Yeniden doğuşun öncüleri: Newrozlaşan kadınlar
Tarih boyunca bedenlerini birer meşale yapan kadınlar, bugün “Jin, jiyan, azadî” sloganıyla meydanlarda yükselen özgürlük mücadelesinin simgesi olmaya devam ediyor.
SARYA DENİZ
Haber Merkezi- Newroz, doğanın uyanışını, toprağın yeniden canlanmasını ve yaşamın döngüsel olarak kendini sürekli yenilemesini simgeler. Kara kışın karanlığından baharın canlılığına geçiş, yalnızca mevsimsel bir değişim değil; aynı zamanda yeniden doğuşun, üretimin ve çoğalmanın ifadesidir. Bu anlamıyla Newroz, varoluşun ve hayatın en güçlü renklerini içinde taşır.
Bu yönüyle, yaşamı var eden kadınlarla da derin bir bağ kurar. Kadınlar, tıpkı doğa gibi yenilenmeyi, yeniden doğumu ve yaşamın sürekliliğini temsil eder. Bu nedenle Newroz, kadınların yaratıcı gücünün, direncinin ve yaşamı yeniden kurma iradesinin en güçlü simgelerinden biri olarak anlam kazanır.
Kadınların gücü ve Newroz
Newroz ateşi yalnızca doğanın uyanışını değil, aynı zamanda kadınların özgürlük, varlık ve yeniden inşa mücadelesini de aydınlatır. Bugün dünyanın neredeyse tüm sokaklarında yükselen “Jin, jiyan, azadî” sloganı da tam olarak bu bağı görünür kılar; yaşamın, özgürlüğün ve yeniden doğuşun kadınlarla birlikte anlam kazandığını hatırlatır. Newroz’un tarihsel anlamı, özellikle kadınların öncülüğünde verilen mücadelelerle daha derin ve somut bir gerçekliğe dönüşmüştür. Kadınların eylemleri ile Kürt halkının direnişi Newrozlarda somutlaşmıştır. Kadınlar Newroz ateşlerini harlayarak öncü rollerini güçlü bir şekilde ortaya koymuşlardır. Zekiye Alkan, Rahşan Demirel, Sema Yüce ve Ronahi ile Berivan ve daha birçok kadın Newroz’un yalnızca kutlanan bir gün değil, bedellerle örülen bir direniş geleneği olduğunu ortaya koymuştur. Bu kadınlar ve daha nicesi bedenlerini birer meşaleye dönüştürerek Newroz’un anlamını yeniden yazmış ve özgürlük mücadelesinin en güçlü yerine koymayı başarmışlardır.
Bir mitin hakikati
Kadınların büyük bedeller ödeyerek sağladığı bu birikim bugün “Jin, jiyan, azadî” sloganında yaşamaya devam ediyor. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın felsefesi ile mücadeleye şekil ve yön veren kadınlar, özgürlük direnişinin artık daha geniş bir coğrafyada, daha güçlü bir sesle yankı bulduğunu gösteriyor. Newroz alanları özellikle Kürt kadınların kendi gücünü gösterdiği, politikleştiği ve toplumsal dönüşümün öznesi haline geldiğini somutlaştırıyor. Newroz bu yönüyle sadece bir halkın bayramı olmasının ötesinde kadınların aynı zamanda erkek egemenliğine karşı yürüttüğü mücadelenin de bir sembolü oldu/ oluyor. Mitolojik anlatının ötesinde Newroz, bir direnişin hakikati haline geliyor. Demirci Kawa’dan bugüne uzanan bu ateş, kadınların ellerinde çoğalırken bugün Türkiye’de barış arayan, İran’da baş kaldıran, Suriye’de en önde savaşan, Afganistan’da ‘ben de varım’ diyen ve dünyanın her yerinde zulme saç örgüleriyle cevap veren kadınlar, özgürlük, eşitlik ve yeni bir yaşam umudunun en güçlü ifadesi oluyor.
Kadınlar bugüne sesleniyor
Bugüne eşsiz bir miras bırakan kadınların isimleri tek tek bu Newroz’da da anılıyor. Newroz’un anlamını yeniden yazan kadınlar, hala geçmişten günümüze sesleniyor. Bu kadınlardan biri Zekiye Alkan. Gümüşhane Kelkitli doğumlu Zekiye Alkan, Diyarbakır Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencisiydi. Özgürlük mücadelesi ile üniversitede tanıştı. Eylemini gerçekleştirmeden bir önceki Newroz'da Amed’de bir parkta arkadaşlarıyla bir araya gelen Zekiye Alkan, bir anda cebindeki tüm paraları çıkararak yaktı. Arkadaşlarının “Ne yapıyorsun” sorularına “Newrozumu kutluyorum” cevabını verdi. Nusaybin’de 13 PKK'linin kadınlar tarafından toprağa verilmesiyle başlayan sehildanlara karşı uygulanan zulme sessiz kalamadı. Zekiye Alkan, 21 Mart 1990'da siyah elbisesiyle Amed’in tarihi surlarına çıktı ve bedenini ateşe verdi. Newroz ateşini bedeniyle yakan Zekiye Alkan, Kürt halkının kahramanı oldu. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan bu eylemin ardından değerlendirmesinde “Şu çok önemli bir gerçektir ki, Kürdistan kadını uyandığı, örgütlendiği, kat be kat kendini özgürleştirdiği oranda, Kürdistan uyanmıştır, dirilmiştir, özgürleşmiştir ve yaşanılır bir alana kavuşmuştur” dedi.
