Tunuslu gazeteci: Direnişleriyle dünyaya ilham olan Kürt kadınların sesini duyurmalıyız

Kuzey ve Doğu Suriye’deki saldırıları değerlendiren Tunuslu gazeteci Takva el-Falhi, Kürt kadınların direnişinin tüm dünya kadınlarına ilham verdiğini belirterek, özgür basının onların sesini duyurma sorumluluğu olduğunu vurguladı.

İHLAS HAMRUNİ

Tunus – Kuzey ve Doğu Suriye’de devam eden çatışmalar ve tekrarlanan saldırılar, sivillerle sınırlı kalmayıp, toplumun temel direği olan kadınları doğrudan hedef alıyor. Bu durum, özellikle özgür basın aracılığıyla kadınların acılarını ve mücadelelerini görünür kılmayı ve baskıcı uygulamaları çevreleyen sessizliği kırmayı acil bir ihtiyaç haline getiriyor.

Kuzey ve Doğu Suriye’deki gelişmeleri “insanlığa karşı bir suç” olarak nitelendiren Tunuslu gazeteci Takva el-Falhi, son saldırıların özellikle 2014’ten bu yana hem örgütlü ordularda hem de sivil direnişin ön saflarında yer alan Kürt kadınlarının kazanımlarını koruma mücadelesine yönelik saldırılar olduğunu kaydetti. Takva el-Falhi, “IŞİD kontrolündeki bölgelerin kurtarılmasında ve uygulamalarına karşı koymada kritik roller üstlenen Kürt kadınlar, özellikle Kobanê kuşatması altında, çocukların ve çok sayıda sivilin ölümüne yol açan zorlu koşullarla karşı karşıya bulunuyor” dedi.

‘Kürt kadınlar yaşamlarını savunma konusunda kararlı’

Tüm zorlu koşullara rağmen Kürt kadınların güçlü ve dirençli kalmayı sürdürdüğünü vurgulayan Takva el-Falhi, “Kürt kadınları haklarını, yaşamlarını ve topraklarını savunma konusunda kararlı. Bugün karşı karşıya kaldıkları saldırılar, mücadelelerini zayıflatmak ve kazanımlarını yok etmek amacıyla yürütülen sistematik bir girişimdir. Özellikle Kobanê kuşatması altında siviller ve çocuklar son derece ağır koşullarda yaşam mücadelesi veriyor. Dondurucu soğuklar, su, elektrik ve internet gibi temel hizmetler kesintiye uğruyor. Bu durum, yaşananların münferit saldırılar olmadığını gösteriyor. Amaç, bu bölgelerle dünya arasındaki iletişimi koparmak, Kürt hareketini ve Kürt kadınlarının haklarını hedef almak ve onları en temel yaşam ihtiyaçlarından mahrum bırakmaktır. Bu, açıkça planlı ve sistematik bir politikadır” sözlerine dikkat çekti.

Kültürel bağın taşıyıcısı olan kadınlar hedefte

Suriye’deki mevcut durumun doğrudan siyasi çatışmaların ve kargaşanın bir sonucu olduğunu kaydeden Takva el-Falhi, ancak Kürt kadınların, haklarını ve tarihsel kazanımlarını savunarak, bu zorluklarla birlik, güç ve zekayla mücadele etmeye devam ettiğinin altını çizdi. Takva el-Falhi, “Mevcut saldırılar, şiddet ve kuşatma yoluyla doğrudan Kürt kadınlarını hedef alıyor. Ayrıca, Kürt kimliğini silme girişimleriyle dolaylı olarak da onları hedef alıyor. Kadınlar tarih boyunca kültürel bağın taşıyıcısı oldular ve kadınları hedef alarak bu bağı koparmayı istiyorlar” diye ekledi.

Ortaya çıkan dayanışmanın gücü

Takva el-Falhi, Rakka’da bir kadın savaşçının saç örgülerinin kesilerek dijital medyada yayıldığı olayın hem fiziksel hem de psikolojik bir saldırı olduğunu söyledi. Takva el-Falhi, “Bu olay, Avrupa’dan Rusya’ya ve Arap dünyasına kadar dünyanın dört bir yanında geniş çaplı bir dayanışma yaratırken, Kürt kadınlarını zayıflatma girişiminin başarısız olmasına, faillerin ise geri tepmesine neden oldu. Dayanışma hala devam ederken, sadece nöbetler ve dayanışma girişimleriyle sınırlı kalmayacak. Ortaya çıkan bu dayanışma, yaşanan adaletsizlik karşısında Kürt kadınlarının direncini, birliğini ve gücünü kanıtlıyor” diye kaydetti.

