Arap hattı Tunuslu kadınlar için sanatın ötesinde: Kimlik ve miras

Tunus’ta kadın ve kız çocukları, Arap hattı kulüplerinde bir araya gelerek hem bu sanatı öğreniyor hem de kültürel mirasla bağlarını güçlendiriyor. Katılımcılar, Arap hattının estetik yönünün yanı sıra kimlik ve kültür açısından önemine dikkat çekiyor.

İHLAS HAMRUNİ

Tunus- Tunus’ta farklı yaşlardan kadın ve kız çocukları, Arap hattını öğrenerek bu sanatın taşıdığı kültürel mirası ve kimliği yaşatmaya çalışıyor. Süleyman kentindeki Arap hattı kulübünde bir araya gelen kadınlar, kimi çocuklukta başlayan ilgisini yıllar sonra yeniden sürdürürken, kimi de genç yaşta keşfettiği bu sanatla kendine yeni bir ifade alanı açıyor. Katılımcılar, Arap hattının estetik yönünün yanı sıra kültür, tarih ve kimlikle kurduğu bağa dikkat çekerken, eğitmenler ise bu sanatın sabır, titizlik ve yaratıcılığı geliştiren yönünü vurguluyor.

Sanatı kimliğinin bir parçası

Bu kadınlardan biri olan 75 yaşındaki Fatma El-Makdini, elindeki kalemle beyaz kağıda büyük bir dikkat ve özenle harfler çiziyor. Dört yaşında öğrendiği Arap hattına 70 yılı aşkın bir süre sonra yeniden dönen Fatma El-Makdini, çocukluk yıllarında başlayan ilgisini bugün yeniden sürdürüyor. Arap hattı kulübüne katılımının sıradan bir etkinlik olmadığını belirten Fatma El-Makdini, bu deneyimin kendisini ilk harflerini öğrendiği günlere götürdüğünü ifade ediyor. Arap hattının onun için yalnızca bir sanat dalı olmadığını belirten Fatma El-Makdini, bu sanatın kimliğinin ve ruhunun bir parçası olduğunu vurguluyor.

70 yıl önce başlayan bir yolculuk

Fatma El-Makdini’nin hikayesi, yaşamın hızlandığı ve birçok geleneksel değerin giderek unutulduğu bir dönemde kültürel köklere bağlı kalmanın önemini de ortaya koyuyor. Kadınların hikayelerine ev sahipliği yapan Arap hattı kulübü, onun için 70 yıl önce başlayan bir yolculuğun yeniden devam ettiği bir mekana dönüşüyor. Fatma El-Makdini, Arap hattını dört yaşındayken öğrendiğini, daha sonra ilkokula başlayarak Arapça ve Fransızca eğitimi aldığını belirtti. Yıllar sonra özel bir kulüpte yeniden Arap hattı çalışmaya başlayan Fatma El-Makdini, bu deneyimin kendisini adeta çocukluk yıllarına götürdüğünü ifade etti. Fatma El-Makdini’nin yanında ise edebiyat bakalorya bölümünde eğitim gören iki öğrenci de Arap hattı çalışıyor.

‘Güzellik ve zarafeti bir araya getiriyor’

Bunlardan biri olan Sirin Şuşi, Arapçaya duyduğu ilgi ve Arap hattının Tunus mirasıyla güçlü bağından dolayı bu sanatı seçtiğini belirtiyor. Arap hattının kültür, sanat ve tarihi bir araya getirdiğini söyleyen Sirin Şuşi, estetik yönüyle de öne çıkan bu alana ilgisinin arttığını ve farklı hat türlerinde ustalaşana kadar çalışmalarını sürdürmek istediğini ifade ediyor. Kadınların Arap hattıyla doğal bir bağ kurduğunu düşünen Sirin Şuşi, bu sanatın kültür, güzellik ve zarafeti bir araya getirdiğini kaydediyor.

Sirin Şuşi, kadınların düzen, titizlik, ayrıntı, güzellik ve süslemeye verdikleri önem nedeniyle Arap hattını öğrenme ve uygulamada başarılı olabileceklerini düşünüyor. Kız çocuklarını Arap hattı kulübüne katılmaya ve Tunus’un kültürel mirasının önemli bir parçası olan bu sanatı yaşatmaya çağıran Sirin Şuşi, bu alanda çalışmaların sürdürülmesi, becerilerin geliştirilmesi ve Arap hattında ustalaşılması gerektiğini vurguluyor.

Tunus mirasını yansıtıyor

Öte yandan edebiyat bakalorya bölümünde eğitim gören Aya Mahlufi, Arap hattına yaratıcılık ve özgünlüğü bir araya getiren zarif ve güzel bir sanat olduğunu düşündüğü için katıldığını söylüyor. Aya Mahlufi, Arap hattının ayrıntılarıyla kadını andırdığını ve Tunus mirasının önemli bir yönünü yansıttığını söyleyerek, ayrıca rik'a, Kayrevan ve divani hatları gibi farklı yazı biçimlerinin bulunduğuna dikkat çekiyor. Kulüpte kendi tutkusunu keşfeden Aya Mahlufi, bu tür etkinliklere katılmak ve Arap hattında uzmanlaşmak isteyen herkesi teşvik ediyor. Aya Mahlufi, bu sanatın kişiye hem keyif alma hem de kendi mirasının ve tarihinin farklı yönlerini keşfetme imkanı sunduğunu ifade ediyor.

