Faslı sanatçı kadınların görünmeyen hikayelerini sahneye taşıyor

Faslı tiyatro sanatçısı Fatima Zahra Sindadi, muhafazakar bir kırsal çevrede kadınlara biçilen geleneksel rolleri aşarak tiyatroyu kadın sorunlarını görünür kılmanın ve toplumsal değişimi tartışmanın bir alanına dönüştürdü.

HANAN HARITE

Fas – Kız çocuklarının eğitiminin çoğu zaman ikinci planda görüldüğü, rollerinin ev işleri ve evliliğe hazır olmakla sınırlandırıldığı muhafazakar kırsal bir çevrede büyüyen Faslı tiyatro sanatçısı Fatima Zahra Sindadi, farklı bir yol seçti. Agadir’in eteklerinde bulunan Dar Boubker köyünde yetişen Fatima Zahra Sindadi, muhafazakar bir çevrede yaşamalarına rağmen eğitimin çocuklarına daha iyi bir gelecek sunacağına inanan ailesinin desteğiyle eğitimine devam etti ve köyünün sınırlarını aşarak üniversiteye gitme fırsatı buldu.

Tiyatroyu kendini ifade etmenin bir yolu olarak gördü

Başlangıçta turizm sektörünü tercih eden Faslı sanatçı Fatima Zahra Sindadi, bir süre bu alanda çalıştı. Ancak bu meslek, kendini ifade etme biçimini ve hayata dair inançlarını yansıtmadığı için farklı bir yol arayışına yöneldi. Bunun üzerine Kenitra’ya taşınarak tiyatro alanında uzmanlaşmak üzere üniversite eğitimine başladı. Fatima Zahra Sindadi için bu karar, kadınların çoğunlukla ev içi rollerle sınırlandırıldığı muhafazakar bir çevrede geleneksel kalıpların dışına çıkmak anlamına geliyordu. Küçük yaşlardan itibaren kadınların toplumsal ve kültürel dönüşümde etkin bir rol oynayabileceğine inanan Fatima Zahra Sindadi, tiyatroyu hem kendini ifade etmenin hem de değişime katkı sunmanın bir yolu olarak gördü.

Bu farkındalıktan hareketle Fatima Zahra Sindadi, tiyatroyu kadın sorunlarının tartışıldığı ve görünür kılındığı bir alan haline getirmeyi seçti. Güç ilişkileri, toplumsal cinsiyet eşitsizliği, kadın bedeni ve kadınların toplum içindeki temsilleri gibi konular üzerine çalışmaya başlayan Fatima Zahra Sindadi, sanatı hem bir ifade biçimi hem de toplumsal sorular sormanın aracı olarak kullanmaya yöneldi. Kadın meselelerine odaklanan tiyatro çalışmalarının belirli bir anın ya da tek bir kararın sonucu olmadığını belirten Fatima Zahra Sindadi, bunun kadınların toplum içinde maruz kaldığı baskıları ve toplumsal kalıpları günlük yaşamında deneyimleyen bir kadın olarak kendi yaşam yolculuğunun doğal bir uzantısı olduğunu ifade etti.

‘Tiyatronun estetik boyutu ile eleştirel yönü arasında denge kurmaya çalışıyorum’

Sanatçı Fatima Zahra Sindadi, kadın sorunlarının hem gündelik yaşamında hem de sanatsal ve düşünsel üretiminde sürekli yer tuttuğunu belirterek, sanatı yaşamdan kopuk, yalnızca estetik bir uğraş olarak görmediğini dile getirdi. Ona göre sanat, toplumla bilinçli bir ilişki kurmanın ve savunduğu değerleri görünür kılmanın bir yolu. Kültürel, toplumsal ve protesto faaliyetlerindeki deneyimlerinin sanatsal tercihlerini şekillendirdiğini söyleyen Fatima Zahra Sindadi, bu nedenle insan hakları ve kadın hakları meselelerini tiyatro çalışmalarına taşıdığını vurguladı. Tiyatronun, doğrudan söylem ya da sloganların sağlayamadığı farklı ifade alanları sunduğuna inandığını belirten Fatima Zahra Sindadi, “Tiyatro eserinin estetik boyutu ile eleştirel ve savunuculuk yönü arasında her zaman bir denge kurmaya çalışıyorum” dedi.

