Şengal’in sessiz çığlığı: Ezidi kadınların ağıtlarında saklı direniş

Şengal’de kadınlar, Lavinci güneşin batışında bir ağıt olarak yakar. Lavinç dengbejlik biçiminde söylendiğinde dağların ve insanların doğayla kurduğu uyum anlatılır; ancak ağıt olarak yakıldığında bu kez insanların her şeyden koparılışı dile getirilir.

Haber Merkezi- Mezopotamya’nın kadim topraklarında yankılanan kadın sesleri, binlerce yıllık acıların ve direnişin izlerini taşımaya devam ediyor. Özellikle Ezidi kadınların yaktığı ağıtlar, yalnızca bir yas ritüeli değil; aynı zamanda tarihsel hafızanın, isyanın ve kültürel direncin güçlü bir ifadesi olarak öne çıkıyor. Derler ki Ezdalık inancının dokularına ilk dokunanlar kadınlardır. İnancın sözlü aktarımında kadınların sesi belirleyici olurken, doğa, güneş ve yaşamla kurulan bağ da bu anlatılarda kendine yer buluyor. Ancak tarih boyunca yaşanan katliamlar ve baskılar, bu kültürel aktarımın biçimini de dönüştürdü.

Özellikle Şengal ve çevresinde yaşayan Ezidi toplumu, tarih boyunca çok sayıda saldırı ve “ferman” olarak adlandırılan katliamlarla karşı karşıya kaldı. Katliamlar zihinlere karıştıkça, bu topraklarda kadınlar için yasaklı kanunlar çıkarıldı. Yasaklar, günahlar ve korkunun gölgesine itilen kadınlar, dengbejliğin dışına itildiler. Dengbejlik olarak söylediklerini yalnızca ağıt olarak dile getirebildi. Lavinç de bunlardan biridir. Erkekler Lavinçı dengbejlik olarak söylerken kadınlar bunu sadece ağıt olarak ve bir tek gün batımında söylebildiler. Kadınlar Lavinçi ilk başta dengbejlik şarkısı olarak söyler; ancak zamanla fermanların bıraktığı derin acı izleri, kadınları kendi kültürel dokularından kopmaya zorlar. Geriye, yalnızca ağıtlara sakladıkları direniş kalır.

Şengal dağlarında kadınlar, lavinci güneşin batışında bir ağıt olarak yakar. Lavinç, en büyük acının ardından söylenir. Lavinç dengbejlik olarak söylendiğin de, dağların, ovaların ve insanların doğayla kurduğu uyum anlatılırken; lavinç ağıt olarak yakıldığında, bu kez insanların her şeyden koparılışı dile getirilir. Yani en ağır acılar için söylenir.

Dayê Şemê de Lavinçte, Ezidilere yönelik 74 fermanın yarattığı derin acının ağırlığını dile getirir. Daye Şeme de 2014 de İŞİD’in Şengal’e saldırısından sonra yaşanan acıları derinden yaktığı Lavinçla anlatmaya çalışır. Daye Şeme’nin gün batımında Şengal dağlarında yaktığı Lavinç yaşanan trajedileri hafızada canlı tutuyor. Ezidi toplumunun yaşadığı fermanlar, bu ağıtların en önemli temalarından biri.  Bu kültürel ve tarihsel anlatım, Mahmut Berazi tarafından hazırlanan Evin di Rûyê Qirkirinê de adlı belgeselde de yer buluyor. Belgeselde, Dayê Şemê’nin sesiyle yükselen Lavinç ağıdı, Ezidi kadınların yaşadığı soykırıma karşı bir çığlık olarak sunuluyor.

Bugün, Ezidi kadınların ağıtları yalnızca geçmişin acılarını anlatmakla kalmıyor; aynı zamanda kültürel kimliğin korunması ve geleceğe aktarılması açısından da kritik bir rol üstleniyor. Şengal’in dağlarında yankılanan bu sesler, hem yasın hem de direnişin ortak dili olmaya devam ediyor.