes etmediğini belirterek, el sanatlarına ilgisinin nasıl başladığını şu şekilde anlattı: "Bir gün Marakeş’te bir halk pazarında dolaşırken, kadınların sepetleri ve şapkaları süslediklerini gördüm. O an kendi kendime ‘Neden ben de denemiyorum?’ dedim."
İlk denemelerinin oldukça basit olduğunu ve sonuçtan pek memnun kalmadığını belirterek "Bir gece, ilk kez bir sepet üzerine desen çizdim. İlk başta pek hoşuma gitmedi, ama tamamladım. Sabah tekrar baktığımda, içimi tarifsiz bir mutluluk kapladı. O an anladım ki, tutkum buymuş" dedi.
Sanat, kültürel mirası korunmanın önemli bir yolu
Başlangıçta bir hobi gibi görünen bu uğraş, kısa sürede onun için gerçek bir tutkuya dönüştü. Artık yalnızca sepetleri ve şapkaları süslemekle yetinmeyip, geleneksel Fas halıları (zerabi) dokumayı da öğrenerek geleneksel Fas kültürünü canlandırmaya başladı. Bedia Nabil’ e göre kadınlar sadece zanaatkar değil, aynı zamanda kültürel mirasın taşıyıcıları da.
Bedia Nabil, sözlerine şöyle devam etti: "Biz kadınlar sadece el sanatlarıyla uğraşan kişiler değiliz; aynı zamanda kültürel kimliğin koruyucularıyız. Geleneksel sanatlarımızı sevgiyle ve yaratıcılıkla yeniden canlandırdığımız sürece, kültürel mirasımız asla yok olmayacaktır."
Sepet ve halıları büyük bir titizlikle işlerken, kullandığı boncukları ve canlı renkleri doğadan ve Fas’ın halk pazarlarından ilham alarak seçen Bedia Nabil, el sanatlarına sadece bir iş gözüyle bakmadığını da vurgulayarak, "Yaptığım her şey, bir sanat eseri gibi benim ruhumu yansıtıyor. Her sepet, her halı, anlatılacak bir hikâye taşıyor. Seçtiğim her renk, dokuduğum her desen, bu sanata duyduğum sevgiyi ve tutkuyu ifade ediyor" dedi.
Bedia Nabil, eserlerini tamamladığında hissettiklerini ise şu şekilde ifade etti: “Bir sepeti süslediğimde veya bir halıyı bitirdiğimde, kendimi bir tablo yapmış gibi hissediyorum. Seçtiğim her renk, yaptığım her küçük dokunuş, duygularımın ve düşüncelerimin bir yansıması."
‘Kültürel mirasımızı yaşattığımı bilmek bana gurur veriyor’
Badiâ Nabil için bu yolculuk hiç kolay olmamış. Karşılaştığı en büyük zorluklardan birinin ham, ham madde fiyatlarının yüksekliği olduğuna dikkat çeken Bedia Nabil özellikle kuraklık nedeniyle doğal malzemelerin teminin giderek zorlaştığını kaydederek, “Bazen malzemeler gerçekten pahalı oluyor, ama ben küçük detayların büyük fark yarattığına inanıyorum. İşlerimi güzelleştirecek boncuklar veya aksesuarlar için asla cimrilik yapmam; pahalı da olsa, değerini biliyorum" şeklinde dile getirdi.
Ailesinin bu süreçte en büyük destekçisi olduğuna değinen Bedia Nabil, çocuklarının ve torunlarının onu her zaman cesaretlendirdiğini ve güç verdiğini belirtti. Bedia Nabil ayrıca, katıldığı el sanatları fuarlarının ona büyük bir motivasyon kaynağı olduğunu, ziyaretçilerin eserlerine hayran kalmasının onun sanatına olan inancını pekiştirdiğini sözlerine ekleyerek, şöyle konuştu: "Her katıldığım fuarda, insanların gözlerindeki hayranlığı görüyorum. Bu, beni devam etmeye teşvik eden en büyük şey. Kültürel mirasımızı yaşattığımı bilmek bana büyük bir gurur veriyor."
El sanatlarını yeni nesillere aktarmak
Badiâ Nabil, aynı zamanda bu sanatı genç nesillere aktarmayı da kendine görev edinmiş biri. Geleneksel sanatların devamlılığının ancak kuşaktan kuşağa aktarılmasıyla mümkün olacağına inandığını belirten Badiâ Nabil, genç kadınlara yönelik atölyeler düzenleyerek onlara bu el sanatlarının inceliklerini öğrettiğini anlattı. Bunun hem onların ekonomik bağımsızlık kazanmalarına yardımcı olduğunu hem de kültürel mirası koruma misyonunu sürdürdüğüne dikkat çeken Badiâ Nabil, "Ben her zaman bu sanatları başkalarına öğretmeye çalışıyorum, çünkü Faslı kadınların gerçekten mirasımızı koruyan kişiler olduğuna inanıyorum. Eğer bu sanatları genç nesillere öğretmezsek, kültürel kimliğimizin bir parçasını kaybetme riskiyle karşı karşıya kalırız" diye belirtti.
"Yaş, hayallerimizi gerçekleştirmemiz için bir engel değil” diyen Badiâ Nabil sözlerini şöyle sürdürdü: “Aksine, bazen yeni bir başlangıcın kapısını açabilir. Kadınlar, sevdikleri herhangi bir işe veya hobiye başlamaktan çekinmemeli. Boşluk hissi insanı tüketir, ancak yaratıcılığın yaşı yoktur. Başarı için en önemli şey sabır ve zekâdır."