Binevş Agal ve Cizreli kadınlar
Binevş Agal (Berivan) da adını tarihin sayfalarına eylemi ile yazdırdı. 1966 yılında Batman'ın Beşiri İlçesi'nde doğan Berivan, Ezidi bir ailenin kızıydı. 12 Eylül 1980 darbesinde ailesiyle Avrupa'ya göç etmişti. Berivan, Avrupa'da 1984'ün Nisan ayında 12 Eylül darbesinin Kürdistan'daki baskılarını duyurmak ve 2 Mayıs 1983'te Kürdistan dağlarında komplo ile Mehmet Karasungur ve İbrahim Bilgin'in yaşamını yitirmesini protesto etmek amacıyla düzenlenen yürüyüşteki tek kadındı. Onun özgürlük mücadelesine katılması Ezidi toplumunda büyük etki yarattı. Binevş Agal ailesine, "Beni merak etmeyin, ben PKK ocağındayım" notunu bırakarak yönünü dağlara çevirdi. Abdullah Öcalan’ın yanında eğitim aldı, Cizre'de örgütlenme faaliyetleri yürüttü. Kürt halkı ilk kez bir kadın gerillanın öncülük ettiğine tanık oldu. Bu yüzdendir ki bir çok aile kızlarına ‘Berivan’ adını verdi. Binevş Agal, Cizre'de 16 Ocak 1989'da ihbar sonucu operasyon yapıldığında teslim olmayarak savaşarak yaşamını yitirdi. Başkaldırının sembolü olan Cizre Newroz serhildanını örgütleyen Binevş Agal’ın yaşamını yitirmesinin ardından kadınlar Newrozlar'da sokaklarda direnişin öncüsü oldu.
Taşlarla çatışan küçük kız çocuğu Newrozlaştı
Rahşan Demirel 15 Ağustos 1975 yılında Mardin'in Nusaybin İlçesi'nde dünyaya geldi. Devletin baskılarından dolayı Rahşan Demirel’in de ailesi İzmir’e göç etti. Nusaybin’i çok seven Rahşan Demirel, ailesinin koşulları elverdikçe Nusaybin'i sık sık ziyaret eder. Çocuk yaşta devlet baskısının farkına varan Rahşan Demirel, Nusaybin'de Kürt halkına karşı devlet şiddetini kabul edemez. Rahşan Demirel, Kürt yurttaşların ağırlıklı yaşadığı Kadifekale'de, yapılan eylemlerde en önde elinde taşlarla çatışan küçük kız çocuğu olarak tanındı. 1992'de Cizre'de yaşanan serhildanlardan çok etkilendi. Newroz kutlamalarının yasaklandığını televizyondan izleyen Rahşan Demirel, ertesi sabah 1992 yılının 22 Mart'ında sabahın erken saatlerinde Kadifekale'ye çıkarak bedenini ateşe verdi. Abdullah Öcalan’ın Rahşan Demirel’in eylemine ilişkin yaptığı değerlendirmenin bir bölümünde şunları ifade etti:
“Oradaki kitlemizin içinde yaşadığı utanç verici koşullar, kendisinin özgürlük ve özgür yaşam anlayışıyla bağdaşmayan alçaltıcı yaşam koşulları, Newroz'un o dirilticiliği ve çekiciliğiyle birleşince, böyle bir meşale eylemi ortaya çıkıyor."
