Yeni Suriye’de kadın ve halkların hakları
Entegrasyon ancak diyalog, güven ve hakların korunmasıyla barışa doğru bir adım olabilir. Kürt halkının haklarının ve kadınların kazanımlarının göz ardı edilmesi, temel sorunların çözümsüz kalmasına yol açacaktır.
NEXEM ÇAÇAN
Haber Merkezi- 8 Aralık 2024’te Baas rejiminin yıkılmasıyla Suriye tarihinde yeni bir dönem başladı. 50 yılı aşkın süren baskı ve diktatörlük yönetiminin ardından, tüm bileşenlerin haklarını koruyan bir ülke inşa etmek için yeni bir fırsat doğdu. Ancak bir rejimin yıkılması tek başına yeterli değildir; zihniyetin, iktidarın dayanaklarının ve devlet ile toplum arasındaki ilişkinin de değişmesi gerekir. Bu çerçevede Suriye Demokratik Güçleri (QSD) ile Suriye geçici yönetim arasındaki entegrasyon süreci, Kürt halkının hakları ve kadınların geleceği temel meseleler arasında yer alıyor. Soru, bu değişimlerin demokrasi, eşitlik ve adalet temelinde ne ölçüde şekilleneceği ve Suriye’nin geleceğini nasıl belirleyeceğidir.
Baas rejiminin yıkılmasının ardından Suriye geçici yönetimi; devlet kurumlarının yeniden inşası, güvenliğin sağlanması, ekonomik ve toplumsal krizlerin çözülmesi ile halkların güveninin yeniden kazanılması gibi büyük sorumluluklarla karşı karşıya kaldı. Ancak bu dönemin zorlukları, insan haklarının, eşitliğin ve siyasi katılımın göz ardı edilmesine gerekçe olamaz. Rejimin yıkılması, ülkenin geleceğinin tartışılması için yeni bir fırsat yarattı. Ancak iktidarın merkezileştirilmesi, bileşenlerin katılımının sınırlandırılması ve insan haklarının güvence altına alınmaması konusundaki kaygılar devam ediyor. Aynı zamanda hak ihlalleri ve şiddet olayları, hesap verebilirlik mekanizmaları ile bağımsız denetim olmadan kalıcı istikrarın sağlanamayacağını gösteriyor. Bu nedenle geçici yönetimin değerlendirilmesi, aldığı kararların halkların yaşamındaki sonuçlarına göre yapılmalıdır. Yeni bir devlet siyasi vaatlerle değil, hakları koruyan yasalar, sorumlu kurumlar ve toplumun gerçek katılımıyla inşa edilir.
Anlaşmanın imzalanması tek başına yeterli değil
10 Mart 2025’te Suriye geçici yönetimi başkanı Ahmed El-Şara ile QSD Genel Komutanı Mazlum Abdi arasında bir anlaşma imzalandı. Anlaşmanın amacı, Kuzey ve Doğu Suriye’deki sivil ve askeri kurumların devlet kurumlarına entegre edilmesi, çatışmaların durdurulması ve siyasi çözümlerin önünün açılmasıydı. Anlaşma, sorunların diyalog yoluyla çözülmesi, Kürt halkının haklarının tanınması ve yerel yönetim ile merkezi kurumlar arasında yeni bir ilişkinin kurulması açısından önemli bir fırsat yarattı. Ancak entegrasyonun yöntemi, askeri güçlerin birleştirilmesi ve yönetim yapısı konusundaki farklılıklar, anlaşmanın belirlenen süre içinde uygulanmasının önünde engel oluşturdu. Bu süreç, anlaşmanın imzalanmasının tek başına yeterli olmadığını ortaya koydu. Güven, karşılıklı anlayış ve açık güvenceler olmadan siyasi anlaşmaların uygulanması çeşitli engellerle karşılaşıyor. Bu nedenle temel mesele yalnızca entegrasyonun uygulanması değil, bunun hangi temelde gerçekleştirileceğidir. Entegrasyon iş birliği ve hakların tanınması temelinde mi kurulacak, yoksa iktidarın tek elde toplanmasına mı dayanacak?
Anlaşmazlıklar derinleşti
2025’in sonu ve 2026’nın başında anlaşmanın uygulanmasına ilişkin anlaşmazlıklar derinleşti. Ocak 2026’da geçici yönetim ile QSD arasında önce Heleb’de, ardından diğer bölgelerde çatışmalar yaşandı. Bu durum, coğrafi değişikliklere ve çok sayıda ailenin yerinden edilmesine neden oldu. Bu olaylar, diyaloğun başarısızlığa uğramasının siviller üzerinde ağır sonuçlar yaratabileceğini ve barış umutlarını zayıflatabileceğini gösterdi. Güvenlik krizinin yaşanması ve bazı güçlerin geri çekilmesi de sivilleri koruma ve yeni çatışmaları önleme mekanizmalarına duyulan ihtiyacı artırdı. Bu gelişmeler, Suriye sorununun yalnızca askeri güçlerin entegrasyonundan ibaret olmadığını bir kez daha ortaya koydu. Asıl mesele, Suriye’deki tüm bileşenlerin haklarını, iradelerini ve ortak geleceğini güvence altına alan siyasi bir anlaşmanın inşa edilmesidir.