‘Sanat yalnızca fikirler düzeyinde işlemez’

Fatima Zahra Sindadi, tiyatronun doğrudan söylemden farklı bir alan sunduğunu belirterek şunları söyledi:

“Protestolarda, dijital medyada ya da siyasi tartışmalarda düşünceler doğrudan ifade edilebilir. Ancak tiyatro, toplumsal gerçekliğe derinlemesine bakmayı ve bunu güçlü bir anlatı ve sahne diliyle izleyiciye aktarmayı gerektiriyor. Tiyatrodaki estetik etki, izleyiciyi daha derin ve duyarlı düşünmeye yöneltebilir. Çünkü sanat yalnızca fikirler düzeyinde değil; duygusal ve psikolojik düzeylerde de işler, böylece izleyicide içsel bir etkileşim yaratır. Çalışmalarımda beden ve iktidar ilişkileri üzerine siyasi, toplumsal, dini ve kültürel düzeylerde farklı denemeler yaptım. Ancak bazı yapımlarım, ele aldıkları konuların doğası nedeniyle zorluklarla karşılaştı ya da reddedildi. Fas toplumunda ‘onur’ kavramını ele aldığım tiyatro çalışmalarımdan biri bazı izleyiciler tarafından reddedildi. Bu tepkinin bir kısmı, toplumun belirli sorularla yüzleşmeye ya da hassas gördüğü konuları tartışmaya henüz hazır olmamasından kaynaklanıyordu.”

Oyunu durduruldu

Fatima Zahra Sindadi, 2018 yılında çalışmaya başladığı “Amouddou” adlı oyuna ilişkin deneyimini de anlatarak, “Toplumsal cinsiyet, toplum ve kültür meselelerine odaklanan bu oyunun ilk gösterimi, akademik bir mekanda sahnelendiği sırada durduruldu. Bunu, kadınlar, güç ve bedenle ilgili bazı konulara yönelik toplumsal ve kültürel hassasiyetlerin hala sürdüğünün bir yansıması olarak görüyorum” dedi. Sanatçıların karşılaştığı zorlukların yalnızca kurumlar ya da ifade özgürlüğüyle sınırlı olmadığını belirten Fatima Zahra Sindadi, “Hassas konular üzerinde çalışan sanatçılar, özellikle kültürel politikalar içindeki hakim eğilimlerle uyumlu görülmediklerinde, destekten, üretim alanlarından ve sergileme imkanlarından dışlanabiliyor ya da marjinalleştirilebiliyor” diye kaydetti.

‘Kadın tiyatro sanatçıları iki kat kırılgan’

Fatima Zahra Sindadi, erkek tiyatro sanatçılarının zaten kırılgan bir durumda yaşadığını, kadın sanatçıların ise toplumun kadın sanatçılara bakış açısı veya sanat camiasının kendi içindeki bazı ayrımcılık biçimleri nedeniyle iki kat daha kırılgan olduklarını sözlerine ekledi. Fatima Zahra Sindadi, “Tiyatrodaki grup çalışmalarım sırasında rahatsız edici bulduğum bazı durumlarla karşılaştım. Bazı kadın sanatçılar, sanat çevrelerinde normalleştirilmiş gibi görünen ancak aslında kadınlara yönelik algıdaki eşitsizlikleri yansıtan baskılara maruz kalabiliyor” dedi.

‘Hayal kırıklığı yaşadığım anlar oldu’

Bu durumun kendisini sık sık solo performanslara yönelttiğini ifade eden Fatima Zahra Sindadi, “Bu benim için yalnızca estetik bir tercih değil, aynı zamanda düşüncelerimi ve inançlarımı daha özgür ifade edebilmenin bir yolu” diye konuştu. Zorluklar ve olumsuz tepkilerin zaman zaman kendisini yorduğunu kaydeden Fatima Zahra Sindadi, “Özellikle seyirciden ya da toplumdan direnç gördüğümde hayal kırıklığı yaşadığım anlar oldu. Ancak inançlarımdan ve savunduğum değerlerden ayrı bir sanat üretemem” şeklinde konuştu.