Ronahi ve Berivan
Ronahi (Bedriye Taş) ve Berivan (Nilgün Yıldırım) aynı eylemde buluştu. Ronahi, 1972 yılında Mereş'ın Elbîstan ilçesinde dünyaya geldi. Yurtsever bir ailenin kızıydı. 1979 yılında ailesiyle birlikte İsviçre'ye göç etti. Özgürlük mücadelesine katılan Rohani bir süre basın çalışmasında yer aldı, daha sonra kadın örgütleme çalışmalarına geçti. Ronahi ve Berivan temel eğitim devresinde birlikteydi. 22 Mart 1993 tarihinde Almanya’nın Mannheim kentinde gerçekleştirdikleri eylemle bedenlerini ateşe veren Ronahi ve Berivan, 'Newroz Şehitleri' olarak ilan edildi. Eylemleri hem Kürdistan'da hem de Almanya'da büyük bir etki yarattı. Abdullah Öcalan, Ronahi ve Berivan için “ateşin sırrına erenler” tanımını yaparken değerlendirmesinin bir kısmında şu ifadeler yer aldı:
“Berivan (Nilgün Yıldırım) ve Ronahi (Bedriye Taş) yoldaşlar, bu Kürdistan kızları, anlamlı mektuplar bırakmışlar. Ben bazı röportajlarına da tanık olmuştum. Yine herhalde epeyce mektupları, bazı değerlendirmeleri ve raporları da vardır. Bazılarını ben de gördüm. Eğer özgürlük bu kadar kolay olsaydı Berivan ve Ronahi kendilerini yakmazlardı. Bu arkadaşlar anlamı hayli büyük olan mektuplar bırakmış oluyorlar. Büyük saygı duymamak, gerçekten mümkün değil. Oldukça bilinçli ve çarpıcı değerlendirmeleriyle dolu dolu yaşadıkları anlaşılıyor.”
‘Ben Newroz oldum, Mazlum oldum’
Sema Yüce (Serhildan-Leyla)1971 yılında Agirî'nin Tutax İlçesi Aşağı Kargalı köyünde doğdu. Ailesi Ağrı isyanına katılmıştı. Sema'nın kişiliğinin oluşmasında Kürdistani entelektüel yönleri güçlü olan dedesi etkili olmuştu. Sema Yüce, 1989 yılında ODTÜ Sosyoloji bölümünü kazanması üzerine Ankara'ya gitti. Burada yurtsever öğrencilerle tanıştı ve YCK gençlik çalışmalarında yer aldı. 1991 yılında üniversiteyi bırakarak PKK'ye katıldı. Bekaa Vadisi'ne Abdullah Öcalan'ın yanına eğitim gördü. Sema Yüce kısa bir süre sonra Serhat alanında çalışmalara başladı. 1992 yılında bir ihbar sonucu gözaltına alındı ve tutuklandı. Sema Yüce, Çanakkale Cezaevi'nde 21 Mart 1998 tarihinde Newroz akşamı “Bedenimi 8 Mart’tan 21 Mart’a köprü yapmak istiyorum” diyerek bedenini ateşe verdi. İstanbul Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi’nde 80 gün tedavi gören Sema Yüce, 17 Haziran’da yaşamını yitirdi. Son sözü “Ben Newroz oldum, Mazlum oldum” olur. Sema Yüce’nin eylemi Kürt kadın hareketi için bir sıçrama noktası şeklinde değerlendirildi.
Sema Yüce son mektubunda şunları yazdı:
"Nasıl ki gökyüzünde iki güneş yoksa ve olmayacaksa, bir insan için, özgürleşmek isteyen bir kadın için, iki yaşam seçeneği, iki moral merkezi olamaz. Bu satırları yazdığım an kendimde düşünsel, moral ve yaşamsal açıdan Başkan Apo'yu tek merkez haline getirdiğim, kendimdeki tüm iç engelleri aştığım An'dır. Özgürlük hepimiz içindir ve özgürlüğe adım adım ulaşılabiliriz."
Yunanistanlı Elefteria Fortulaki
Kürt kadınların özgürlük direnişi Yunanistanlı Elefteria Fortulaki’da da yankısını buldu. 23 yaşındaki Elefteria Fortulaki, Yunanistan’ın Abdullah Öcalan’a yönelik gerçekleştirilen komplodaki rolüne ve Kürtlerin maruz kaldığı zulme karşı 24 Mart 2006 tarihinde Atina’daki Aios Agios Milanos Kilisesi’nin bahçesinde bedenini ateşe verdi. Elefteria Fortulaki, tedavi gördüğü hastanenin yoğun bakım servisinde 27 Mart 2006 tarihinde yaşamını yitirdi. Elefteria Fortulaki’da eyleminin nedenini açıklarken ailesine şöyle seslenmişti:
“… Bizim devletimiz de var. Ama Kürtlerin yok. Çocuklarımız iki dili öğrenmeli, anneleri Yunan, babaları Kürt’tür. Yüzde elli Yunan, yüzde elli Kürt’tür. Biliyorum bu eylemim iyi bir eylem tarzı değil. Tüm Kürdistan ve Ortadoğu şehitlerine selam. Bu yıl Newroz’u kutluyorum ama biraz geç, Zekiye Alkan gibi, Sema Yüce gibi, Ronahi, Berivan ve Rahşan Demirel gibi ve diğer yüce eylemlerde bulunanlar gibi. Kararlılıkları Kürt halkı ve Kürdistan’ı yüceltti. Kürtlerin tarihini büyüttü. Şehit aileleri ve Barış annelerinin ellerinden öpüyorum.”