Tunus’ta bölgesel kadın hakları konferansı: Kazanımlar tehdit altında
Aile Statüsü Yasası’nın kabulünün 70’inci yılı dolayısıyla bölgesel bir konferans düzenledi. Tunus, Rojava, Irak ve Fas’tan kadın hakları savunucularının katıldığı toplantıda aile hukuku, miras, boşanma, çocukların velayeti gibi konular ele alındı.
ZOUHOUR MECHERGUI
Tunus- Tunus Demokratik Kadınlar Derneği, Aile Statüsü Yasası’nın kabulünün 70’inci yılı dolayısıyla bölgesel bir konferans düzenledi. Tunus ve farklı ülkelerden kadın hakları savunucuları ile aktivistlerin katıldığı konferansta, 70 yıl önce yürürlüğe giren yasanın aile ilişkilerinin dönüşümü ve yurttaşlık temelli devletin inşasındaki rolü değerlendirildi.
Konferansta ayrıca BM Kadın Birimi’nin 8 Mart 2025 tarihli raporlarına atıfta bulunularak dünya genelinde kadın ve kız çocuklarının haklarında gerileme yaşandığına dikkat çekildi. Ayrımcılık, şiddet ve kadınların korunmasına ayrılan kaynakların yetersizliği başlıca sorunlar arasında gösterildi.
‘Kadın haklarında gerileme yaşanıyor’
Tunus Demokratik Kadınlar Derneği Başkanı Raja Dahmani, konferansın açılışında yaptığı konuşmada, Tunus’taki aile içi eşitliğin ne ölçüde sağlandığının değerlendirilmesi, bölgesel deneyimlerin paylaşılması ve kadın haklarının geliştirilmesi için ortak bir yol haritası oluşturulmasının amaçlandığını söyledi. Tunus’un bölgesel ve uluslararası gelişmelerden bağımsız değerlendirilemeyeceğini belirten Raja Dahmani, kadın hareketlerinin ortak hedefler doğrultusunda koordinasyon ve deneyim paylaşımını güçlendirmesi gerektiğini ifade etti.
Tunus’ta hak temelli söylemin gerilediğini savunan Raja Dahmani, ülkedeki gelişmelerin siyasi koşullara göre dönem dönem değiştiğini belirtti. Raja Dahmani, Tunus’un çok eşliliğin yasaklanması gibi dönemine göre öncü düzenlemelere sahip olduğunu ancak bugün bazı ülkelerin kadın hakları ve eşitlik konusunda daha ileri noktalara geldiğini dile getirdi.
‘Mevcut durum kazanımlar için tehdit’
Konferansta “Eşitlik konusunda neredeyiz?” sorusu da tartışıldı. Kadınların karşı karşıya olduğu sorunlar arasında boşanmanın mahkemeler dışına çıkarılmasına yönelik öneriler, bunun kadınların ve çocukların hakları açısından doğurabileceği riskler, kadın işsizliğinin artması ve kadınların ekonomik bağımsızlıklarını sağlayabilmeleri için maddi ve manevi desteğe duyulan ihtiyaç öne çıktı.
Raja Dahmani, kadın haklarına ilişkin yasaların birçok ülkede gerçekleştirilen reformlara rağmen evlilik, boşanma, velayet, soy bağı, şiddetten korunma ve ekonomik bağımsızlık gibi alanlarda toplumsal cinsiyete dayalı ayrımcılık ve güç ilişkilerini yansıtmaya devam ettiğini belirtti. Mevcut durumun kadınların hakları ve feminist hareketlerin kazanımları açısından tehdit oluşturduğunu söyleyen Raja Dahmani, hükümete uluslararası yükümlülüklerini yerine getirme ve ulusal yasaları bu yükümlülüklerle uyumlu hale getirme çağrısı yaptı.
Kadın Bakanlığı’nın ailelerin dağılması, bağımlılık ve benzeri toplumsal sorunlara ilişkin uyarılarına da yanıt veren Raja Dahmani, bu sorunların Aile Statüsü Yasası veya kadınların eşitlik talebiyle açıklanamayacağını ifade etti. Raja Dahmani, toplumsal sorunların nedenlerinin sosyolojik ve psikolojik araştırmalarla kapsamlı biçimde incelenmesi gerektiğini belirterek, kadın haklarının bu tür gerekçelerle hedef alınmaması uyarısında bulundu.
Rojava deneyimi: Kadınların öncülüğünde bir model
Suriye’den Kürt kadın aktivist Nubahar Mustafa da konferansta Rojava deneyimini anlattı. Nubahar Mustafa, Tunus’taki toplantıya Ortadoğu ve Kuzey Afrika’daki ülkelerin aile statüsü yasalarına ilişkin deneyimlerin paylaşılması amacıyla katıldığını belirterek, Rojava’daki kadın hakları alanındaki uygulamaların bölgedeki diğer yasal düzenlemelere kıyasla daha ilerici olduğunu ifade etti.
