Irak’ta Caferi hükümleri tartışması: Kadın ve çocuk haklarına ilişkin endişeler

Bağdat’ta düzenlenen panelde, 2025 yılında yürürlüğe giren Caferi mezhebine göre kişisel statü hükümlerinin kadın ve çocuk hakları üzerindeki olası etkileri ele alındı.

RAJA HAMİD RASHİD

Bağdat- Bağdat’ta “Anne ve Çocuk Forumu” tarafından düzenlenen panelde konuşan katılımcılar, Caferi mezhebine göre hazırlanan hükümlerin özellikle velayet, nafaka ve evlilik konularında kadın ve çocukların haklarına ilişkin endişelere yol açtığını belirtti. Katılımcılar, söz konusu hükümlerin uygulanmasının kadın ve çocukların kırılganlığını artırabileceği ve aile içi anlaşmazlıkları, sonuçlarından en fazla çocukların etkileneceği hukuki uyuşmazlıklara dönüştürebileceği uyarısında bulundu.

Şii Caferi mezhebine göre kişisel statü meselelerindeki şer’i hükümlere ilişkin 2025 tarihli 10 sayılı düzenlemenin yayımlanmasının üzerinden yaklaşık bir yıl geçti. Bu süreçte yasal düzenlemeye ilişkin tartışmaların, metnin teorik boyutundan çıkarak mahkemelerde ve ailelerin günlük yaşamında ortaya çıkan pratik sonuçlarının değerlendirilmesine yöneldiği belirtildi.

Düzenleme artık yalnızca soyut bir hukuk metni olmaktan çıkarken, Iraklı ailelerin yaşamındaki evlilik, mehir, nafaka, boşanma, velayet, görüşme hakkı, konut, ev eşyaları, evlilik üzerindeki velayet ve miras gibi hassas alanlarda doğrudan uygulanıyor.

Bu kapsamda “Anne ve Çocuk Forumu”, Iraklı Kadınlar Birliği Bağdat Şubesi ile koordinasyon halinde, “Kişisel Statü Yasası No. 188’de yapılan değişikliğin üzerinden bir yıl: Kadınların hakları ve Caferi düzenlemesinin hukuki ve toplumsal etkilerine bakış” başlıklı bir farkındalık paneli düzenledi. Hukukçu Hind Kerim tarafından verilen panel, Bağdat’ın Sadr kentinde gerçekleştirildi.

Nafaka, mehir ve velayet

Hind Kerim panelde, 1959 tarihli 188 sayılı Kişisel Statü Yasası ile Şii Caferi mezhebine göre kişisel statü meselelerindeki şer’i hükümlere ilişkin düzenleme arasındaki farklılıkları anlattı.

Hind Kerim, yasanın Irak ailesini düzenlemek üzere ortak kurallar getirdiğini ve sonraki yıllarda çeşitli değişikliklere uğradığını belirtti. 2025 tarihli 1 sayılı yasanın ise Caferi mezhebine ait şer’i hükümlerin uygulanmasının seçilmesine olanak tanıdığını, bu seçimin kapsadığı konularda ise 10 sayılı düzenlemenin referans haline geldiğini ifade etti.

Mehir, mehir hakkının doğması için gerekli koşullar ve mehir talebine ilişkin hükümler ile peşin ve vadeli mehir arasındaki farkları da anlatan Hind Kerim, haksız boşanma, altın ve ev eşyalarının paylaşımı gibi konularda yasal düzenlemeler arasındaki farklılıklara dikkat çekti.

Çocuğun velayeti ve çocuğun yararı konusunu da ayrıntılı biçimde ele alan Hind Kerim, anne ve baba arasındaki anlaşmazlıkların bazı durumlarda velayeti bir “savaşa” dönüştürebildiğini söyledi. Hind Kerim, “Çocuk bir ganimet değildir ve taraflar arasındaki intikam aracına dönüşmemelidir” ifadelerini kullandı.

Kadınlara, evliliklerinin hangi yasaya tabi olduğunu ve hangi hukuki sistemi seçtiklerini bilmeleri gerektiği konusunda çağrıda bulunan Hind Kerim, evliliğin yalnızca bir gecelik kutlama olmadığını, onlarca yıl sürebilecek bir ilişki olduğunu belirtti. Dakikalar içinde atılan bir imzanın yıllar boyunca sürecek sonuçlar doğurabileceğini ifade eden Hind Kerim, kadınlardan hükümleri okumadan ve anlamadan imza atmamalarını, merak ettikleri konularda soru sormalarını istedi.

Hind Kerim, kadınların hukuki farkındalığının önemine dikkat çekerek, yasanın bu konuları düzenlediğini ancak ailelerin de bilinçlenmeye ihtiyaç duyduğunu belirtti. Kadınların aile yaşamlarını ilgilendiren temel yasaları ve hukuki meseleleri bilmelerinin, hem kendilerinin hem de ailelerinin yaşamını korumalarına, onurlu ve güvenli bir yaşam sürmelerine katkı sağlayacağını söyledi.

‘Kızım babasını tanımıyordu’

Yasanın uygulanmasından etkilendiğini belirten üç çocuk annesi ve boşanmış Hena Hasan Kazım da panelde yaşadığı sorunları anlattı.

Nafaka konusunda mağdur olduğunu belirten Hena Hasan Kazım, boşanmasının ardından ailesinin yanında kira karşılığında yaşamak zorunda kaldığını söyledi. Eski eşinin çocukları almak istemediğini, ancak 14 yaşını doldurmamış kızını talep ettiğini belirten Hena Hasan Kazım, eski eşinin polis merkezlerinden iki kez para göndererek kızının babasıyla yaşamak üzere geri dönmesi gerektiğini bildirdiğini aktardı.

Kızının ağladığını ve babasını tanımadığını belirten Kazım, “Babası onu altı aylıkken terk etmişti” dedi. Ağabeyinin, mahkeme önünde kızını her hafta babasına teslim edeceğine dair taahhütte bulunduğunu söyleyen Hena Hasan Kazım, kızının babasıyla iki kez gittiğini, ancak bir seferinde evden kaçarak geri döndüğünü anlattı. Hena Hasan Kazım, kızının babasının evinde yaşamaktan kendisini rahat hissetmediğini belirtti.

Bu durumun hala devam ettiğini ifade eden Hena Hasan Kazım, yaşananların kızının psikolojik durumunu ciddi biçimde etkilediğini söyledi. Velayet, görüşme hakkı ve nafakanın boşanma sonrasında ailelerin karşı karşıya kaldığı en önemli sorunlar arasında yer aldığını belirtti.

Öte yandan çok sayıda anne, yaşadıkları sorunları ve deneyimlerini kamuoyuna açıklamaktan kaçındı. Annelerin, eski eşlerinin medyaya yansıyan bilgileri mahkemelerde devam eden davalarda kendi aleyhlerine kullanmasından endişe ettiği belirtildi. Bu durumun boşanma, nafaka, velayet ve görüşme hakkına ilişkin aile davalarının hassasiyetini ortaya koyduğu ifade edildi.

Caferi mezhebine ilişkin düzenleme, 6 Ekim 2025’te Irak Resmi Gazetesi’nin 4843 sayılı nüshasında yayımlandı. Düzenleme, 1959 tarihli 188 sayılı Kişisel Statü Yasası’nı değiştiren 2025 tarihli 1 sayılı yasanın eki niteliğini taşıyor. Düzenleme, özellikle kadın ve çocukların hakları üzerindeki olası etkileri nedeniyle Irak kamuoyunda geniş tartışmalara ve eleştirilere konu oldu.