Kimi mekanizmaların oluşturulması gerekiyor
18 Ocak 2026’da Suriye geçici yönetim ile QSD arasında ateşkes ve entegrasyon anlaşması duyuruldu. 29 Ocak 2026’da ise anlaşmanın uygulanma mekanizmalarına ilişkin yeni yaklaşımlar açıklandı. Anlaşmanın maddeleri arasında çatışmaların durdurulması, askeri ve güvenlik güçlerinin entegrasyonu, sivil kurumların devlet kurumlarına katılması ve yerinden edilenlerin güvenli bir şekilde geri dönmesi yer aldı. Anlaşmaya göre Özerk Yönetim’in sivil kurumlarının devlet kurumlarına entegre edilmesi, güvenlik güçlerinin Hesekê ve Qamişlo’da koordineli bir şekilde konuşlandırılması ve QSD üyelerinin devletin askeri kurumlarına katılması gerekiyordu. Anlaşmada ayrıca Kürtlerin kültürel ve dilsel hakları ile siyasi katılımlarına da yer verildi.
Ancak entegrasyonun başarısı yalnızca kurumların ve güçlerin birleştirilmesiyle ölçülemez. Kürt halkının haklarının ve bölge halklarının iradesinin de korunması önemlidir. Temel siyasi sorunlar çözülmeden ve açık bir anayasal çerçeve oluşturulmadan gerçekleştirilecek entegrasyon, yalnızca idari ve askeri bir süreç olarak kalabilir. Bu nedenle entegrasyonun hakların tanınması, dil ve kültürün korunması, karar alma süreçlerine katılım ve hukuki denetim temelinde yürütülmesi gerekir. Halkın haklarının nasıl korunacağını ve ihlal durumunda kimin sorumlu tutulacağını bilmesi için hesap verebilirlik mekanizmalarının da açık olması gerekir.
Diyalog ve ortak bir yapı inşa etme sürecinin başlangıcı
Entegrasyon, yalnızca askeri güçlerin birleştirilmesi olarak ele alınmadığı ve tüm bileşenlerin haklarını ve katılımını koruyan siyasi bir süreç olarak görüldüğü takdirde demokratik bir Suriye’nin inşası için yeni bir fırsat olabilir. Temel amaç, tüm bileşenlerin karar alma süreçlerinde irade ve hak sahibi olduğu bir devlet kurmak olmalıdır. Devlet kurumlarının entegrasyonu, kamu hizmetlerini ve güvenlik alanındaki koordinasyonu iyileştirebilir. Ancak bu süreç yerel yönetimin zayıflamasına, katılımın sınırlandırılmasına ve halkların kazanımlarının kaybedilmesine yol açarsa yeni anlaşmazlıklar ortaya çıkar. Bu nedenle entegrasyon, siyasi tartışmaların sona ermesi olarak değil, diyalog ve ortak bir yapı inşa etme sürecinin başlangıcı olarak görülmelidir. Suriye’nin birliği, toplumun çok renkliliğinin tanınması, hakların korunması ve dilsel, kültürel ve siyasi farklılıkların kabul edilmesiyle sağlanır.
Kadınların kazanımları korunmalı
Devrimin 15 yılı boyunca Kuzey ve Doğu Suriye’deki kadınlar siyasi, askeri, ekonomik, kültürel ve toplumsal alanlarda önemli roller üstlendi. Kadınlara özgü kurumlar kuruldu, kadınlar yönetimde yer aldı ve kadınların karar alıcılar ve toplumsal değişimin öncüleri olarak yer edinmesi için erkek egemen ve ataerkil zihniyete karşı mücadele edildi. Bu kazanımlar, binlerce kadının mücadelesinin, fedakarlığının ve direnişinin sonucudur. Bu nedenle kazanımlar Suriye’nin yeni döneminde korunmalı ve siyasi hesaplaşmaların konusu haline getirilmemelidir. Kadınların korunması yalnızca mevcut kurumların devam ettirilmesiyle sağlanamaz; kadın haklarının anayasa, yasalar ve karar alma mekanizmalarında güvence altına alınması gerekir. Kadınların geleceği geçici vaatlere değil, yasal güvencelere ve gerçek katılıma dayanmalıdır.
