‘Bazı medya kuruluşları kadın katillerinin savunuculuğunu yapıyor’
Güney Kürdistan’da artan kadın katliamlarına dikkat çeken Şeyda Maruf, medyanın kullandığı dilin failleri savunur hale geldiğini belirterek, şiddetle mücadelede yasaların uygulanması ve toplumsal farkındalığın artırılması çağrısı yaptı.
DERÎN RAHİM
Silêmanî- Güney Kürdistan’da kadın katliamları artarak devam ederken, kadınlar erkek egemen zihniyetin beslediği şiddetin hedefi oluyor. Eşleri, babaları ve erkek kardeşleri tarafından katledilen kadınlara ilişkin haberlerin medyada ele alınış biçimi ise toplumsal algıyı etkiliyor. Bazı medya kuruluşlarının kullandıkları dil ve söylemler failleri savunur bir tutum sergilerken, 2026 yılının ilk yedi ayında Güney Kürdistan’da 39 kadın katledildi veya şüpheli şekilde yaşamını yitirdi. Kadın katliamlarının nedenlerini ve medyanın bu konudaki sorumluluğunu değerlendiren hak savunucusu Şeyda Maruf, medyanın haber diline ilişkin eleştirilerini dile getirdi.
‘Medya şiddet ve katliamların nedenlerinden biri’
Şeyda Maruf, kadın katliamlarının insanlık açısından kabul edilemez bir olgu olduğunu ve her gün karşılaşılan bu durumun toplumda derin üzüntü yarattığını belirterek, “Kadın katliamlarını her zaman temel sorunlarımızdan biri olarak gördük. Medya, kadın katliamlarının ve intiharların temel nedenlerinden biridir. Bir kadın katledildiğinde dijital medyada haberin nasıl yayıldığına bakın; sanki toplum açısından sıradan bir olaymış, yaşamın doğal bir parçasıymış gibi sunuluyor. Katledilen ya da intihara sürüklenen kadına ve ailesine yönelik uygunsuz ifadeler kullanılıyor. Bu durum toplumda olumsuz tepkilere yol açıyor. Bireyler, aileler ve genel olarak toplum içerisinde bir sorun yaşandığında, bu sorunların çözümü için bir diyalog dili geliştirilmelidir. Sorunlar karşısında yanlış ve olumsuz tepkiler verilmemelidir” dedi.
‘Doğru bir çözüm ve diyalog dili geliştiremedik’
Sorunların konuşma ve diyalog yoluyla çözülmesi gerektiğini, eğitim ve ekonomik koşulların birey, aile ve toplum üzerinde belirleyici olduğunu kaydeden Şeyda Maruf, sözlerine şöyle devam etti:
“Sorunların şiddete dönüşmesine izin verilmemeli. Aile içinde ve toplumda yasal düzenlemelerin eksikliği, bireylere doğru ve nitelikli bir eğitim verilmemesi de bu sorunların nedenleri arasındadır. Bir çocuğa küçük yaşlardan itibaren doğru bir eğitim verildiğinde bu eğitim, çocuk büyüdüğünde de onunla birlikte devam eder. Ancak eğitim verilmediğinde, çocuğun ve bireyin yetiştirilmesine yönelik doğru bir anlayış geliştirilmediğinde toplum, çocuklar üzerinden yavaş yavaş çöküşe sürüklenir.
Birey, aile ve toplum üzerinde etkili olan iki önemli unsur vardır. Bunlardan biri eğitim, diğeri ise ekonomidir. Ekonomik açıdan baktığımızda, bir kadının kendi işine ve gelirine sahip olması halinde bu tür sorunlarla daha az karşılaşacağını her zaman söylüyoruz. Hepimiz biliyoruz ki toplumu aile, aileyi ise kadın ayakta tutar. Erkekler de bu konuda destekleyici bir rol üstlenir. Farkındalık oluşturabilir, yararlı bilgiler aktarabilirsek insanlığın düşünce yapısı ve bakış açısı yeniden şekillenebilir. İnsanlar bu farkındalığı benimseyerek benzer sorunların yaşanmasını önleyebilir. Bunların hepsi çözüm yollarıdır. Ancak bugüne kadar doğru bir çözüm ve diyalog dili geliştiremedik. Aile içinde de diyalog giderek azaldı. İnsanlar dijital medyayla o kadar meşgul ki ailelerine vakit ayıramıyorlar.”
Medyanın rolü
Bir süre önce bir kadının katledilmesinin ardından tüm medya kuruluşlarının olaya yoğun biçimde yer verdiğini belirten Şeyda Maruf, bu tür haberlerin sunuluş biçiminin toplumda olumsuz tepkilere yol açtığını ifade etti. Özellikle aile ve karşı cins konusunda yeterli bilgiye sahip olmayan kişilerin bu haberlerden olumsuz etkilenebileceğini kaydeden Şeyda Maruf, kadınlara yakıcı madde ile saldırılması, katledilmesi veya şiddete maruz bırakılmasına ilişkin haberlerin farklı biçimlerde ve tekrar tekrar yayımlanmaması gerektiğini söyledi. Medyanın olayların doğru yönünü göstermesi ve haberlerini yasalar çerçevesinde hazırlaması gerektiğini vurgulayan Şeyda Maruf, doğruluğu teyit edilmemiş bilgilerin hemen yayımlanmasının büyük sorunlara yol açtığını dile getirdi.
