Taliban’dan kadınlara yeni tehdit: Tesettüre uymayan tutuklanacak
Taliban’ın Herat’ta yayımladığı yeni talimat, kadınların kamusal alandaki varlığını hedef aldı. “İslami tesettür” kurallarına uymayan kadınların gözaltına alınarak hapse gönderileceğinin duyurulması, çalışan kadınlar arasında büyük endişe yarattı.
Haber Merkezi- Herat’ta Taliban’ın ‘İyiliği Emretme ve Kötülükten Sakındırma Bakanlığı’ tarafından yayımlanan yeni bir bildiri, kadınlar arasında korku ve belirsizliği artırdı. Taliban, kendi belirlediği “İslami tesettür” kurallarına uymayan kadınların görevliler tarafından gözaltına alınarak cezaevine gönderileceğini açıkladı.
Camiler aracılığıyla da halka duyurulan bildiride, namaz çarşafı olmadan kamusal alanlarda bulunan veya Taliban’ın tanımına göre “makyajlı” olduğu değerlendirilen kadınların gözaltına alınabileceği belirtildi. Açıklamada, “İslami tesettüre riayet etmeyen Müslüman kadınlar ve kız kardeşler, İyiliği Emretme ve Kötülükten Sakındırma Bakanlığı devriyeleri tarafından toplanarak cezaevine sevk edilecektir. Bundan sonra hiç kimsenin şikayet etme hakkı olmayacaktır” ifadelerine yer verildi.
Bu, Taliban’ın Herat’ta ilk kez kadınların kıyafetleri nedeniyle hapse gönderileceğini resmi ve açık şekilde ilan etmesi olarak değerlendiriliyor. Karar, özellikle çalışan kadınlar ve kadın hakları savunucuları arasında ciddi kaygılara yol açtı.
İşe giderken gözaltına alınma korkusu
Herat’ta yaşayan 45 yaşındaki öğretmen Nilab Mahmudi, yayımlanan bildirinin ardından endişelerinin katlanarak arttığını söyledi. Beş kişilik ailesinin geçimini tek başına sağladığını belirten Nilab Mahmudi, daha önce Taliban görevlileri tarafından saatlerce gözaltında tutulduğunu anlattı.
Yaklaşık dört ay önce bazı kadın meslektaşlarıyla birlikte iş yerine giderken namaz çarşafı taşımadığı gerekçesiyle durdurulduğunu ifade eden Nilab Mahmudi, saatler boyunca bir güvenlik merkezinde tutulduklarını belirtti ve “Bugün artık açıkça hapisten söz ediyorlar. Tekrar durdurulursak ne olacağını bilmiyorum. Ailemin tek geçim kaynağı benim. İşimi kaybedersem çocuklarımın hayatı altüst olur” dedi.
Kısıtlamalar yükünü daha da ağırlaştırdı
Önceki hükümet döneminde eşini Kabil’deki bir intihar saldırısında kaybettiğini belirten Nilab Mahmudi, ailesinin tüm sorumluluğunu üstlendiğini ve yeni kısıtlamaların bu yükü daha da ağırlaştırdığını söyledi.
Kadın öğretmenler arasında işe gidiş gelişlerde gözaltına alınma, aşağılanma veya işten çıkarılma korkusunun yaygınlaştığını belirten Nilab Mahmudi, çok sayıdaki kontrol noktası ve devriyelerin kadınlar üzerinde sürekli bir baskı ortamı oluşturduğunu ifade etti.
‘Kadınlar evden çıkarken bile kendini güvende hissetmiyor’
Nilab Mahmudi, son aylarda birçok kadının kıyafeti nedeniyle sokakta ve pazarlarda sorgulandığına tanık olduğunu söyledi. Ona göre kadınlar artık evden çıkarken bile kendilerini güvende hissetmiyor.
Kadınların eğitim kurumlarından uzaklaşmasının kız öğrencilerin geleceğini doğrudan etkileyeceğini vurgulayan Nilab Mahmudi, “Kadınlar çalışma hayatından birer birer çekilirse bunun ilk mağduru eğitim hakkından mahrum kalacak kız çocukları olacaktır. Bu neslin eğitimi için yıllarca emek verdik” diye konuştu.
