Gazze’de yağmurlar başlamadan çadırlar için acil önlem çağrısı
Gazze kentinin doğusundaki yerinden edilme kamplarında yaşayan Filistinliler, kış mevsimi yaklaşırken sel ve su baskını tehlikesine karşı acil önlem alınması çağrısında bulundu.
NAGHAM KARAJEH
Filistin - Filistin’in Gazze Şeridi’nde yaşayanlar, özellikle de yerinden edilenler, savaş nedeniyle altyapının ve kanalizasyon şebekelerinin tahrip edilmesinin ardından ağır koşullarla karşı karşıya. Binlerce yerinden edilmiş kişi, barınmaya elverişli çadırlardan ve yağmur ile soğuktan korunmalarını sağlayacak malzemelerden yoksun.
Bu kapsamda Gazze kentinin doğusundaki yerinden edilme kamplarında yaşayanlar, 22 Ekim Perşembe günü “Yer su altında kalmadan insanları kurtarın” sloganıyla bir protesto düzenledi. Eylemde, kış mevsimi yaklaşırken sel ve su baskınlarının yaratabileceği tehlikelere karşı korunmak için yerel ve uluslararası kurumlara acil müdahale çağrısı yapıldı.
Protesto, önceki kış mevsimlerinde yerinden edilme kamplarında yaşanan su baskınlarının tekrarlanacağı yönündeki endişelerin arttığı bir dönemde gerçekleştirildi. Bölgedeki altyapının gördüğü zarar, halkın zaten zorlu olan yaşam koşullarını daha da ağırlaştırdı.
‘Günlük yaşam daha zorlaşıyor’
Yerinden edilmiş kadınların arasında konuşan Necva Ehl, kamp koşullarına dikkat çekti. Evlerin yıkılmasının ardından ailelere güvenli barınma alternatifleri sunulmadığını belirten Necva Ehl, çok sayıda ailenin kendilerini yağmurdan ve soğuktan koruyacak imkânlara sahip olmadığını, çocuklarının temel ihtiyaçlarını karşılamakta da giderek daha fazla zorlandıklarını söyledi.
Necva Ehl’in endişeleri yalnızca yağmur sularının çadırlara dolmasıyla sınırlı değil. Aydınlatmanın bulunmaması, özellikle kadınların ve çocukların temel ihtiyaçlarını karşılamak için gece saatlerinde dışarı çıkmak zorunda kalması, günlük yaşamı daha da zorlaştırıyor.
Belediye yetkililerinin bölgeye gelerek her an su baskını yaşanabileceği konusunda kendilerini uyardığını belirten Necva Ehl, “Burada kalmamız tehlikeliyse gidebileceğimiz alternatif yer neresi? Başka bir yer bulabilecek imkânımız yok” dedi.
‘Yıpranmış çadırlar koruma sağlamıyor’
Gazze kentinin doğusundaki kamplarda kadın çalışmalarından sorumlu İnam Şelayil de yıpranmış çadırların yağmura karşı yeterli koruma sağlamadığını belirtti. İnam Şelayil, halkın yeni çadırlara, brandalara ve aydınlatma araçlarına ihtiyaç duyduğunu vurgulayarak protestonun yeni bir felaket yaşanmadan önce yerel ve uluslararası kurumları harekete geçirmek amacıyla düzenlendiğini söyledi.
Kış yaklaşırken herkesin su baskınlarından korktuğunu ifade eden İnam Şelayil, “Bölge daha önce de su altında kalıyordu. Peki, savaşın ardından ve kanalizasyon şebekeleri tahrip edilmişken bugün durum nasıl olacak? Çadırlar parçalanmış durumda ve bize yeterli yardım ulaşmadı” diye konuştu.
Bölgedeki binaların büyük bölümünün zarar gördüğünü belirten Şelayil, ailelerin yıkımın ortasında, ihtiyaçlarının boyutuyla örtüşmeyen bir müdahale karşısında yaşam mücadelesi verdiğini kaydetti.
Harbe Halil ise ailelerin yaşadığı sıkıntıları, yıkılmış bir ev ve yağmura dayanamayan kumaş bir çadır üzerinden anlattı. Harbe Halil, “Kurumların bizi görmesini ve bize yardım etmesini istiyoruz. Yalnızca gelip yaşadığımız acıları görüntüleyip sonra gitmelerini değil” dedi.
‘Artık onurumuz kalmadı’
Yerinden edilmiş Necah Tevfik de yıllardır süren zorunlu göçlerin ardından güvenlik duygusunu kaybettiğini söyledi. Ailelerin barındığı çadırların artık gerekli korumayı sağlayamadığını belirten Necah Tevfik, çocukların yeniden su baskını yaşanacağı korkusuyla sürekli tedirgin olduğunu ifade etti.
“Defalarca yerimizden edildik, sonra geri döndük. Ancak şimdi burası sular altında kalırsa nereye gideceğiz? Bizi soğuktan koruyacak bir battaniye bile bulamayabiliriz” diyen Necah Tevfik, yetkililere “Su bizi basmadan önce çadır sağlayın ve bizi koruyacak bir çözüm bulun” çağrısında bulundu.
Hak temelli yaklaşım
Yerinden edilenlerin uygun barınma koşullarına kavuşturulması, sel ve su baskını risklerine karşı korunması, temiz suya, kanalizasyon hizmetlerine ve aydınlatmaya erişimin sağlanması; insan onurunun ve güvenliğinin korunmasının temel unsurları arasında yer alıyor. İnsani yardım ilkeleri doğrultusunda, öngörülebilir risklere karşı acil önleyici tedbirlerin alınması ve özellikle kadınlar ile çocukların ihtiyaçlarının gözetilmesi gerekiyor.
Olası tahliye işlemlerinin de halkın güvenliği ve onuru korunarak gerçekleştirilmesi, ailelerin tehlike karşısında çaresiz bırakılmaması ve güvenli, uygun barınma alternatiflerinin sunulması önem taşıyor.
Yıpranmış çadırlar, yıkılmış evler ve zarar görmüş kanalizasyon şebekeleri arasında yaşayan kamp sakinleri ve evleri hasar gören aileler, yağmurlar başladıktan sonra değil, felaket yaşanmadan önce harekete geçilmesini bekliyor. Protestoda verilen mesaj ise açık: İnsanları kurtarmak, onları koruyacak barınma koşullarını sağlamak ve kışın yeni bir acı ve yerinden edilme dalgasına dönüşmesini önleyecek tedbirleri almakla mümkün.