Rakka’da kadın savaşçının saç örgülerinin kesilmesine karşı dünyanın birçok ülkesinden kadınların buna tepki olarak saçlarını örerek dijital medyada yayınladığını kaydeden Takva el-Falhi, sözlerine şöyle devam etti:

"Birçok şehirde kadınların saçlarını toplayıp tek bir örgü haline getirmesiyle yaygın bir feminist dayanışma dalgasına tanık olduk. Bu, Kürt kimliğinin her türlü şiddet ve yok etme girişimine karşı durduğunu göstermek için sembolik bir mesajdı. Saldırının amacı Kürt kadınlarını zayıflatmaktı, ama tam tersi oldu. Medya ve dijital medya sayesinde uluslararası dayanışma yayıldı ve tek bir örgü, binlerce kadının birleşik sesinin sembolü haline geldi. Bu dayanışma, sadece Kürt kadınlarını güçlendirmekle kalmadı, aynı zamanda uluslararası egemen güçler üzerinde de bir etki yarattı.”

Kürt kadın birliğinden duyulan korku

Kuzey ve Doğu Suriye’de özellikle kadınların hedef alındığını söyleyen Takva el-Falhi, “Öldürmekle ayırmak arasında bir fark var; öldürmek bir kadının hayatına son verebilir, ancak Kürt kadınlarını ayırma girişimleri, düşmanın onların birliğinden ve direncinden duyduğu korkuyu ortaya koyuyor. Bu, acı çekmelerine rağmen bir gurur kaynağıdır. Ortaya çıkan tablo, Kürt kadınlarını Suriye içindeki ve dışındaki düşmanları için sürekli bir endişe kaynağı haline getiriyor" dedi.

Takva el-Falhi, Kürt kadınları baskı altına alma girişimlerinin, bazı güçlerin nesiller boyunca kültürü ve tarihi koruyan kadınları hedef alarak Kürt kimliği üzerinde hegemonyalarını ve kontrollerini dayatma çabalarını ortaya koyduğunu söyledi. Takva el-Falhi, “Kadınları zayıflatmak ve hedef almak, bu güçlere Kürt varlığını, kültürünü ve gücünü kontrol etme ve bunu daha sonra istismar etme fırsatı veriyor. Ancak Kürt kadınlarının kamusal alandaki varlığı, direnişteki ısrarları ve kadınlar arasında kurdukları dayanışma köprüleri, bu tür projelere karşı gerçek bir engel teşkil ediyor. Her türlü tahakküm girişimine karşı aşılmaz bir bariyer oluşturan Kürt kadınlarını alt etmek kolay değil, tarihsel deneyimlerden ve kimlik derslerinden güç alan bu kadınlar, zayıflığı güce dönüştürebilen güçlü ve dirençli bir toplumun sembolü konumundalar” ifadelerinde bulundu.

‘Kürt kadın direnişi diğer kadınlara ilham veriyor’

Takva el-Falhi, Kürt kadınların IŞİD'e karşı direnişte çok önemli bir rol oynadığını ve her dönemde aktif bir şekilde bu direnişin ön saflarında yer aldıklarını belirterek, "Kürt kadınların direniş kararlılığı, tahakküm projelerine karşı büyük bir engel oluşturuyor. Kolayca boyun eğmiyorlar, aksine, direnmeleri, haklarını ve tarihsel kazanımlarını korumaları için diğer kadınlara ilham veriyorlar. Kürt kadınların başarısı, yaşam gerçeklikleri ve karar alma süreçlerindeki eşit katılımları, siyasi güçlerin planlarını altüst ediyor" sözlerine yer verdi.

Medyaya çağrı: Kürt kadınların sesi olmalıyız

Feminist medyanın sorumluluğuna da değinen Takva el-Falhi, "Özgür basın, Kürt kadınların hikayelerini takip etmek, güçlü yönlerini vurgulamak ve başarılarını ortaya koymakla yükümlüdür. Özellikle zorlu insani koşullar ve iklim dalgalanmaları ışığında, gerçeği aktarmalı, kadınların değişimlerini ve günlük gerçekliğini takip etmelidir. Özgür ve onurlu bir yaşam için Kürt kadınların sesi olmalıyız. Toplumsal dönüşüme katkı sağlamaları ve kadın haklarını savunmada etkili olmalıyız" diyerek sözlerini noktaladı.