Süveydalı Necah Cemul, geleneksel kırık-çıkık tedavisini sürdürüyor

Süveyda’da babasından öğrendiği kırık-çıkık tedavisini sürdüren Necah Cemul, “Bu uygulamalar özellikle kırıklar, ciddi yaralanmalar ve omurga sorunlarında tıbbi teşhis ve doktor takibinin yerini tutmuyor” diyor.

ROCHELLE JUNİOR

Süveyda - Suriye’nin Süveyda kentinde aileler arasında nesilden nesile aktarılan halk bilgisine dayanan kırık-çıkık tedavisi giderek yok oluyor. Çoğunlukla erkekler tarafından sürdürülen bu geleneksel uygulamayı yapan kadınların sayısı ise oldukça sınırlı. Farklı yaralanma ve kırık vakalarında uygulanan bu yöntem, modern tıbbın gelişmesiyle birlikte giderek daha az başvurulan bir uygulama haline geliyor.

Tıbbı imkanlar sınırlıyken yardımcı oluyor

Necah Cemul’un uygulamayla tanışması, beşinci sınıfın başında olduğu çocukluk yıllarına dayanıyor. Babası onu yanında götürüyor, yanında kalmasını ve çalışma yöntemini izlemesini istiyordu. Babasının kendisini sürekli teşvik ettiğini söyleyen Necah Cemul, bunun özellikle farklı yaş gruplarındaki hastalarla ilgilenirken utangaçlığını ve korkusunu aşmasına yardımcı olduğunu belirtiyor. Zamanla güven ve deneyim kazanan Necah Cemul, çocuk, genç, kadın ya da yaşlı olsun aile evine getirilen vakalarla ilgilenmeye başladığını kaydediyor.

Hala hafızasında yer eden vakalardan birine dikkat çeken Necah Cemul, “Çocuk benimle yaklaşık aynı yaştaydı. Süveyda’ya yaklaşık 10 kilometre uzaklıktaki Anaz beldesinde bisiklet sürerken kaza geçirmişti. Ağır yaralanmış, ciddi kanama geçiriyor ve çok sayıda kırığı bulunuyordu. O dönemde tıbbi imkanlar sınırlıydı ve Sahlad’da hastane yoktu. Bu nedenle hastaların röntgen çektirmek için Süveyda’ya gitmesi gerekiyordu. Annem beni o sırada bu durumla yüzleşmem için cesaretlendirdi. Sorumluluğu üstlenmeye karar verdim. Bu deneyim, kendime olan güvenimi artıran ve uygulamayla bağımı güçlendiren dönüm noktalarından biri oldu” diye belirtiyor.

Kemik düzeltme alanında akademik bir eğitim almayan Necah Cemul, teorik bilginin tek başına pratik uygulamanın yerini tutmadığını ve her vakanın kendisi için deneyimine katkı sağlayan yeni bir tecrübe olduğunu söylüyor. Deneyimi arttıkça zor vakalar onun için birer sınamaya dönüşürken, bu vakalarla başarılı şekilde ilgilenmesinin insanların kendisine duyduğu güveni artırdığını kaydediyor. Bu güvenin kolay oluşmadığına dikkat çeken Necah Cemul, bunun yıllar süren çalışma, elde edilen sonuçlar ve kazanılan itibarın sonucunda oluştuğunu ifade ediyor.

Necah Cemul’un uygulamayı sürdürmesi, özellikle evlendikten sonra kolay olmadı. Çalışmaları artık belirli saatlerle sınırlı değildi, farklı zamanlarda, gecenin geç saatlerinde veya sabahın erken saatlerinde hastaları kabul etmeye başladı. Sahuve, Miyamas ve Arman’ın da aralarında bulunduğu farklı bölgelerden gelen vakalarla ilgilendiğini ifade eden Necah Cemul, kendi bölgesi dışından insanların kendisine başvurmasını yıllar içinde kazandığı güvenin bir göstergesi olarak değerlendiriyor.

Bazı insanların kendisine ulaşmak için uzun mesafeler kat ettiğini de sözlerine ekleyen Necah Cemul, sözlerine şöyle devam ediyor:

“Çünkü insanlar deneyimine güvenebilecekleri birini arıyor. Bu uygulamayı sürdürmemin temel nedeni maddi kazanç değil. Başından beri amacım insanlara yardım etmek ve özellikle maddi durumu tedavi masraflarını karşılamaya yetmeyen hastaların acılarını hafifletmekti. Birçok vakaya yüksek bir ücret almadan yardımcı oldum. Yaptığım işin gerçek değerinin hastaya yardım etmek ve onun sıkıntısını hafifletmek olduğuna inanıyorum. Bazen aldığım ücreti de verdiğim emeğin karşılığı olan bir kazançtan ziyade, harcadığım çabanın bir sembolü olarak görüyorum.”

Bilginin nesiller arası aktarılması

Kızlarının biraz deneyim kazandığını, ancak henüz uygulamayı fiilen sürdürmediklerini belirten Necah Cemul, gelecekte ailesinden birinin bu mirası taşımasını umuyor. Bilginin nesiller arasında aktarılmasının onu korumanın yolu olduğunu belirten Necah Cemul, “İnsan az ya da çok yıl yaşayabilir, ancak onun için önemli olan, kendisinden sonra uygulamanın devam etmesidir” diyor. Necah Cemul, kırık-çıkık tedavisinin kolay olmadığını ve büyük fiziksel güç gerektirdiğini de sözlerine ekliyor. Bu durumun kadınların alana girmesini daha da zorlaştırdığını aktaran Necah Cemul, bazı vakalarla ilgilenmenin kas gücü ve dayanıklılık gerektirdiğini dile getiriyor. Necah Cemul, yıllarca süren çalışmanın da bedenini, eklemlerini ve kaslarını etkilediğini ifade ediyor.

Kırık-çıkık tedavisinin yanı sıra halk hekimliğinin bazı yöntemlerini de öğrendiğini ve uyguladığını dile getiren Necah Cemul, sözlerini şöyle tamamlıyor:

“Bunlar arasında dağlama yöntemi de var. Boyun ve sırt ağrıları ile bel fıtığına bağlı vakalarla da ilgilendim. Ancak bu uygulamalar halk hekimliği kapsamında kalıyor ve özellikle kırıklar, ciddi yaralanmalar ve omurga sorunlarında tıbbi teşhis ve doktor takibinin yerini tutmuyor. Bazı durumlarda röntgen çekilmesi veya cerrahi müdahale gerekebiliyor. Benim için bu uygulamayı korumak modern tıptan vazgeçmek anlamına gelmiyor. Aksine, bazı durumlarda hastaların yaşadığı sıkıntıların hafifletilmesine yardımcı olduğunu düşündüğüm halk bilgisini korumak anlamına geliyor.”