Avukat Viyan Eyub: Tecrit ile uluslararası sözleşmeler ihlal ediliyor

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a yönelik devam eden ağırlaştırılmış tecride tepki gösteren Kobanê Hukukçular Birliği Eşbaşkanı Viyan Eyub, uluslararası sözleşmelerin ihlal edildiğini belirtti.

NORŞİN ABDİ

Kobanê- Uluslararası bir komployla 15 Şubat 1999 tarihinde Türkiye'ye getirilen Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, 24 yıldır ağır tecrit koşulları altında İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde tutuluyor. Abdullah Öcalan’ın 33 aydır hem ailesi hem de avukatlarıyla görüşmesi engelleniyor. Kuzey ve Doğu Suriye’nin Kobanê Hukukçular Birliği Eşbaşkanı Viyan Eyub, Abdullah Öcalan’a yönelik yaşanan ihlalleri değerlendirdi.

‘Türk devleti hakları ihlal ediyor’

Abdullah Öcalan’a yönelik ağırlaştırılmış tecridin hukuk dışı olduğunu kaydeden Viyan Eyub, “Tüm dünya biliyor ki, bu tecridi haklı çıkartacak hiçbir hukuki metin yok. Kendisi herhangi bir suç veya ihlal işlememiş, aksine siyasi bir tutumu var. Ortadoğu’daki sorunların çözümünün Kürt sorunun çözümünden geçtiğini belirtiyor. Dünyadaki tüm tutuklular gibi Önder Abdullah Öcalan da ailesiyle, avukatlarıyla periyodik olarak görüşme hakkına sahiptir. Ancak Türk devleti genel olarak tutuklulara özel olarak da Önder Abdullah Öcalan’a tanıması gereken hakları ihlal ediyor” şeklinde konuştu.

‘Umut hakkı yasal bir haktır’

Türk devletinin Abdullah Öcalan’ı umut hakkından muaf tuttuğunu dile getiren Viyan Eyub, “Türkiye'deki tüm mahkumlar bu haktan yararlanıyor ve bunun temelinde çeşitli hükümler var. Bir mahkûmun birkaç yıl, yani yaklaşık 20 yıl hapiste kalmasından sonra mahkûma umut hakkı tanındığı ve cezası müebbet ise serbest bırakıldığı gerçeğine dayanmaktadır. Her tutukluyu ilgilendiren bir haktır bu. Önder Öcalan'ın tutukluluk süresinin 24 yılı aştığı göz önüne alındığında, ona umut hakkı verilmesi gerekiyor ama Türkiye ona bu hakkı vermedi" dedi.

‘Tecrit sürekli yenileniyor’

Siyasi bir tutuklunun 74 yaşını aştığında ‘Umut Hakkı’ maddesinden tahliye edilmesi gerektiğini aktaran Viyan Eyub, sözlerine şöyle devam etti:

“Önder Öcalan da artık 74 yaşına geldi. Eğer yasalar ihlal edilmeseydi Önder Abdullah Öcalan’ın serbest bırakılması gerekiyordu. Umut Hakkı Yasası'nın hükümlerinden biri de siyasi tutuklunun 15 yıl hapis cezasını tamamlaması halinde serbest bırakılmasıdır. Yasaları ihlal ettiği bahanesiyle, disiplin hukuku başlığı altında, uluslararası sözleşmelere aykırı yöntemler, cezalar ve yasalar kullanılarak Önderliğe karşı tecrit uygulanıyor. Amaçları avukatları ve ailesiyle iletişimini keserek halkla bağını koparmaktır.”

‘Uluslararası örgütler gerekeni yapmalı’

Türk devletinin uluslararası anlaşmaları ihlal ettiğini söyleyen Viyan Eyub, tecridin bir işkence yöntemi olduğuna vurgu yaptı. Viyan Eyub, “Öte yandan geçtiğimiz günlerde Bursa merkezli ve İstanbul’u da etkileyen bir deprem yaşandı. Bir deprem daha yaşanma ihtimali var. Bu durum ışığında Türk devleti, Önderliğin statüsünü gizlemeye ve ziyaretleri engellemeye devam ediyor” şeklinde konuştu.

Abdullah Öcalan’a yönelik hukuki bir yargılamanın yapılmadığını kaydeden Viyan Eyub, son olarak şöyle konuştu: “Önder Öcalan’a yönelik yapılan yargılama siyasi bir yargılamaydı. Uluslararası komplo siyasi bir komploydu ve sadece Türk devleti değil birçok ülke bu komplonun içindeydi. 25 yıl önce bu komplo ortaya çıktığında tüm dünya ülkeleri sessiz kalmıştı. Ayrıca Öndere uygulanan tecride karşı da dünya ülkeleri bugün sessiz kalmaya devam ediyor. Yerel ve uluslararası insan hakları örgütlerinin ve tutuklularla ilgili kuruluşların, Önder Öcalan'a yönelik tecridin kaldırılması ve haklarının verilmesi için mücadele etmesi gerekiyor.”