‘Ortak bir cephe oluşturulmalı’
Kadınların neden katledildiği ve şiddete maruz bırakıldığı sorularına yanıt aranması gerektiğini ifade eden Şeyda Maruf, kadınlar olarak gerçeği ortaya çıkarmak ve bu konuda çalışma yürütmek için çaba gösterdiklerini dile getirdi.
Şeyda Maruf, bir suç işlendiğinde medyanın korkunç görüntüler yayımlamak yerine yasanın üstünlüğüne, suçluların cezalandırılmasına ve koruma mekanizmalarındaki eksikliklere odaklanması gerektiğini belirterek, “Kadın katliamları toplumsal bir sorun olarak değil, katliam olarak adlandırılmalı. Kadın meselesi üzerinde çalışmak için ülke çapında ortak bir cephe oluşturulmalı. Kadınlara yönelik şiddet karşısındaki toplumsal sessizlik, suça ortak olmak ve suçların tekrarlanmasına zemin hazırlamak anlamına geliyor. Her kesim, kendi bakış açısıyla bu olgunun ortadan kaldırılması ve şiddetle mücadele edilmesi için çaba göstermeli. Sendikalar, örgütler ve ilgili taraflar hükümete baskı yapmak amacıyla bir ağ oluşturabilmeli” şeklinde konuştu.
‘Hiçbir şey bir insanın katledilmesini haklı çıkaramaz’
Hükümetin de bu konuda sorumluluğu olduğunu sözlerine ekleyen Şeyda Maruz, şöyle devam etti:
“İletişim araçlarının kötüye kullanılmasına ilişkin yasalar, suçla mücadele yasası ve şiddetin önlenmesine yönelik yasalar bulunuyor, ancak sorun yasaların uygulanmasında. Medya, insan hakları ve aile içi eşitlik yasaları konusunda uzman kişilere daha fazla yer vermeli, bu kişileri konuşturmalı ve görüşlerini acil haber ya da dosya olarak hazırlayarak her evin bu bilgilerden haberdar olmasını sağlamalı. Bir diğer sorun da bazı ailelerin kültürel baskıdan korkmaları ve kızlarının şiddete maruz kalmasını utanç olarak görmeleri nedeniyle şiddeti gizlemeleri. Bu durum davaların üzerinin örtülmesine yol açıyor. Ancak bazı aileler de davaların takipçisi oluyor, bunları mahkemelere ve kadın örgütlerine taşıyor. Kadın katliamları insanlar üzerinde derin etkiler bırakıyor. Hiçbir şey bir insanın katledilmesini haklı çıkaramaz.”
‘Bu zihniyetin değişmesi gerekiyor’
Ulaştığı verilere göre 2026 yılında şu ana kadar Silêmanî’de 46 kadının katledildiğini veya intihara sürüklendiğini söyleyen Şeyda Maruz, “Bir kadın intihara sürüklendiğinde bunun arkasında ailesinin, babasının, erkek kardeşinin, eşinin ve toplumun uyguladığı baskılar ve yarattığı sorunlar var. Kadın, sorgulama ve şiddetle karşı karşıya kaldığında çareyi intiharda buluyor. Yakıcı madde ile intihara sürüklenen kadınların bedenleri zarar görüyor. Bu kadınlar yaşamlarını yitirmediler, ancak bedenlerinde oluşan hasarlar nedeniyle pişmanlık duyuyorlar. Bu nedenle bu tür olayların Kürt toplumu içerisinde azalmasını istiyorum. Sahip olduğumuz mutlak özgürlük, toplum tarafından farklı biçimde anlaşılıyor. Bu özgürlük anlayışı günümüz toplumunda, özellikle de kadınlar açısından birçok sorun yaratıyor” ifadelerinde bulundu.
Şeyda Maruf, sözlerinin sonunda kadınlara şu çağrıda bulundu:
“Herhangi bir sorun ve sıkıntı yaşayan kadınlar, uzman kişilere ve yasalar çerçevesinde sorunlarını çözebilecek kişilere başvursun. Erkek egemen zihniyet hem ailelerde hem de hükümet kurumlarında kök salmış durumda. Bu zihniyetin değiştirilmesi gerekiyor. Değişim aile içinde başlamalı ve cinsiyet ayrımcılığına izin verilmemeli. Ailelerde farkındalık artırılmalı, programlar aracılığıyla kadınların gücü ve yetenekleri gösterilmeli. Ayrıca aileler tarafından iki cinsiyet arasında eşitliğin yerleşmesi için çalışmalar yürütülmeli. Kadın örgütleri de kadınların görev ve hakları konusunda daha fazla farkındalık oluşturmalı.”