Rojava’daki aile statüsü düzenlemelerinin farklı siyasi, toplumsal ve sivil kesimleri eşitlik, adalet ve kadınların karar alma süreçlerindeki güçlendirilmesi ilkeleri etrafında bir araya getiren kadın merkezli bir toplumsal sözleşmeye dayandığını söyleyen Nubahar Mustafa, bu kapsamda aile ve kadın haklarına ilişkin çeşitli düzenlemelerin hayata geçirildiğini aktardı.
Nubahar Mustafa, mirasta eşitlik, velayet, nafaka, mehir, eşliliğin kaldırılması, çocukların velayeti, çocuk yaşta evliliğin önlenmesi ve ihlallere yönelik cezai ve mali yaptırımlar gibi başlıkların bu düzenlemeler kapsamında ele alındığını söyledi.
Yasal düzenlemelerin tek başına yeterli olmadığını vurgulayan Nubahar Mustafa, kadın hareketlerinin kadın ve erkeklere yönelik akademiler, seminerler ve eğitim çalışmaları düzenlediğini belirtti. Nubahar Mustafa toplumsal dönüşümün kalıcı olabilmesi için hukuki düzenlemelerin yanı sıra toplumda zihinsel bir dönüşümün de gerçekleşmesi gerektiğine dikkat çekti.
Kürt kadınların yaklaşık 40 yıl boyunca hem gizli hem de açık biçimde mücadele yürüttüğünü belirten Nubahar Mustafa, Baas rejiminin baskı, gözaltı ve yargılamalarına rağmen kadınların hakları için mücadeleyi sürdürdüğünü ifade etti.
Irak’ta kadın hakları tartışması
Irak’tan konferansa katılan kadın hakları aktivisti Büşra Ebu’l-Ays, ülkedeki iktidar partilerinin anayasanın 41’inci maddesine dayanarak aile hukuku yasasında mezhepsel bir değişiklik yapılmasını desteklediğini söyledi. Bu değişikliğin Caferi mezhebinin aile meselelerinin düzenlenmesindeki etkisini artıracağını belirten Büşra Ebu’l-Ays, düzenlemeye karşı toplumsal tepki oluştuğunu ve 188 sayılı yasayı savunmak amacıyla “188 İttifakı”nın kurulduğunu aktardı.
Büşra Ebu’l-Ays, söz konusu yasanın kadınlar ve çocukların hakları açısından önemli bir kazanım olduğunu belirterek, değişikliğin yeterli tartışma yapılmadan kabul edildiğini söyledi. Yaklaşık 320 maddeden oluşan yeni düzenlemenin, 188 sayılı yasayla kadınlara tanınan bazı hakları ortadan kaldırdığına işaret eden Büşra Ebu’l-Ays, özellikle evlilik, boşanma, velayet ve miras alanlarında gerileme yaşandığını ifade etti.
Fas’ta Aile Yasası’nın yeniden düzenlenmesi talebi
Fas’tan konferansa katılan Atıfa Teymecerdin ise ülkenin 1958 tarihli Aile Yasası’nın 2004 yılında reformdan geçirildiğini hatırlattı. 2004 reformuyla mahkeme yoluyla boşanma, ortak sorumluluk, evlilik yaşı ve velayet konularında düzenlemeler yapıldığını belirten Atıfa Teymecerdin, ancak miras sisteminin reform kapsamı dışında bırakıldığını söyledi. Anayasada eşitlik ilkesinin güvence altına alınmasına ve evlilik yaşının 18 olarak belirlenmesine rağmen, çocuk yaşta evliliklerin devam etmesi ve ortak sorumluluk ilkesinin uygulanmasındaki güçlüklerin sorun olmaya devam ettiğini ifade etti.
Kadınların hem kayıtlı hem de kayıt dışı ekonomide aktif rol oynadığını belirten Atıfa Teymecerdin, buna rağmen nafaka yükümlülüğünün hala eş ve babanın sorumluluğunda olduğunu söyledi. Fas’ta Aile Yasası’nın reform edilmesine yönelik taleplerin 2023’ten bu yana arttığını belirten Atıfa Teymecerdin, özellikle kraliyet tarafından yapılan yasanın toplumun değişen yapısına uyum sağlayacak şekilde gözden geçirilmesi çağrısına dikkat çekti.
Yasanın gözden geçirilmesi için oluşturulan komisyonun farklı kesimlerin görüşlerini aldığını ve 138 öneri topladığını belirten Atıfa Teymecerdin, bunlardan yalnızca 17’sinin kabul edildiğini söyledi.
Atıfa Teymecerdin, özellikle miras ve evlilik yaşına ilişkin önerilerin kadın hareketlerinin beklentilerini karşılamadığını dile getirdi. Evlilik yaşının 18 yerine 17 olarak belirlenmesine yönelik öneriye de tepki gösteren Atıfa Teymecerdin, kadınların haklarını ve tam yurttaşlığını güvence altına alacak kapsamlı bir aile hukuku reformu için mücadelenin sürdürüleceğini ifade etti.