Tunuslu kadın aktivistlerden Halep’teki kadınlarla dayanışma
Tunuslu kadın aktivistler, Halep’te Kürt mahallelerini hedef alan saldırılar ve sivillere yönelik ihlaller karşısında Suriye’de siyasi, toplumsal ve dini baskılara maruz kalan bileşenlerle dayanışma içinde olduklarını açıkladı.
ZOUHOUR MECHERGUI
Tunus – Cihatçı Heyet Tahrir El Şam (HTŞ) ve Türk devleti destekli çeteler Suriye’nin Halep kentindeki Şêx Meqsûd ve Eşrefiyê mahallerine saldırdı. Bu saldırılarda katliamlar başta olmak üzere ev baskınları ve halkın zorla yerinden edilmesini de içeren ağır ihlaller belgelendi.
Buna karşılık, Suriye’de ve İran’da yaşananlar başta olmak üzere dünyanın farklı bölgelerinde eş zamanlı olarak süren krizler bağlamında, devlet egemenliğini ve uluslararası hukuku ihlal eden uygulamalara maruz kalan halklar ve zarar gören toplumsal bileşenlerle dayanışma çağrıları sürüyor.
Tunuslu kadın aktivistler, Halep’in Şêx Meqsûd ve Eşrefiyê mahallelerinde sivillere yönelik ağır ihlallerin eşlik ettiği şiddetin tırmandığı bu dönemde, Suriye’de siyasi, toplumsal ve dini baskılara maruz kalan bileşenlerle dayanışma içinde olduklarını ifade etti.
Aktivistler, bölgede temel hakları ihlal eden ve insani durumu daha da ağırlaştıran uygulamalardan Suriye’deki geçici yönetimi sorumlu tuttu. Bu dayanışma tutumunun, uluslararası alanda artan çatışmalar ve müdahaleler bağlamında, egemenlikleri ve hakları ihlal edilen, özellikle de kadınlar başta olmak üzere en kırılgan kesimleri etkileyen krizlerle karşı karşıya olan diğer halkları da kapsadığı vurgulandı.
Şiddet eşi benzeri görülmemiş boyutlara ulaştı
Tunus İşçi Partisi yöneticilerinden Refika Rakik, partinin temel ilkelerinden birinin ister baskıcı yönetimler ister dış müdahaleler nedeniyle olsun, tüm ezilen halklar ve kesimlerle dayanışma olduğunu belirterek, “Zulüm altında yaşayan tüm halkları desteklemek için sesimizi yükseltiyoruz ve farklı gerekçeler altında onların zenginliklerine el konulmasının her türlüsünü reddediyoruz” dedi.
Refika Rakik, İşçi Partisi’nin siyasi bir aktör olarak, halkların ve ulusların haklarını savunan bir duruş sergilediğini ve her türlü şiddet ve baskıya maruz kalan kesimlerin yanında yer aldığını vurguladı.
Kadınların maruz kaldığı çoklu ihlaller
Feminist siyasi aktivist Fedile Muhammed ise, bugün Suriye’de çatışmalardan en fazla etkilenen kesimin kadınlar olduğunu belirterek, kadınların çoklu ihlallere maruz kaldığını; bunların arasında çifte şiddet, zorla yerinden edilme ve aç bırakmanın bulunduğunu söyledi.
Yaşananların özellikle mezhepsel ve dini çeşitliliğiyle bilinen Suriye bölgelerinde kadınların kazanımlarını hedef aldığını ifade eden Fedile Muhammed, “Bugün Suriyeli kadınlar, farklı mezheplerden olmalarına rağmen sadece cezalandırılmıyor; dünyanın gözü önünde öldürülüyor ve dini ve mezhepsel bir örtü altında ağır ihlallere maruz bırakılıyor” dedi.
Fedile Muhammed, Suriye’deki kadınların modern tarihlerinin en zor dönemlerinden birini yaşadığını, mevcut şiddet düzeyinin daha önce görülmemiş boyutlara ulaştığını belirterek, “Çatışmanın önceki dönemlerinde bile durum, farklı bileşenlere yönelik bu denli öldürme ve ihlallere varmamıştı” ifadelerini kullandı.
Ortak mücadele ve bölgesel dayanışma
Genç aktivist Rahme Lisvet de bölgenin, siyasi çatışmaların ağırlaşan insani koşullarla iç içe geçtiği karmaşık bir uluslararası bağlamla karşı karşıya olduğunu belirtti. Rahme, Suriye ve Filistin başta olmak üzere, çeşitli çatışma bölgelerinde toplumsal kesimlerin ağır ihlallere maruz kaldığını söyledi.
Lisvet Rahme’ye göre Suriye’deki bileşenler, baskı ve şiddetin katmerli biçimleriyle karşı karşıya ve bu durumdan en çok etkilenenlerin başında kadınlar geliyor. Rahme Lisvet, “Yaşananlar, özellikle kadınları hedef alan şiddet, işkence ve zorlayıcı uygulamaları içeriyor; bu da iktidar ile silahlı grupların iç içe geçtiği çatışmaların bir sonucu” ifadelerini kullandı.
Rahme Lisvet, Halep’te kimlikleri ve toplumsal-kültürel özellikleri nedeniyle ihlallerle yüz yüze kalan kadınlarla dayanışmasını dile getirerek, Güney ülkelerinin halklarının maruz kaldığı savaşlar ve ihlallerin, dini, mezhepsel ya da kimlik temelli ayrımlardan uzak, sınırları aşan birlik ve koordinasyona dayalı açık dayanışma tutumlarını gerekli kıldığını vurguladı.
Lisvet Rahme, ortak çalışmanın önemine dikkat çekerek, bölgesel ve uluslararası dayanışmanın, dünyanın birçok bölgesinde halklara yönelik tekrarlanan saldırılara karşı temel bir araç olduğuna dikkat çekti.