‘Yasanın uygulanmasının MGK kararına bırakılması Kürt sorununu çözmez’

İHD Wan Şube Eşbaşkanı Ayten Kıran, çerçeve yasanın uygulanmasının MGK’nin kararına bağlanmasını eleştirerek, Kürt meselesinin kök nedenlerinden birinin güvenlikçi politikalar olduğunu belirtti.

MEMİHAN HİLBİN ZEYDAN

Wan - Barış ve Demokratik Toplum sürecinde artık demokratik somut adımlar beklenirken, devlet ve iktidarın süreç kapsamında attığı ilk adım “Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair 7595 sayılı Kanun” oldu.

Ancak kanunun uygulanması için çeşitli şartların koşulması eleştirilere ve tepkilere neden oluyor.

Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, Barış ve Demokratik Toplum Süreci'ne dair, “Örgütün fesih ve silahsızlanması sağlanmadan yasa uygulanmayacak. Birinci sigorta budur” dedi.

Çerçeve yasayı bir “başlangıç yasası” olarak ele alan halk ise sürecin güvenlikçi politikaların gölgesinde ilerletilmesinin güven kırıcı ve süreçten yana beklentileri karşılamayacağına dair soru işaretlerine yol açtığını söylüyor.

İnsan Hakları Derneği (İHD) Wan Şube Eşbaşkanı Ayten Kıran, halkın beklentisine ve çerçeve yasaya dair değerlendirmelerde bulundu.

Ayten Kıran, yasanın süreçten beklentiyi karşılamadığını belirterek, “Bir bütün olarak Kürt meselesinin neden olduğu tüm yargılamaları, mahkumiyetleri ortadan kaldırması silahsızlanma ve toplumsal barış sürecini hızlandırır. Bu yasanın çıkma sebebi eğer Kürt meselesi ise, Kürt meselesini bu çerçeve yasayla birlikte çözmeyi amaçladıysanız, burada olan bütün özneleri dikkate almak zorundasınız ve onlara özgürlük sağlamak zorundasınız. Sürecin başarılı ve evrensel hukuk çerçevesinde ilerlemesi açısından bütün sivil toplum örgütlerini sürece dahil etmeniz gerekiyor. Yine 3, 6 ve 7’nci maddelerinde ‘siyaset yasağı’ söz konusu. Silah bırakıp gelenlere siyaset yasağı uygulandığı zaman nasıl bir entegrasyon süreci yaşanmış oluyor? Böyle bir süreçten nasıl bir sonuç beklenir? Bunların düşünülmesi gerekiyor” dedi.

‘AİHM ve AYM kararları uygulanmalı’

Ayten Kıran, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) vermiş olduğu kararlara rağmen Türkiye’nin uygulamadığı dosyaları hatırlatarak, bir yasa beklenmeden bu kararların uygulanması gerektiğini söyledi.

“Kürt meselesinin çözümüne dair yasa da etkili bir madde yok” diyen Ayten Kıran, Kanun Hükmünde Kararnamelerin (KHK) hala devam ettiğini hatırlattı.

Ayten Kıran “Fikirleri nedeniyle bir gecede çıkarılan kararname ile görevlerine son verilen Barış Akademisyenleri, Kanun Hükmünde Kararname (KHK) mağdurları bir gecede KHK’ler ile görevlerine son verilebiliyorsa yine bir gecede yeni bir yasal düzenleme beklemeden işe dönüşleri sağlanmalı” ifadelerini kullandı.

‘Kaldırımlara kaç kişiyi gömdünüz?’

Ayten Kıran, süreç kapsamında yüzleşme çağrısı da yaptı. Tarih boyunca yaşanan katliamlar ve ihlallere işaret eden Ayten Kıran, Kilyos’ta kaldırımlara defnedilmiş cenazeleri hatırlattı.

Ayten Kıran, “Kaldırımlara gömülen Kürt gençlerinin cenazeleri aileleri tarafından alındı. Orada kaç tane daha Kürt genci var, kaç kişiyi daha kaldırımlara gömdünüz? Muhtemelen devletin elinde bunun bilgisi var. Bunların açıklanması gerekiyor. 15 yıl önce yaşamını yitiren bir Kürt gencinin annesi kaldırımın altından cenazesini aldığında hiç bitmeyecek bir yas süreci yaşıyor. Katliamın, ölümün üstünü örterek kalıcı bir barış inşa edemezsiniz. 1990’lı yıllarda faili meçhullere neden olan birçok kişi hala serbest. Ama öldürdükleri insanların bir mezarı dahi yok. Faili meçhullerin, bu cinayetleri işleyenlerin açığa çıkarılması gerekiyor” sözlerini kaydetti.

‘Yasanın uygulanmasının MGK’nin kararına bağlanması kabul edilemez’

Türkiye’de süren güvenlikçi politikaların Kürt sorununa neden olduğunu ifade eden Ayten Kıran, “Toplumsal barış için yapılan çerçeve yasanın geçmiş dönemde bu kadar büyük meselelerin çıkmasına neden olan MGK’nin vereceği karara bağlanması bizi tatmin eder mi? Niye biz hala çıkan yasanın sonuçlarını görmek için tekrar MGK’nin kararını bekliyoruz?” diye sordu.

Ayten Kıran konuşmasına şöyle devam etti: “Hala tutuklamalar, cezalar, gözaltılar, ev baskınları var. Kayyımlar var. Örneğin PKK örgüt üyeliğinden ihraç edilen memurlar, öğretmenler, mühendisler, akademisyenler var. Oysa örgüt kendini fes etti. Bu insanları görevlerine neden iade edilmiyorlar? AİHM kararları var önümüzde. Bu kararlara neden hala uyulmuyor? Bu kararların uygulanması için bir engel yok. Tüm bunları uygulamak için MGK’nin onayı gerekmiyor. AYM’nin ve AİHM’nin kararlarının uygulanması bize bir güven verir. O zaman barışa inanırız. Demokratik bir hukuk devleti ya da demokratik bir cumhuriyet kurmak isteniyorsa her alanda insanlara bunu hissettirmeniz gerekiyor. Bunların bir ayağı eksik kalırsa barış tam anlamıyla gerçekleşmez.”

‘İdare ve Gözlem Kurulu yasa dışı çalışıyor’

Cezaevindeki siyasi tutsakların yaşadıkları ihlallerin de devam ettiğini ve hala tahliyesi ertelenen çok sayıda hasta tutsağın olduğunu ifade eden Ayten Kıran, “İdare ve Gözlem Kurulu yasa dışı çalışıyor. Hala bu kurullar aktif. Zaten yasa dışı olan bir kuruldur. Bu kurul yasayla gelmedi, iş genelgeleriyle yapılan ve kaldırılabilir bir şeydir. 30 yıl cezaevinde yatmış bir mahpusa ’30 yıl yattın, pişman mısın?’ diye soruyorlar. 30 yıl zaten yatmış. Ne için pişman olacak? Onu içeride tutmak zaten yasa dışıdır, kabul edilebilir bir durum değil” dedi.

Ayten Kıran, Kürt sorunun çözümü için sorunu ortaya çıkaran etkenlerin çözüme kavuşturulması ve ortadan kaldırılması gerektiğini kaydetti.