TEV-DEM Eşbaşkanı: Rojava kazanımları halkların birliğiyle korunuyor
TEV-DEM Eşbaşkanı Remziye Mihemed, Rojava’da farklı halkların ortak yaşamı ve kadın öncülüğündeki sistem sayesinde devrim kazanımlarının korunmaya devam ettiğini vurguladı.
ZEYNEB ÎSA
Qamişlo - Uluslar arasında karalama söylemlerinin ve bölme girişimlerinin artmasına rağmen Kuzey ve Doğu Suriye’deki farklı toplumlar, ortak yaşamın her türlü kışkırtmadan daha güçlü olduğunu göstermeye devam ediyor. Kürtler, Araplar ve Süryaniler gerçek bir birlik içinde yaşamlarını sürdürüyor; farklılıklarını bir güç kaynağına dönüştürüyor ve Rojava Devrimi’nin kazanımlarını ve bölgelerinin güvenliğini korumak için birliklerine bağlı kalıyor.
Demokratik Toplum Hareketi (TEV-DEM) Eşbaşkanı Remziye Mihemed, ajansımıza yaptığı değerlendirlerde, bölge bileşenlerinin ortak yaşamı ve halkların kardeşliğini güçlendirerek şehitlerin kazanımlarını ve Rojava Devrimi’ni koruduğunu belirtti.
‘Atılan adımlar bölge bileşenlerinin varlığını korumaya yöneliktir’
Remziye Mihemed, 2011 yılından bu yana atılan adımların tüm bileşenleri korumaya yönelik olduğunu ve özellikle Kürt halkının varlığını ortaya koyduğunu belirterek sözlerine şöyle başladı: “2011 yılının başından bugüne kadar atılan adımlar, bölge halklarının kendi iradeleriyle yaşayabilmesi ve Kürt, Arap, Süryani, Ermeni ve Suriye’de yaşayan birçok bileşenin varlığının korunması içindi. Bunun için büyük çabalar harcandı. Özellikle Kürt halkı deneyimiyle iradesini ortaya koydu ve Rojava Kürdistanı’ndaki bölgelerini korudu. Bu çerçevede, her bileşen ve halkın kendini yönetebileceği ve birbirini tamamlayabileceği bir Özerk Yönetim sistemi kuruldu.”
‘Ortak yaşamla kültür korundu’
Remziye Mihemed, bölge bileşenleri arasındaki ortak yaşama dikkat çekerek, “Demokratik Ulus projesi ve bölge halklarının ortak yaşamı sayesinde her bileşenin kültürü korunmuştur. Baas rejimi döneminde bölgedeki bileşenlerin kültürleri tanınmıyordu. Ancak Rojava Devrimi başladıktan ve Özerk Yönetim sistemi kurulduktan sonra herkes kendini yönetebildi, kendi kültürünü tanıtabildi ve diğer bileşenlerin kültürlerini tanıyabildi. Bu durum ortak yaşamı güçlendirdi. Bunun yanında ortak çalışma da gelişti. Bu birliktelik sayesinde toplumsal sorunlar çözüldü. Özellikle Kürt, Arap ve Süryani yönetimleri arasında ortak sorumluluk ortaya çıktı. Aynı şekilde kadın ve erkeklerin karar alma süreçlerinde eşit sorumluluk üstlenmesi sağlandı. Bu ortaklıklarla proje ilerledi” dedi.
‘Kadınlar eşbaşkanlık sisteminde önemli rol oynadı’
Remziye Mihemed, Özerk Yönetim sisteminde kadınların devrimde ve eşbaşkanlık sisteminde önemli rol oynadığını vurgulayarak, “Baas rejimi bölge halklarını ve bileşenlerini tanımıyordu, haklarını vermiyordu. Sadece Arap bileşenleri tanınıyordu ve kadınların hakları kabul edilmiyordu. Ancak Rojava toplumunun bir araya gelmesiyle Özerk Yönetim sistemi tanındı ve bu sistemde kadınların, gençlerin ve bileşenlerin hakları korunarak birlikte iyi bir yaşam kuruldu. Herkes bu sistemde kendi bölgesinin sorumluluğunu üstlendi. DAİŞ’e karşı savaş sırasında bölge toplumunun birlikte kendini savunduğunu gördük. Bu projeyi birlikte kurduk; toplumsal, siyasi, askeri ve diplomatik çalışmaları birlikte yürüttük ve herkes rolünü oynadı. Kadınlar devrimde büyük bir yer edindi. YPJ nasıl savunmada yer aldıysa, eşbaşkanlık sisteminde de yer aldı ve alınan tüm kararlarda kadınların büyük rolü vardır” ifadelerini kullandı.
‘Devrim kazanımlarını birlikte koruyoruz’
Remziye Mihemed, halkların kardeşliğine karşı refleksler ortaya çıksa da Rojava’daki bileşenlerin birlik içinde devrim kazanımlarını koruduğunu belirterek sözlerini şöyle tamamladı: “Kadınların siyasi, diplomatik, hukuki ve eğitim alanlarında rolünün görülmemesi için refleksler ortaya çıkıyor. Ancak kadınların özel bir mücadelesi ve direnişi vardır ve bu direniş devam edecektir. Özellikle kadın mücadelesi her zaman sürecektir. Rojava Devrimi’nin öncülüğünün kadınlar tarafından yapıldığını, halkların kardeşliğinin ve toprakların korunmasının bu sayede gerçekleştiğini herkesin bilmesini ve kabul etmesini istiyoruz. Büyük saldırılar ve savaşlarla karşılaştık. Topraklarını savunan savaşçılar büyük ihanetlerle karşılaştı. Bölge bileşenleri arasında çatışma çıkarmak ve kardeş kavgası yaratmak için komplolar yürütüldü. Ancak Rojava’da yaşayan bileşenler savaş istemiyor, her zaman barış çağrısı yapıyor ve devrim kazanımlarını birlik içinde koruyor.”