Kadınlar karar alma sürecinin tarafı
QSD ile geçici yönetim arasındaki entegrasyon süreci yalnızca askeri ve idari bir mesele değildir; aynı zamanda kadınların geleceğini ve devlet kurumlarındaki yerini de etkiliyor. Bu nedenle kadınlar, karar alma süreçlerinin temel tarafları olarak yer almalıdır. Kuzey ve Doğu Suriye’deki kadınlar, devrimin 15 yılı boyunca yönetim kurumlarının, meclislerin, komünlerin ve güvenlik sistemlerinin inşasında önemli bir deneyim kazandı. Bu çerçevede YPJ yalnızca askeri bir güç değil, aynı zamanda kadınların DAİŞ’e, şiddete ve ataerkil zihniyete karşı direnişinin simgesidir. YPJ savaşçıları, kadınların toplumun korunmasında ve karar alma süreçlerinde temel bir rol oynayabileceğini kanıtladı.
Entegrasyon sürecinde kazanımlar nasıl korunacak?
Bugün temel soru, entegrasyon sürecinde bu kazanımların ve deneyimlerin nasıl korunacağıdır. Askeri entegrasyon, kadınların rollerinin sınırlandırılmasına ve karar alma süreçlerindeki iradelerinin göz ardı edilmesine yol açmamalıdır. Bu nedenle kadınların entegrasyon komitelerinde, askeri, güvenlik ve idari kurumlarda etkili bir şekilde yer alması; YPJ’nin geleceğinin ise diyalog ve açık güvenceler temelinde tartışılması gerekir. Kadınların kazanımlarının korunması da siyasi ve hukuki güvencelerle ve karar alma süreçlerine gerçek katılımlarıyla sağlanmalıdır.
Suriye için hazırlanacak yeni anayasa, tüm bileşenlerin haklarının ayrım gözetilmeksizin korunması temelinde oluşturulmalıdır. Kürt halkının hakları, dili ve kültürü, eşitlik ve siyasi katılım anayasal güvence altına alınmalıdır. Aynı zamanda haklar, ayrımcılığın yasaklanması, şiddete karşı koruma ve kadınların kamu, güvenlik ve askeri kurumlara katılımı yasal güvencelerle korunmalıdır. Bu süreçte kadınlar, Kürt halkı ve tüm bileşenler gerçek bir katılıma sahip olmalı; kadınların deneyimleri ve YPJ’nin rolü de dikkate alınmalıdır. Bütün bunlar ancak uygulanmaları güvence altına alınmış yasalar ve kurumlar aracılığıyla korunabilir.
Kürtlerin haklarının tanınması önemli bir ölçüt
Suriye çok renkli bir ülkedir ve geleceği tüm halkların haklarının tanınmasına bağlıdır. Ülkenin birliği kimliklerin inkarıyla değil, eşitlik ve bu kimliklerin haklarının korunmasıyla sağlanabilir. Geçici yönetim, iktidarı herhangi bir siyasi tarafın mülkü olarak görmemeli ve tüm bileşenler için bir devlet inşa etmelidir. Ayrıca kadınların, gençlerin ve toplumsal güçlerin yeni kurumların inşasına katılımını güvence altına almalıdır. Kürt sorununun çözümü, çok renkliliğin kabul edilme düzeyini ve haklar temelinde birliğin inşa edilmesini gösteren önemli bir ölçüttür. Kadınların haklarının korunması ve karar alma süreçlerine katılımı da devletin demokratikleşmesinin temel ölçütlerindendir. Çünkü demokrasi yalnızca seçimlerden ve siyasi kurumlardan ibaret değildir; hakları koruyan, farklılıkları kabul eden ve tüm bileşenlere eşit fırsatlar sunan bir sistemdir.
Başarı eşitlik ve hukuki güvencelere bağlı
Baas rejiminin yıkılmasından entegrasyon sürecine kadar Suriye, fırsatlar ve tehlikeler arasında bulunuyor. Bu dönemin başarısı, halkların haklarının tanınmasına, eşitliğe ve hukuki güvencelere bağlıdır. Entegrasyon ancak diyalog, güven ve hakların korunmasıyla barışa doğru bir adım olabilir. Kürt halkının haklarının ve kadınların kazanımlarının göz ardı edilmesi, temel sorunların çözümsüz kalmasına yol açacaktır. Geçici yönetim yalnızca kurumları birleştirmesi değil, aynı zamanda adalet, eşitlik ve tüm bileşenlerin katılımı temelinde bir devlet inşa etmesi gerekir. Kadınlar da 15 yıllık mücadelenin ardından anayasa, yönetim ve karar alma süreçlerinde temel bir role sahip olmalıdır. Halkların hakları, kadınların katılımı ve anayasal güvenceler korunmadan demokratik bir Suriye inşa edilemez. Entegrasyonun başarı ölçütü de tüm bileşenler için barışın, adaletin ve onurlu bir yaşamın güvence altına alınmasıdır.