Sanatın, gerçeklikle yüzleşme ve sanatsal dil aracılığıyla direnme yeteneğiyle bağlantılı olduğunun altını çizen Fatima Zahra Sindadi, bu yolun kişisel, entelektüel ve insani kimliğinin bir parçası haline geldiğini ekledi. Sanatın hazır çözümler veya anlık sonuçlar sunmadığını kaydeden Fatima Zahra Sindadi, aksine tartışma, yansıma ve mevcut fikirlerin yeniden değerlendirilmesi için bir alan yarattığına inandığını söyledi. Fatima Zahra Sindadi, bir sanat eserinin bazen izleyicinin daha önce fark etmediği şeylere dikkat etmesini sağladığını aktardı.

‘Sanat gerçekliği doğrudan değiştirmeyebilir ama farkındalık yaratır’

Dünya genelinde toplumsal tartışmaları başlatan ya da yasal ve sosyal değişimlere zemin hazırlayan birçok sanatsal ve sinematik deneyim bulunduğuna dikkat çeken Fatima Zahra Sindadi, “Sanat gerçekliği doğrudan değiştirmeyebilir ama tartışma yaratma ve farkındalık oluşturma gücüne sahiptir” dedi. Kadınların yaşadığı sorunlara da değinen Fatima Zahra Sindadi, özellikle marjinalleştirilmiş ve uzak bölgelerde yaşayan kadınların daha kırılgan koşullarla karşı karşıya kaldığını belirterek, “Feminist söylemin bir bölümü, ekonomik, sosyal ve kültürel dışlanma yaşayan kadınları daha fazla kapsamalı” ifadelerini kullandı.

Amazigh kadınlarını anlattı

Fatima Zahra Sindadi, üzerinde çalıştığı “Dövmeci” adlı tiyatro oyununda, direnişe katılmasına rağmen mücadele deneyimi zamanla görünmez kılınan Amazigh kadın figürlerinden Fatima Ouharfo karakterini canlandırmayı seçtiğini belirterek, “Marjinalleştirilmiş birçok kadının hikayesi ve deneyimi göz ardı ediliyor. Bu performansla Fatima Ouharfo’ya farklı bir açıdan ışık tutmaya, görsel ve estetik boyutu sembolik bir anlamla birleştirmeye çalıştım” diye kaydetti. Performansın, mutfakta bulaşık yıkayan bir kadın figürüyle başladığını anlatan Fatima Zahra Sindadi, çevresindeki düdüklü tencerenin kadınların toplum içinde maruz kaldığı sosyal ve psikolojik baskıları simgelediğini söyledi.

Kadınlara mücadeleyi sürdürme çağrısı

Fatima Zahra Sindadi, karakterin ilk başta gündelik yaşamın ve ev işlerinin ayrıntılarına gömülmüş gibi görünse de zamanla “Z Kuşağı” protestolarından Fatima Ouharfo’nun deneyimine uzanan önemli olayları sahneye taşıdığını ifade ederek, “Bu görsel tiyatro diliyle kadınlar ve toplumsal değişim arasındaki ilişkiyi anlatmaya çalışıyorum. Kadınların üzerlerine yüklenen geleneksel roller ve sınırlamalara rağmen, toplumsal dönüşümlerin merkezinde yer aldığını; siyasi, sosyal ve kültürel meselelerle yakından ilgilendiğini göstermek istedim. Bu varlık kimi zaman görmezden gelinse ya da küçümsense de gerçekte hep vardı” sözlerinin altını çizdi.

Fatima Zahra Sindadi, son olarak kadınlara bir mesaj vererek, “Kadınlara mücadelelerini sürdürmeleri çağrısında bulunuyorum. Haklar, onur ve özgürlük mücadelesi yalnızca sanatta değil, toplumun genelinde de devam eden bir süreçtir. Bu nedenle sesimizi yükseltmeye ve varlığımızı görünür kılmaya devam etmeliyiz” dedi.