Tülay Hatimoğulları: Özgürlük ve hukuk olmadan kalıcı barış olmaz
Düsseldorf’ta düzenlenen “Kadın, yaşam, siyaset” panelinde konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, barış sürecinin demokrasi, hukuk ve kadın özgürlüğü temelinde ilerlemesi gerektiğini vurguladı.
Haber Merkezi - Almanya Alevi Kadınlar Birliği (AAKB) tarafından Düsseldorf Cemevi’nde düzenlenen “Kadın, yaşam, siyaset” başlıklı panelde konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, kalıcı barış için temel ilkelerin barış, özgürlük, demokrasi ve hukuk olması gerektiğini belirterek, “Bunlar eksik olursa gerçek bir barış mümkün değildir” dedi.
Bir dakikalık saygı duruşuyla başlayan panelin açılış konuşmasını Düsseldorf Cemevi Onursal Başkanı Canan Sarı yaptı. Canan Sarı, Alevi inancının kadim öğretilerine atıfta bulunarak kadın ve erkeğin eşit yaratıldığını ifade etti. Kadının geri bırakıldığı bir toplumda adalet ve demokrasiden söz edilemeyeceğini vurguladı.
AAKB Kuzey Ren-Vestfalya (NRW) Başkanı Mehtap Çıplak ise kadınların iş hayatında ve kamusal alanda yürüttüğü mücadeleye dikkat çekerek, hakları ve özgürlükleri için mücadele ederken katledilen kadınları andı.
Avrupa’daki Alevi kadınların durumu
Panelin moderatörlüğünü Gülay Bektaş yaptı. İlk söz alan FEDA Eş Başkanı Huriye Kabayel, kadınların karşı karşıya kaldığı sorunların din ve kimlik fark etmeksizin ortak olduğunu belirtti. Avrupa’da özellikle Kürt Alevi kadınların asimilasyon ve baskıyla daha fazla karşılaştığını ifade ederek örgütlenme ve dayanışma çağrısı yaptı.
AAKB Genel Başkanı Özgür Demir, cemevlerinde kadın emeğinin çoğu zaman görünmez kılındığını belirterek, “Hak verilmez, alınır. Bu mücadeleyi yürütmek bizim sorumluluğumuzdur” dedi.
Göçmen kadınların karşılaştığı eşitsizlikler
Göçmen Kadınlar Derneği Başkanı Dr. Esma Çakır Ceylan, Almanya’daki göçmen kadınların çok katmanlı eşitsizliklerle karşı karşıya olduğunu ifade etti. Dil engeli, ekonomik bağımlılık ve oturum statüsünün şiddetten çıkışı zorlaştırdığını belirten Esma Çakır Ceylan, İstanbul Sözleşmesi’nin bu nedenle hayati önemde olduğunu söyledi.
Kadın temsiliyeti ve eş başkanlık modeli
Panelde konuşan Tülay Hatimoğulları, tarih boyunca kadınların emeğinin, bedeninin ve kimliğinin patriyarkal sistemler tarafından sömürüldüğünü söyledi. Alevi inancında kadın-erkek ayrımı olmadığını belirten Tülay Hatimoğulları, eş başkanlık ve eşit temsiliyetin sembolik değil, karar mekanizmalarında kadın iradesinin varlığıyla anlam kazandığını ifade etti. DEM Parti’de kadın kotasının yüzde 50’ye ulaştığını hatırlattı.
Kadın hakları ve mevcut iktidar politikaları
Tülay Hatimoğulları, İstanbul Sözleşmesi ve 6284 sayılı yasanın kadınlar için hayati önemde olduğunu belirterek, bu kazanımların tartışmaya açılmasını eleştirdi. Kadın bedeni üzerinden muhafazakâr bir toplum inşa edilmek istendiğini söyledi ve kadınların ortak mücadele hattını büyüteceğini vurguladı.
Ortadoğu’da kadın direnişlerinin güçlü olduğunu belirten Tülay Hatimoğulları, özellikle İran’daki kadın öncülüğündeki direnişe dikkat çekti. Çözümün dış müdahalede değil, bölgedeki kadın hareketlerinin mücadelesinde olduğunu ifade etti.
Rojava ve kadın kazanımları
Rojava’daki kazanımların aynı zamanda kadın kazanımları olduğunu belirten Tülay Hatimoğulları, kadın direnişinin hedef alınmasının nedeninin yarattığı model olduğunu söyledi. Kadınlara yönelik savaş suçlarının uluslararası hukuka aykırı olduğunu ifade etti.
Barış süreci ve yasal düzenlemeler
Tülay Hatimoğulları, 27 Şubat’ta yapılan Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı sonrası başlayan sürece değinerek, kalıcı barış için demokrasi ve hukuk temelinde adımlar atılması gerektiğini söyledi. Parlamentoda kurulan komisyonda sürecin ele alındığını belirtti.
Kalıcı barış için yasal düzenlemelerin yapılması gerektiğini vurgulayan Tülay Hatimoğulları, infaz yasalarında değişiklikler, siyasi suçlardan tutuklu bulunanların özgürlüğü ve hasta mahpusların serbest bırakılması gerektiğini ifade etti. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanmasının önemine dikkat çekti.
Alevilere yönelik politikalar
AAKB Avrupa Genel Başkanı Leyla Solmaz, devletin Alevilere yönelik politikalarının dayatmacı bir nitelik taşıdığını belirtti. Cemevlerine yapılan ziyaretlerin şeffaf olması gerektiğini söyledi.
Canan Sarı da Alevi kadınlarının hem Kürt hareketinde hem de Avrupa’daki örgütlenmelerde aktif rol aldığını vurguladı.
Panel, soru-cevap bölümünün ardından sona erdi.