Ekonomik krizin de kadınlar üzerindeki baskıyı artırdığını belirten öğretmen, birçok ailenin kadınların gelirine bağımlı olduğunu ve kadınların iş gücünden dışlanmasının yalnızca sosyal değil, aynı zamanda ekonomik bir tehdit olduğunu söyledi.
Medya çalışanları da endişeli
Herat’taki yerel medya kuruluşlarından birinde çalışan gazeteci Yesra Kerimi de bildirinin kadın çalışanlar için “büyük bir şok” olduğunu ifade etti. Daha önce bir kadın kuaföründe çalışan Yesra Kerimi, kuaför salonlarının kapatılmasıyla işini kaybettiğini, şimdi ise bir medya kuruluşunda görev yaptığını söyledi. Yesra Kerimi “Haberi duyduğumda şoke oldum. Ailem hemen işimi bırakmamı ve evden çıkmamamı istedi. Gözaltına alınmam durumunda aile onurunun zarar göreceğinden korkuyorlar” dedi.
Kadın gazetecilerin zaten ciddi kısıtlamalar altında çalıştığını belirten Yesra Kerimi, yeni uygulamayla birlikte mesleki faaliyetlerin daha da zorlaşacağını ifade etti ve “Gazetecilik; haber takibi, saha çalışması, toplantılara katılım ve kaynaklarla iletişim gerektirir. Kadınlar gözaltına alınma korkusuyla serbestçe hareket edemezse profesyonel gazetecilik yapmak da imkânsız hale gelir” diye konuştu.
Küçük işletme sahibi kadınlar da risk altında
Yeni kısıtlamalar yalnızca eğitim ve medya sektöründeki kadınları değil, küçük işletme sahibi kadınları da etkiliyor. Heratlı 32 yaşındaki terzi Esma, ürettiği çocuk kıyafetlerini satabilmek için her gün pazara gitmek zorunda olduğunu ancak artık bu yolculuklardan çekindiğini söyledi. Eşinin İran’dan sınır dışı edilmesinin ardından işsiz kaldığını belirten Esma, üç çocuğunun geçim yükünün önemli kısmını kendisinin karşıladığını ifade etti. Esma, “Pazara özgürce gidemezsem işimi tamamen kaybederim. Gelir kaynağımız bu. Bu kapı da kapanırsa kira ve diğer yaşam giderlerini nasıl karşılayacağımızı bilmiyorum” dedi.
Kadınlara yönelik baskılarda yeni aşama
Taliban, son yıllarda Afganistan’daki kadın ve kız çocuklarına yönelik çok sayıda kısıtlama getirdi. Eğitim yasağından kamu kurumları, medya kuruluşları, sivil toplum örgütleri ve spor alanlarından dışlanmaya kadar uzanan uygulamalar, kadınların toplumsal yaşamdan giderek daha fazla uzaklaştırılmasına yol açtı.
Daha önce de “şeri tesettüre uymama” gerekçesiyle kadınların gözaltına alındığına dair haberler gündeme gelmişti. Ancak bu uygulamalar çoğunlukla resmi açıklamalar yapılmadan yürütülüyordu.
Kadın hakları savunucularına göre, hapis tehdidinin resmi bir politika olarak ilan edilmesi, Taliban’ın kadınlar üzerindeki denetim politikalarında yeni bir döneme işaret ediyor. Bu yeni aşamada yalnızca kadınların kıyafetleri değil; çalışma hakları, kamusal alandaki varlıkları ve serbest dolaşım hakları da daha yoğun şekilde hedef alınıyor.
Herat’taki bazı kadınlar ise son aylarda namaz çarşafı veya burka kullanmayan kadınların eğitim kurumları, sağlık hizmetleri ve toplu taşıma gibi temel kamu hizmetlerine erişimde de engellerle karşılaştığını belirtiyor. Kadınlara göre bu uygulamalar, yaşam alanlarını her geçen gün daha da daraltıyor ve güvensiz hale getiriyor.