TJA: İnsanlar neden hâlâ sağlıksız ve geçici barınma koşullarında yaşamaya zorlanıyor?
TJA, 6 Şubat depremlerinin yıldönümünde yaptığı açıklamada inşa süreçlerinin kadınların ve çocukların ihtiyaçlarının gözetilmeden yürütüldüğünü belirterek, “İnsanlar neden hâlâ sağlıksız ve geçici barınma koşullarında yaşamaya zorlanıyor?” diye sordu.
Amed - Tevgera Jinên Azad (TJA), 6 Şubat depreminin yıldönümü dolayısıyla yazılı açıklama yayınladı.
Depremin ardından acının hâlâ taze olduğunun belirtildiği açıklamada, yaşanan yıkımın yalnızca bir doğa olayı olmadığı ifade edildi. TJA, depremin; “Yaşamı değersizleştiren, rantı ve sermayeyi önceleyen politikaların sonucu” olduğunu belirtti. Açıklamada en ağır bedeli kadınların, çocukların, yaşlıların ve yoksulların ödediğine vurgu yapıldı.
TJA, “depremde kaç kişinin yaşamını yitirdiği, kaç çocuğun kayıp olduğu, kaç insanın kalıcı sakatlık yaşadığı hâlâ açıklanmadı” diyerek, toplanan yardımların akıbetinin de belirsizliğini koruduğunu söyledi.
Yeniden inşa süreçlerinin halkın, özellikle kadınların ve çocukların ihtiyaçlarının gözetilmeden yürütüldüğüne değinen TJA, kadınların yoksulluğa, güvencesizliğe ve erkek şiddetine daha açık hâle getirildiğini, çocukların ise korunmadığını, kaybolduğu ve istismara açık bırakıldığını belirtti.
Kayıp çocuklar gerçeği
Açıklamada, Jeffrey Epstein dosyalarına da dikkat çekildi ve çocuk istismarının örgütlü ve cezasızlıkla beslenen bir suç düzeni olduğunun açığa çıktığı belirtildi. Deprem sonrası ortaya çıkan kayıp çocuklar gerçeğinin de bu cezasızlık düzeninden bağımsız olmadığı vurgulandı. “Çocukların nerede olduğu sorusu yanıtsız bırakıldıkça suç ihtimali büyümekte, sessizlik suça ortaklığa dönüşmektedir” denildi.
‘Şeffaf ve etkili koruma mekanizmaları kurulmadı’
Deprem bölgesinde çocuklar için şeffaf ve etkili koruma mekanizmalarının kurulmadığına dikkat çekilen açıklamada, sosyal hizmetlerin yetersiz bırakıldığı ve denetimlerin işletilmediği ifade edildi. TJA, bu tablonun bir ihmal değil, “bilinçli bir politik tercih” olduğunu savundu. Aynı zamanda doğanın da yeniden sermayenin talan alanı hâline getirildiği, ekolojik yıkımın derinleştirildiği belirtildi. Açıklamada şu soruların hâlâ yanıtsız olduğu vurgulandı: “Depremden etkilenen kadınlar ve çocuklar güvende mi? İnsanlar neden hâlâ sağlıksız ve geçici barınma koşullarında yaşamaya zorlanıyor? Kayıp çocukların akıbeti neden açıklanmıyor?”
‘Kamu kurumları sorumluluklarını yerine getirmedi’
TJA, üç yıldır kamu kurumlarının sorumluluklarını yerine getirmediğini, sorumluların yargılanmadığını ve ihmallerin normalleştirildiğini belirtti. Açıklamada, yaşamın ancak kadın özgürlüğü, ekolojik denge ve demokratik toplum temelinde yeniden kurulabileceği ifade edildi. TJA, depremden önce de kadınların yanında olduklarını, deprem sonrası da dayanışmayı büyüttüklerini belirterek; hak ihlallerinin, kayıpların, çocukların akıbetinin, kadınlara yönelik şiddetin ve doğa talanının takipçisi olmaya devam edeceklerini duyurdu.
TJA, son olarak 6 Şubat’ta yaşamını yitirenleri andıklarını belirterek, “Anılarını yaşamı savunarak ve mücadeleyi büyüterek yaşatacağımızın sözünü veriyoruz. Unutmuyoruz, unutturmuyoruz. Adalet, güvenli yaşam ve eşitlik mücadelesinden vazgeçmiyoruz” dedi.