 

Alanında ustalaşmak istiyor

Zeynep Busalah ise, hat kulübüne ilk kez katıldığında tek bir dersin bile bu sanata ilgi duymasına ve öğrenmeye devam etme isteği geliştirmesine yettiğini belirterek şöyle konuştu:

“Hat kulübüne ilk kez katıldığımda yalnızca bir derse katıldım ve bu alanın beni ne kadar etkilediğini fark ettim. O günden sonra Arap hattını öğrenmeye ve bu sanatta ustalaşmaya devam etmek istedim. Arap hattının kendine özgü bir estetik ve manevi yönü var. Bu nedenle bazı kadınlar için bir hobiye, hatta mesleğe dönüşebiliyor. Arap hattıyla tablolar hazırlayıp duvarlara asıyor veya evlerini süslüyorlar. Tunuslu kadının güzelliği ve zarafetiyle Arap hattının güzelliği ve inceliği arasında bir benzerlik ve bütünlük olduğunu düşünüyorum. Tunuslu kadınların hangi alanda çalıştığına bakılmaksızın bu sanata daha fazla ilgi göstermelerini diliyorum.”

Farklı hat türlerine de yoğunlaştı

Fatma El-Makdini, Sirin Şuşi, Aya Mahlufi, Zeynep Busalah ve Arap hattı kulübüne katılan diğer kadın ve kız çocuklarının arasında dolaşan Süleyman kentindeki kulüp eğitmeni Neval El-Cemali, katılımcılara sanatın tarihi ve kökenleri hakkında bilgi vererek sorularını yanıtlıyor. Katılımcılara Arap hattının tarihi ve kökenleri hakkında bilgi verdiğini kaydeden Neval El-Cemali, “Arap hattıyla ilişkim yıllar öncesine dayanıyor. Önce Tunus Hat Sanatları Derneği’nde, ardından Zeytune Bilgi ve Bilimler Derneği’nde Arap hattı öğretmeye başladım. Özellikle rik'a ve nesih olmak üzere farklı hat türleriyle ilgilendim. Bu sanatın farklı yönlerini ve estetik boyutlarını keşfetme isteğiyle çalışmalarımı sürdürdüm. Arap hattıyla kurduğum bağ, bu sanatın Arap kültürel ve medeniyet hafızasının bir parçası olmasından kaynaklanıyor. Bu sanatı öğrenme ve derinlemesine inceleme isteğimde, farklı hat türlerinin kendine özgü özellikleri, tarihi ve kültürü olması da önemli bir rol oynuyor” dedi.

Neval El-Cemali, Arap hattının farklı türlerine ilişkin şu bilgileri paylaştı:

“Hat türleri hem biçimleri hem de kullanım alanları açısından birbirinden farklıdır. Divani hattı devlet dairelerinde kullanılan yazılarla, rik'a günlük yazışmalarla, tuğra ise sultanların imzalarıyla ilişkilidir. Divani celi, devlet yazışmalarını süslemek için kullanılırken Endülüs hattı Endülüs’teki yazılarda öne çıkmıştır. Tunus ise eski Kur’an-ı Kerim nüshaları ve el yazmalarının yazıldığı Kayrevan hattıyla öne çıkıyor. Kufi hattı da Irak’la özdeşleşen başlıca hat türlerinden biridir. Arap hattı bugün koruma ve yenilik arasında bir dönem yaşıyor. Bazı kişiler hattın geleneksel biçimini korumaya ve öğrenmeye devam ederken, bazıları bu sanatı geliştirerek özellikle ticari alanlar olmak üzere yeni alanlarda kullanmaya çalışıyor. Bu kapsamda hat, bir sanat malzemesi olarak ele alınıyor ve modern teknikler ile yapay zeka araçları kullanılarak yeniden işleniyor.”

 

‘Hat kültürel kimliğimizi keşfetmemizi sağlıyor’

Arap hattı kulüpleri ve atölyelerine kadınların ve kız çocuklarının yoğun ilgi gösterdiğini kaydeden Neval El-Cemali, “Kadınların ve kız çocuklarının Arap hattı kulüpleri ve atölyelerine yoğun ilgi gösterdiğini görüyorum. Bunun nedeni yalnızca bu sanatın estetik yönü değil, aynı zamanda sabır, düşünme, titizlik ve ustalık gerektirmesidir. Bu özelliklerin kadınların bazı yönleriyle örtüştüğünü düşünüyorum. Bu nedenle kadınlar Arap hattını öğrenmeye, geliştirmeye ve farklı alanlarda kullanmaya daha fazla ilgi gösteriyor. Örneğin kadın kıyafetlerinin Arap hattıyla süslenmesi de bunlardan biri” ifadelerinde bulundu.

Arap hattı kulübünün kültür evlerindeki önemli kulüplerden biri olduğunu sözlerine ekleyen Neval El-Cemali, “Çünkü katılımcılara robotik, dans ve resim gibi alışık oldukları etkinliklerden farklı bir sanat alanını keşfetme imkanı sunuyor. Bu sanatın aynı zamanda eğitici bir yönü var. Bu nedenle Arap hattı kulübü yalnızca yazı ve süsleme öğrenilen bir alan olmaktan çıkıyor. Aynı zamanda kültürel kimliğimizin bir parçasını keşfetmemize, sabır ve yaratıcılığımızı geliştirmemize ve yeni nesilleri yüzyıllar boyunca Arap ve İslam medeniyetlerinin gelişimine tanıklık etmiş bir sanatla buluşturmamıza olanak sağlıyor” şeklinde konuştu.