Yerinden edilen Sudanlı kadınların tek isteği güvenlik ve insani yaşam koşulları
Sudan’da yerinden edilmiş kadınlar ve çocuklar hayatta kalmak için temiz su ve yiyecek bulmaya çalışıyor. Kadınlar insani yardım kuruluşlarına da yardım çağrısında bulunuyor.
MERVAT ABDÜLKADİR
Sudan – 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde dünyanın dört bir yanındaki kadınlar hak, özgürlük ve adalet talep ederken, Sudan kamplarındaki yerinden edilmiş kadınların gündemi çok daha temel: temiz su ve ekmek.
Sudan ordusu ile Hızlı Destek Kuvvetleri (RSF) arasındaki çatışmalar dördüncü yılına girerken, çoğunluğu kadın ve çocuk olan binlerce sivil güvenli bölgelere göç etmek zorunda kalıyor. Kadınlar ve kız çocukları katliam, şiddet, taciz ve tecavüz başta olmak üzere birçok ihlalle karşı karşıya. Eski ve korumasız çadırlarda yaşayan çocuklar açlık ve soğuk-sıcak koşullarına karşı savunmasız, kirli ve yırtık giysiler içinde aralıklı olarak yiyecek bekliyor.
Birbirlerine acılarını anlatıyorlar
Okul veya oyun gibi çocukluk deneyimlerinden söz etmeyen çocuklar, gözlerine ve kalplerine kazınmış çatışma sahnelerini hatırlamak için bir araya geliyor. Her biri, arkadaşlarına babalarının gözlerinin önünde nasıl katledildiğini, ablasının ellerinden nasıl alındığını ve güvenliğe ulaşmak için çekilen acıları anlatıyor. Kamplardaki kadınlar, kendi çocuklarının yanı sıra çoğu akraba olmayan çok sayıda çocuğu da sahipleniyor. RSF tarafından ebeveynlerini kaybetmiş çocukları yolda bulan kadınlar, onları kendi çocukları gibi koruyor ve büyütüyor.
Ailesi katledilen çocukları yanına aldı
Sudan’da Mavi Nil Eyaleti’ne bağlı Kurmuk’ta bir çadırda, Batı Sudan’daki El Faşer’deki Abu Shouk kampından gelen Aziza Ali Bakr ile görüştük. Çatışmalarda eşini kaybeden beş çocuk annesi Aziza Ali Bakr, göç sırasında RSF tarafından aileleri katledilen dört çocuğu bulduğunu ve onları da yanına aldığını anlattı. Kendi çocuklarıyla birlikte çocukları Kurmuk’a götürdüğünü belirten Aziza Ali Bakr, köyünden birkaç erkeğin katledildiğini, kalanların ise yakalanıp işkenceye maruz bırakıldığını söyledi. Aziza Ali Bakr, “Bu yüzden çocukları günlerce yaya olarak taşıyarak zorlu ve yorucu bir yolculuğa çıktım. Ulaşım imkanı olmadığı için yaya gittik ve yolda duyulan tek sesler yürüyüş ve mermi sesleriydi. Güvenli bir köye ulaşana kadar yanımızda ne yiyecek ne de su vardı. Köye ulaştığımızda yiyecek ve su bulabildik ve sonrasında araçla Kurmuk’a devam ettik” ifadelerini kullandı.
Çalışmadığını ve tamamen insani yardım kuruluşlarının sağladığı yardıma bağımlı olduğunu dile getiren Aziza Ali Bakr, “Çocuklarım ve ebeveynlerini kaybeden çocukların hayatta kalması için insani yardım kuruluşlarının yardım sağlamasını umuyorum. İnsani yardım kuruluşları, yerinden edilmiş kişiler için daha fazla yardım ve destek sağlamalıdır” çağrısında bulundu.
Kadınlar ağır bedeller ödüyor
Çatışma bölgelerinden ayrılmak, Sudan’daki kadınlar için çoğu zaman güvenliği garanti etmiyor. Hızlı Destek Kuvvetleri (RSF) tarafından kontrol edilen Darfur’da kadınlar, yerlerinden edilmeleri sırasında ağır bedeller ödüyor ve iradeleri dışında savaşın ayrılmaz bir parçası haline geliyor. Tecavüz saldırıları özellikle Batı Sudan’ın Darfur bölgesinde 2026 yılında ciddi şekilde arttı. Sadece Şubat ayında, tıbbi kaynaklar Kuzey Darfur’daki El Faşer’den Tawila’ya yer değiştirme sırasında aralarında çocuklarında bulunduğu 400’den fazla kadının tecavüze uğradığını bildirdi. Mart ayında ise BM raporları, Darfur’daki Zamzam kampında 75’i kadın olmak üzere yaklaşık 104 cinsel şiddet vakasını belgeledi.
Sosyal Refah Bakanı Salma İshak, RSF’nin El Faşer’i kontrol altına almasından önce tecavüz vakalarının sayısının bin 844 olduğunu, daha sonra Kuzey Darfur’da 2 bin 500’ün üzerine çıktığını belirtti. Sağlık hizmetlerinin yetersizliği ve çatışma bölgelerindeki belgeleme zorluklarına rağmen ihlallerin kaydedilmesinin devam ettiğini kaydetti. Plan International’ın raporuna göre, Mart ayında Dar es Salaam ve Tawila’daki gençlerin yüzde 88’i, damgalanma korkusu ve yetersiz hizmetler nedeniyle cinsiyete dayalı şiddet konusunda yardım aramaktan kaçındı. Raporda, kız çocuklarının yalnızca gündüzleri evlerinde veya sıkışık kamplarda güvende hissedebildikleri ve bunun neredeyse tamamen tecrit edilmesine yol açtığı belirtildi.
Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA), 2026 yılında 12,3 milyon kadın ve kız çocuğunun cinsiyete dayalı şiddet riski altında olacağını, bunun 2024 yılına kıyasla yüzde 80’lik bir artış anlamına geldiğini açıkladı. Sudan’da kadınlar için yer değiştirme yolculukları hala son derece tehlikeli ve kamplarda bile güvenlik bulamıyorlar.