Yapay zeka edebi ruhu yansıtabilir mi?
Tunuslu yazar Maha Dabaş, yapay zekanın edebiyat üzerindeki etkilerini değerlendirdi. Yazar teknolojinin yayıncılığa katkı sunduğunu ancak duygudan yoksun şablonların özgünlüğü tehdit ettiğini belirtti.
İHLAS EL-HAMRUNİ
Tunus - Teknolojinin hızla geliştiği, mesafelerin azaldığı ve algoritmaların saniyeler içinde tam metinler yazabildiği bir dönemde en acil soru şu olmaya devam ediyor: Yapay zeka edebiyat alanında insanla rekabet edebilir mi?
Tunuslu şair ve yazar Maha Dabaş, Sidi Bouzid bölgesinin önde gelen edebi simalarından biri. Dört şiir kitabı bulunan Maha Dabaş’ın ayrıca çocuklara yönelik bir dizi eseri de var. Öte yandan Maha Dabaş’ın başarıları sadece edebi yönüyle sınırlı kalmıyor aynı zamanda yenilikçi bir eğitimci olmasını da kapsıyor; nitekim Pedagojik Yaratıcılık Ulusal Ödülü'ne layık görülmüş, Dünya Eğitim Uzmanları Bölgesi'ne üye olmuş ve dünya genelinde "en iyi yenilikçi eğitimci" unvanını almıştır.
Maha Dabaş bu bağlamda, teknolojik gelişmenin Arap edebiyatına pek çok olumlu katkı sunduğunu; yayıncılık, iletişim ve paylaşım süreçlerini kolaylaştırarak yazara özellikle küresel ve ulusal düzeyde yayılma ve iletişim konusunda daha önce bulunmayan fırsatlar tanıdığını belirtiyor. Ancak asıl meselenin gelişmenin kendisi değil, onun nasıl araçsallaştırıldığı olduğunun altını çiziyor.
Maha Dabaş, "Teknolojik gelişmenin adı gelişimdir, ancak buradaki sorun bu teknolojik gelişmeyi Arap edebiyatına hizmet edecek şekilde nasıl kullandığımızdır" diyerek konunun teknolojiyi reddetmek değil, metne ve etkileşime hizmet eden unsurları bilinçli bir şekilde seçmek olduğunu vurguluyor. Maha Dabaş her eserin kitlelere ulaşmayı ve başkalarıyla etkileşim kurmayı hak ettiğini ifade ediyor.
Yapaz zeka edebi ruhu aktarabilir mi?
Yapay zekanın gelecekteki yazarlık ve edebi yaratıcılık üzerindeki etkisine değinen Maha Dabaş, "Yapay zeka, yazarın hareket ettiği kişisel deneyimi ve vicdanı aktarabilir mi?" sorusunu yönelterek, "Yazarın vicdanı, halkın vicdanı ve deneyimidir" diyor.
Maha Dabaş şunları söylüyor: "Öğrencilerime yazılı üretimin bir ödev ve görev olduğunu öğretiyorum; yapay zeka bunu en iyi şekilde yapma kapasitesine sahip. Ancak yazarlık ve edebiyat; inşayı ve ruhu birleştiren ikili bir süreçtir. Yapay zeka belki bir metin üretebilir, ancak o ruhu aktarmaktan uzaktır."
"Yapay zeka asla bir edebiyatçının yerini alamaz veya onun toplumunun kimliğini ve medeniyetini yansıtan bir ayna rolünü taklit edemez” diyen Maha Dabaş sözlerine şöyle devam ediyor: “ Edebi yaratıcılık, ölümsüzlüğünü derin duyguları ve etkili mesajları okurun vicdanına aktarma becerisinden alan saf ve insani bir deneyimdir; yapay zeka bunu yapamaz."
Yapay zekanın kusurunun sadece duygu ve bilincin yokluğuyla sınırlı kalmadığını belirten Maha Dabaş, durumun edebi mükemmellik ve bireysellik değerlerini zedeleyen gerçek bir tehdit oluşturduğuna dikkat çekiyor. Yapay zekanın ürettiği çıktılar, Necip Mahfuz ve Tevfik el-Hakim gibi tarihin büyük yazarlarını benzersiz kılan edebi hususiyetin kaybolmasına ve metinlerin birbirine benzemesine yol açan yinelenen kalıplara dayanıyor.
Edebiyat ile yapay zeka arasındaki fark
Kişisel edebi deneyimine ilişkin olarak Maha Dabaş, yazılarının yaşanmış bir deneyimden doğduğunu ifade ediyor: "2011 Tunus Devrimi hakkında yazdım; bu yazılar bizzat yaşadığım gerçeklikten süzülüp geldi ve o gerçekleri gelecek nesiller için kaybetme korkusuyla belgelemeye özen gösterdim."
Edebiyatın hafızadan ve gerçeklikten başka hiçbir şeyden doğmadığı sonucuna varan yazar, yazarı kaleme sarılmaya iten şeyin gerçekliğin ta kendisi, zorluklar, kişisel deneyimler veya çevrenin yaşantıları olduğunu söylüyor.
Maha Dabaş, yapay zekanın birçok ürününü incelediğini ve dilinin doğru olup sanatsal tasvirler barındırdığını, ancak ruhtan yoksun olduğunu gördüğünü belirterek, "Yazı bir ruhtur; yapay zeka kabiliyetleri ne kadar gelişirse gelişsin, yazarın kendi deneyimine bahşettiği o ruhu aktarmaktan uzak kalacaktır" diyor.
Maha Dabaş son olarak, gerçek yazar ve edebiyatçıların bu devasa algoritmalar karşısındaki büyük korku ve öfkelerine rağmen edebiyat, edebiyatçı ve yazar adına endişe duymadığını vurguluyor ve şunları söylüyor:
"Yazar yaratıcı ve yenilikçi olduğu sürece hiçbir algoritma onu silemez veya kopyalayamaz. Vicdanda, hafızada ve kimlikte kök salmış olan insani yaratıcılık, makinenin kapasitesi ne kadar artarsa artsın ona boyun eğmez."
Maha Dabaş sözlerini şu ifadeyle noktalıyor: "Gerçek kelime acının, sevincin, hafızanın ve aidiyetin rahminden doğar. Bunun dışındaki her şey sadece 'donuk algoritmalardan' ibarettir."