Tunuslu kadın aktivistler: Cezaevlerindeki durum felaket boyutunda
Tunuslu kadın aktivistler, geçen yazdan bu yana 30’dan fazla tutuklunun yaşamını yitirdiği ülkedeki cezaevlerinde koşulların giderek ağırlaştığına dikkat çekiyor. Aktivistler, cezaevi koşullarının iyileştirilmesi çağrısı yapıyor.
Tunus - Tunus’ta artan baskı ve yasaklamalar cezaevlerinin kapasitelerinin de aşılmasına neden oluyor. Cezaevlerinin koşulları yaşam hakkını tehdit ediyor.
Tunus İnsan Haklarını Savunma Birliği’ne göre; cezaevlerinde yaşanan sorunlar arasında yetersiz bütçe, olumsuz iklim koşulları, elektrik ve su kesintileri ile havalandırma sistemlerinin eksikliği bulunuyor. Bu koşulların sağlık sorunlarına ve ölümlere yol açtığı belirtiliyor.
Tunus İnsan Haklarını Savunma Birliği Başkan Yardımcısı Necat Zemmuri, cezaevlerindeki durumun ciddi bir boyuta ulaştığını belirterek, “Tunus cezaevlerindeki koşullar, insan hakları ve insani açıdan ‘acil durum’ olarak ele alınmasını gerektirecek kadar tehlikeli bir düzeye ulaştı. Yıllardır talep ettiğimiz üzere cezaevi koşulları iyileştirilmelidir” dedi.
Cezaevi koşulları ölümlere yol açıyor
Cezaevlerindeki koşulların su ve elektrik kesintileri, yetersiz havalandırma ve sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan güçlükler nedeniyle ağırlaştığını belirten Necat Zemmuri, bu durumun ölümlere, bayılma vakalarına ve çeşitli sağlık sorunlarına yol açtığını, bazı tutukluların hastanelere kaldırıldığını söyledi.
İşkence Karşıtı Örgüt de, özellikle Adalet Bakanlığı’nın 2017 yılında Tunus İnsan Haklarını Savunma Birliği ile imzaladığı mutabakatı askıya almasının ardından yaşanan ölümlerin soruşturulması ve tutukluluk koşullarının bağımsız biçimde denetlenmesi çağrısında bulundu.
Tutukluları korumak hükümetin sorumluluğu
Cezaevlerindeki durumun artık yalnızca kötü tutukluluk koşullarından ibaret olmadığını vurgulayan Necat Zemmuri, yaşam hakkının, bedensel bütünlüğün ve insan onurunun tehdit altında olduğunu belirtti. Hükümetin tutuklu ve hükümlülerin yaşamını korumakla yükümlü olduğunu ifade eden Necat Zemmuri, bir kişinin mahkeme kararıyla özgürlüğünden mahrum bırakılmasının yaşam, sağlık ve onur haklarını kaybettiği anlamına gelmediğini söyledi.
Tutuklu Şeyma İsa’nın cilt hastalığına yakalanmasına da değinen Necat Zemmuri, aşırı kalabalık nedeniyle temizlik ve suya erişim koşullarının sağlanamamasının bu tür sorunlara yol açtığını belirtti. Bağımsız bir sağlık incelemesi yapılmasını ve gerekli tedavinin sağlanmasını isteyen Necat Zemmuri, “Genel adli suçlardan tutuklu bulunan kişiler arasında uyuz gibi benzer hastalıklar da görüldü” diye belirtti.
Necat Zemmuri, Tunus İnsan Haklarını Savunma Birliği’nin cezaevlerindeki ölümleri takip etmeyi sürdürdüğünü belirterek, sayının 30’u aştığına ilişkin bilgiler aldıklarını söyledi. Necat Zemmuri, kesin sayının ve ölümlerin nedenleriyle koşullarının belirlenmesi için resmî açıklamaların beklendiğini ifade etti.
Kısıtlama ihlallere ulaşmayı engelliyor
Her ölüm ve ağır yaralanma vakası için ciddi ve bağımsız soruşturmalar yürütülmesi gerektiğini vurgulayan Necat Zemmuri; savcılık, bağımsız denetim kurumları, avukatlar, mağdur aileleri ve insan hakları örgütlerinin sürece katılması çağrısında bulundu. Necat Zemmuri, hak savunucularının cezaevlerine erişiminin kısıtlanmasının ve bağımsız denetimin engellenmesinin ihlallerin açığa çıkarılmasını zorlaştırdığına dikkat çekti.
Necat Zemmuri, “Birliğin tutumu net ve ilkelidir. Tutuklular için ayrıcalık talep etmiyoruz; insan hakları ve işkenceye karşı sözleşme dâhil uluslararası standartlara uygun biçimde asgari insani koşullara ve hukuka saygı gösterilmesini istiyoruz” dedi.
‘Tutukluyla görüşmek için uzun süre bekleniyor’
Sivil toplum aktivisti ve gazeteci Murad Zğidi’nin halası Falha Zğidi de Tunus’taki cezaevlerinde ailelerin yaşadığı sorunlara dikkat çekti. Falha Zğidi, tutuklu yakınlarıyla görüşmek isteyen ailelerin uzun kuyruklarda beklemek zorunda kaldığını, ziyaret sırasında götürülen yiyeceklerin kontrolünün uzun sürdüğünü ve birçok yiyeceğin gerekçe gösterilmeden kabul edilmediğini söyledi.
Ailelerin ziyaret için yiyecek hazırlamak üzere zaman, emek ve para harcadığını belirten Falha Zğidi, bazı yiyeceklerin kabul edilmemesinin tutukluların beslenmesini olumsuz etkilediğini ve ailelerin yaşadığı üzüntüyü artırdığını ifade etti.
Ailelerin bazen saatlerce, hatta bir gün boyunca beklediğini aktaran Falha Zğidi, bu bekleyişin ardından tutuklularla cam bölmenin arkasından yalnızca beş dakika görüşebildiklerini belirtti. Falha Zğidi, bu uygulamanın hem ailelerde hem de tutuklularda hayal kırıklığı ve üzüntü yarattığını kaydetti.
‘Gazetecinin yeri cezaevi değil’
Tunuslu gazeteci sendikası üyesi Cihan Levatî ise gazetecilerin ülkedeki kötüleşen koşullar altında cezaevlerinde tutulduğunu belirtti. Elektrik ve su kesintilerinin yanı sıra cezaevlerinin fiziki koşullarının da kötü olduğunu söyleyen Cihan Levatî, “Gazetecinin doğal yeri haber merkezleri ve sahadır” dedi.
Tunuslu gazetecilerin örgütü olarak halka seslendiklerini belirten Cihan Levatî, bir gazetecinin susturulmasının ya da özgürlüğünden mahrum bırakılmasının halkın bilgiye erişimini ve bilgiyi yorumlama hakkını da kısıtladığını ifade etti.
Tüm gazetecilerin ve düşünceleri nedeniyle tutuklanan kişilerin serbest bırakılmasını isteyen Cihan Levatî, insanların düşüncelerini sosyal medya üzerinden ya da doğrudan ifade etmesinin yıkıcılık değil, toplumsal inşanın bir parçası olduğunu söyledi. Cihan Levatî, “Gerçek inşa, içi boş ve popülist sloganlarla değil, özgür basınla mümkündür” ifadelerini kullandı.