Hakim İnur Zeid Paşa: Sivillere saldırı sistematik savaş suçudur

Çocuk Koruma Mahkemesi Hakimi İnur Zeid Paşa, Kuzey ve Doğu Suriye’de sivillere yönelik saldırıların sistematik savaş suçları olduğunu vurgulayarak, yasal olarak faillerden hesap sorulması çağrısında bulundu.

ASMAA MUHAMMED

Qamişlo - Suriye geçici yönetimine bağlı çeteler, Türkiye’nin de desteği ile Kuzey ve Doğu Suriye’nin birçok bölgesinde saldırılarına devam ederken, bölgede seferberlik ilan edildi ve direniş sürüyor.

Cizîr Bölgesi Çocuk Koruma Mahkemesi Hakimi İnur Zeid Paşa, yaşananların münferit değil, sivilleri hedef alan, sistematik savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar niteliği taşıyan uygulamalar olduğunu vurguladı.

Konuşmasına onurlu bir yaşam uğruna, hayatlarını feda edenleri anarak başlayan İnur Zeid Paşa, “Şehitlere saygı göstermek yalnızca ahlaki bir görev değildir, sivillerin yaşamını savunmak, çocukları ve gençleri korumak, toplumun sosyal dokusunu muhafaza etmek uluslararası hukuk ve insan vicdanı gereği hepimizin sorumluluğudur” dedi.

‘Sözleşmelerin açık ihlali’

İnur Zeid Paşa, “Şêx Meqsûd ve Eşrefiyê mahallelerine yönelik saldırılar doğrudan Kürt topluluğunu hedef alan saldırılardır. Sivilleri hedef almak ve masum insanları katletmek, Dördüncü Cenevre Sözleşmesi başta olmak üzere kadınların ve çocukların çatışma zamanlarında korunmasını öngören tüm uluslararası sözleşmelerin açık ihlalidir” ifadelerini kullandı.

‘Saldırılar ile topluma mesaj verilmek isteniyor’

Sivillere karşı işlenen her suçun, uluslararası topluma açık ve net bir mesaj olduğunu söyleyen İnur Zeid Paşa, “İnsan onuru pazarlık konusu değildir, ihlal edilemez. Onu savunmak ise tüm devlet kurumlarının ve sivil toplumun kesintisiz sorumluluğudur. Yaşananlar münferit değil, sistematik ve önceden planlanmış saldırılardır. Bu saldırılar, Suriye geçici hükümet güçleri ve onların komutası altında faaliyet gösteren Suriyeli olmayan gruplar tarafından gerçekleştirilmiştir. Saldırıların temel amacı, özellikle Kuzey ve Doğu Suriye’de IŞİD’den kurtarılan bölgelerde öncü rol oynayan kadınları doğrudan hedef almaktır. Ancak tüm tehdit ve saldırılara rağmen bu kadınların iradesini kıramayacaklar” sözlerine dikkat çekti.

‘Kadın savaşçılardan IŞİD’in intikamı alınmak isteniyor’

Şêx Meqsûd mahallesinde çeteler tarafından cenazesi bir binadan atılan savaşçı Deniz Çiya’yı hatırlatan İnur Zeid Paşa, “Bu davranış açık bir vahşeti ve insanlık vicdanından tamamen yoksunluğu göstermektedir. Bu suç bireysel ya da rastgele değildir, kadın savaşçıların ve direnişçilerin kalplerine korku salmayı, iradelerini kırmayı hedefleyen sistematik bir politikanın parçasıdır. Bu politika, Kuzey ve Doğu Suriye bölgelerinde kadınların üstlendiği öncü rolün, yüksek bilinç ve irade gücünün, terörizme karşı direnişte, özellikle IŞİD’e karşı mücadelede ve geniş toprakların özgürleştirilmesinde oynadıkları temel rolün intikamını alma girişimidir. Şehit Deniz Çiya’ya yapılanlar, başta Dördüncü Cenevre Sözleşmesi ve ek protokoller olmak üzere uluslararası anlaşmalara göre, uluslararası insancıl hukuk kapsamında bütünüyle bir savaş suçu ve insanlığa karşı suç teşkil etmektedir” dedi.

‘Medya kritik rol oynuyor’

İnur Zeid Paşa, Suriye geçici yönetimin ve ona bağlı çetelerin Şêx Meqsûd ve Eşrefiyê’ye girmesinden veya bölgelerin askeri operasyon alanı haline gelmesinden önce medyanın oynadığı kritik role dikkat çekti. İnur Zeid Paşa, “Medya, savaşı sadece bir perspektiften yönetmek yerine, sivilleri bilgilendirmek, onları rahatlatmak ve sahada olup bitenlerin gerçek resmini aktarmakla sorumludur. Ancak Kuzey ve Doğu Suriye bölgelerindeki Özerk Yönetime düşman medya, Şêx Meqsûd ve Eşrefiyê’deki savaşı desteklemede temel bir rol oynadı” dedi.

İnur Zeid Paşa, bölge sakinlerinin iradesinin, yaşama arzusu ve tekfirci veya işgalci ideolojilere boyun eğmeme kararlılığının, düşman medyanın girişimlerinden daha güçlü olduğunu ve halkın direnmeye devam etmesini sağladığını belirtti. İnur Zeid Paşa, Kürt medyasının da bu süreçte zayıf kaldığını söyledi.

‘Erkek çocukları ailelerinden koparıldı’

İnur Zeid Paşa, ayrıca iki mahalleyi terk eden sivillerin etnik kökenlerine göre zorla ayrılması gibi ciddi uygulamaların yaşandığını, Kürt erkek çocuklarının ailelerinden alınarak bilinmeyen yerlere götürülmesinin ise açık bir zorla kaybetme vakası teşkil ettiğini belirtti.

İnur Zeid Paşa, bu suçların Roma Statüsü’nün 7. ve 8. maddeleri kapsamında Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin yetki alanına girdiğini ve insan hakları örgütleri ile Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi’nin yetkili uluslararası mahkemeler nezdinde dava açma ve faillerden hesap sorma konusunda yasal yetkiye sahip olduğunu vurguladı.

İnsanların bir sonraki aşamanın neler getirebileceğinin farkında olmaları ve buna hazırlıklı olmaları gerektiğini vurgulayan İnur Zeid Paşa, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:

“Kişinin kendini, onurunu ve varlığını savunması uluslararası hukuk tarafından güvence altına alınmış meşru bir haktır. Özellikle Kuzey ve Doğu Suriye bölgelerinde toplumun güvenliğini ve emniyetini hedef alan devam eden tehditler karşısında bu haktan hiçbir koşulda vazgeçilmeyecektir. Bu bölgelerde yaşananlar, uluslararası topluma ve insan hakları örgütlerine, ihlalleri durdurmak, sivilleri korumak ve halka karşı işlenen suçlardan sorumlu olan herkesi hesap verebilir kılmak için acil eyleme geçme yönünde hem yasal hem de ahlaki bir sorumluluk yüklemektedir.”