Caferî Kanunu’ndan etkilenen anneler yaşadıklarını belgeliyor

Iraklı aktivist Tahira Dahil’in başlattığı “Bir Kadının İzi Devrimi” girişimi, Caferî Kanunu’nun uygulanmasının ardından çocuklarının velayetini kaybeden ya da velayetlerini kaybetme tehdidiyle karşı karşıya kalan annelerin tanıklıklarını belgeliyor.

RAJA HAMİD REŞİD

Irak- Caferî Kanunu’nun uygulanmasından zarar gören Iraklı annelerin sesini duyurmak amacıyla harekete geçen kadın hakları aktivisti Tahira Dahil, “Bir Kadının İzi Devrimi” adlı girişimi başlattı. Görüntülü tanıklıklarla annelerin yaşadıkları mağduriyetleri belgelemeyi hedefleyen girişim, kadınların hakaret ve hukuki takibatla karşı karşıya kalma endişelerinin yanı sıra çocuklarının velayetini kaybetmeleri ve onları görmelerinin engellenmesine ilişkin şikayetleri de gündeme taşıyor.

Girişim kapsamında annelerin deneyimleri ve yaşadıkları sorunlar kısa görüntülü tanıklıklarla kayıt altına alınıyor. Bu kayıtların, velayet sorunlarına ve annelerin çocuklarını görme hakkına dikkat çekmek amacıyla belgesel içeriklere ve farkındalık filmlerine dönüştürülerek dijital medya üzerinden yayımlanması planlanıyor. Böylece annelerin talepleri için toplumsal ve hak temelli destek oluşturulması hedefleniyor.

Annelerin tanıklıkları

İsminin gizli tutulmasını isteyen S.F., boşandığı erkeğin çocukların velayetini almak amacıyla 2025 tarihli 1 sayılı yasa kapsamında evlilik sözleşmelerini Caferî Kanunu hükümlerine göre değiştirmesine şaşırdığını anlattı. S.F., ayrıldığı erkeğin çocukların eğitim hayatlarına ilişkin ayrıntıları bilmediğini ve daha önce onları görmek için herhangi bir girişimde bulunmadığını belirtti.

Annelerin parlamentoya, dini mercilere ve protestolar yoluyla yetkililere yaptıkları tüm çağrıların yanıtsız kalmasının ardından “Bir Kadının İzi Devrimi” girişimine başvurduklarını aktaran S.F., tek taleplerinin velayet altındaki çocukların üstün yararının gözetilmesi olduğunu vurguladı.

K.W. ise Caferî Kanunu’nun geriye dönük uygulanması nedeniyle çocuklarının velayetinin bilgisi ve onayı olmadan elinden alındığını, kendisinin ve çocuklarının haksızlığa uğradığını söyledi. Din insanlarının, siyasetçilerin ve milletvekillerinin kapısını çaldıklarını, bir yıl boyunca Bağdat sokaklarında eylem yaptıklarını ancak taleplerine yanıt alamadıklarını belirten K.W., sesini duyurmak için girişime katılmaya karar verdiğini ifade etti.

Protestolardan tanıklıkları belgelemeye

 

Kadın ve çocuk hakları aktivisti Tahira Dahil, “Bir Kadının İzi Devrimi” girişiminin fikrinin, Iraklı kadınların haklarını talep etmek ve Caferî Kanunu’yla bağlantılı adaletsizliklere karşı çıkmak amacıyla düzenlediği son protestoların ardından ortaya çıktığını söyledi.

Protestolar sırasında haklarını talep eden kadınların hakaret ve saldırılara maruz kaldığını belirten Tahira Dahil, bazı kişilerin kadınların fotoğraflarını alarak çeşitli uygulamalarla değiştirdiğini veya bu fotoğraflara aşağılayıcı içerikler ekleyerek yeniden yayımladığını aktardı.

Saldırıların yalnızca dijital medyadaki hakaretlerle sınırlı kalmadığına dikkat çeken Tahira Dahil, eskiden evli oldukları erkeklerle yaşadıkları sorunları, çocuklarının velayetinden mahrum bırakılmalarını veya çocuklarını görememelerini basına anlatan kadınların da hedef alındığını kaydetti.

Bazı tanıklıklarda annelerin çocuklarını görmelerinin engellenmesi ve velayetlerinin ellerinden alınmasının yanı sıra çocukların babalarının velayetindeyken maruz kalabildiği şiddete ilişkin şikayetlerin de yer aldığını belirten Tahira Dahil, kadınların yeni saldırılara veya hukuki takibata uğrama korkusuyla eylemlere katılmaktan ve yaşadıklarını kamuoyu önünde anlatmaktan çekinmeye başladığını söyledi.

Annelerin sesini duyurmak için dört ayrı çağrı

Tahira Dahil, girişimin temel yönteminin her kadının kendi isteği doğrultusunda bir ila dört dakika arasında değişen kısa bir video kaydıyla kendisini tanıtması, yaşadığı mağduriyeti ve çağrısını anlatması olduğunu belirtti. Girişimin dört ayrı çağrı başlığı üzerinden yürütüldüğünü ifade eden Tahira Dahil, ilk çağrının Irak toplumuna yönelik olduğunu ve Caferî Kanunu ile sonuçları konusunda toplumsal farkındalığı artırmayı amaçladığını söyledi.

İkinci çağrının yurt dışında yaşayan Iraklılara yöneltildiğini aktaran Tahira Dahil, bu kapsamda Iraklılardan konunun kamuoyuna taşınmasına katkıda bulunmalarını ve kadın hakları alanında çalışan uluslararası insani ve hak örgütleriyle iletişime geçmelerini istediklerini belirtti.

Üçüncü çağrının Irak yargısına yönelik olduğunu kaydeden Tahira Dahil, kadınların Caferî Kanunu’nun aile yaşamları ve çocuklarına ilişkin hakları üzerindeki etkilerine dair şikayet ve kaygılarının değerlendirilmesini talep ettiklerini ifade etti.

Dördüncü çağrının ise Irak Parlamentosu üyelerine, özellikle kadın milletvekillerine yöneltildiğini belirten Tahira Dahil, kadınların yaşadığı mağduriyetlerin ve taleplerinin ilgili kurumlara aktarılması için destek istedi.

Iraklı kadınların ekonomik ve toplumsal açıdan çok sayıda zorlukla karşı karşıya olduğunu vurgulayan Tahira Dahil, çocuklarından mahrum bırakılmalarının bu sorunları daha da ağırlaştırdığını söyledi. Tahira Dahil, özellikle ekonomik kaynaklardan ve gerekli ailevi ve toplumsal destekten yoksun kadınların bu koşullarla mücadele etmekte daha fazla zorlandığına dikkat çekti.

Tanıklıklar annelerin ve çocukların yaşadığı sorunları ortaya koyuyor

Girişime ulaşan tanıklıklara ilişkin bilgi veren Tahira Dahil, kendisine ulaşan başvuruların yüzde 99’u arasında iki temel şikayet biçiminin öne çıktığını belirtti. İlk şikayetin babaların çocuklarını görme biçimiyle ilgili olduğunu aktaran Tahira Dahil, bazı annelerin, babaların çocukları görmeye geldiklerinde yalnızca selam vermekle yetindiklerini, ardından görüşme süresinin tamamını çocuktan uzakta oturarak geçirdiklerini anlattığını söyledi. Bu sırada annelerin görüşme süresinin bitmesini beklemek zorunda kaldığını ifade etti.

İkinci şikayet biçiminin ise velayetin babaya geçmesinin ardından annelerin çocuklarını görmelerinin engellenmesiyle ilgili olduğunu kaydeden Tahira Dahil, bazı tanıklıklarda babaların başka bir kente taşındığı, çocuğun okulunun ve ikamet adresinin değiştirildiği yönündeki anlatımların yer aldığını belirtti. Ayrıca bazı çocukların annelerini görmek istediklerinde baskı ve tehditlere maruz kaldıklarının aktarıldığını söyledi.

Tanıklıklar belgesel filme dönüştürülecek

Girişimin bundan sonraki çalışmalarına ilişkin bilgi veren Tahira Dahil, annelerin seslerini koruyarak tanıklıkları toplamaya ve belgelemeye devam edeceklerini belirtti. Bu çalışmaların ardından annelerin deneyimlerini kayıt altına alan bir belgesel film hazırlanmasının veya bazı hikayelerin animasyon filmlerine dönüştürülmesinin planlandığını aktardı.

“Bir Kadının İzi Devrimi” girişimi, annelerin tanıklıkları aracılığıyla yaşadıkları sorunları kamuoyuna taşımayı, velayet ve çocuklarıyla iletişim kurma haklarına ilişkin kaygılarına dikkat çekmeyi hedefliyor. Girişim, annelerin taleplerine ve şikayetlerine ilgili kurumlardan yanıt verilmesini bekliyor.