Süveydalı kadınlardan ateşkes ve hesap verebilirlik çağrısı

Cihatçı HTŞ’nin saldırıları ve ateşkes ihlalleri karşısında yaşanan kayıplara ve güvensizliğe dikkat çeken Süveydalı kadınlar, sivillerin korunması, hesap verebilirliğin sağlanması ve gerçek bir ateşkes için uluslararası topluma acil çağrıda bulundu.

ROCHELLE JUNİOR

Süveyda - Suriye geçici yönetimindeki cihatçı Heyet Tahrir el-Şam (HTŞ) tarafından yürütülen saldırılar, destekçi taraflar ve ülkeler tarafından verilen garantilere rağmen Süveyda’da sivil ölümlerine ve yaygın maddi hasarlara yol açmaya devam ediyor.

Suriye’nin Süveyda kentindeki siviller en temel güvenlik önlemlerinden bile yoksun kalırken, bu durum, yasal ve ahlaki sorumlulukların yerine getirilmemesi konusunda ciddi endişeler yaratıyor. Özellikle sivillerin korunması ile yaşam, güvenlik ve istikrar haklarının sağlanması gibi uluslararası insancıl hukuk ilkelerine bağlılık konusunda şüpheleri artırıyor.

Sözde ateşkes: Ölümler devam ediyor

Süveyda’da laik hareketten Sereen Kanj, “Temmuz başından bu yana ateşkesin günlük ihlallerine, can kayıplarına, maddi hasara ve şehri ile yerleşim yerlerini hedef alan ayrım gözetmeyen bombardımanlara tanık olduk. Ateşkesin geleceği ve garantör devletlerin rolü konusunda netlik olmadan sürekli bir gerilim içinde yaşıyoruz” dedi. Sareen Kanj, bu ihlallerin evlerin yakılması ve sakinlerin zorla yerinden edilmesi de dahil olmak üzere şehri saran daha geniş bir istismar örüntüsünün parçası olduğunu ve bunun insani durumu daha da kötüleştirdiğine dikkat çekti.

‘İnsan haklarına aykırı’

Sareen Kanj, “Bu gerçekliğin sürmesi, özellikle çocuklar olmak üzere sivillerin güvenliği için doğrudan bir tehdit oluşturuyor ve uzun vadeli istikrar olasılığını baltalıyor” ifadesini kullandı. Ayrıca uluslararası ve bölgesel tarafların, ağır ihlallerde bulunmakla suçlanan yetkilileri kabul etmesini eleştiren Sereen Kanj, bunun temel insan hakları ilkelerine aykırı olduğunu vurguladı.

İlan edilen ateşkes ve sivillerin korunacağına dair güvencelere rağmen, sakinlerin neredeyse tamamen güvensizlik içinde yaşadığını söyleyen Amal Murshid ise, “Bize ateşkes ve güvenlik sözü verildi, ancak gerçek tamamen farklı. Bombalamalar her gün devam ediyor, ölümler oluyor ve insanlar temel ihtiyaçlarını karşılamak için bile hareket ederken kendilerini güvende hissetmiyorlar. Bazı ailelerin ihtiyaçlarını karşılamak için ateşkes hatlarına yakın bölgelere dönme girişimleri doğrudan hedef alınmayla karşılanıyor. Bu durum yeni göçlere yol açıyor” şeklinde konuştu.

‘Çocuklar korku içinde’

Sürekli bomba sesleri ve şiddet sahnelerinin çocukların psikolojisi üzerinde olumsuz etkiler yarattığını söyleyen Amal Murshid, “Çocuklar korku içinde ve yetişkinler ise istikrarsızlık ve resmi vaatlere duyulan güvensizlik nedeniyle kronik bir endişe ve gerginlik içinde yaşıyor. Bölge sakinlerinin direnci ise, öncelikle sınırlı kaynaklara sahip yerel gençlerin çabalarına bağlı kalıyor. Bu gençler, yaşadıkları insan kayıplarına ve katlandıkları zorlu yaşam koşullarına rağmen sivilleri koruma konusunda ağır bir yük taşıyorlar” diye belirtti.

‘Kaçırılan kadın ve erkekler bırakılmalı’

Cihatçı HTŞ tarafından “kamu güvenliği” gerekçesiyle ilk saldırıların yaşandığı köylerden biri olan El-Dur’da yaşayan Tayma el-Şarani, krizin başladığı günden bu yana bölge sakinlerinin büyük acılar yaşadığını belirterek, yaralıların bir an önce iyileşmesini ve kaçırılan kadın ile erkeklerin ailelerine dönmesini diledi. İlan edilen ateşkesin “tekfirci çeteler” olarak nitelendirdiği gruplar tarafından günlük olarak ihlal edildiğini söyleyen Tayma el-Şarani, bu grupların hafif, orta ve ağır silahlar kullanarak Ulusal Muhafız mevzilerini ve yerleşim alanlarını hedef aldığını aktardı.

Devam eden saldırıların siviller arasında korku yarattığını ve onları evlerini terk edip daha güvenli bölgelere kaçmaya zorladığını ifade eden Tayma el-Şarani, “Bölge sakinleri yaklaşık yedi aydır cephe hatlarından uzak bölgelere yerleştirilmiş, daha sonra yavaş yavaş ateşkes hattına yakın bölgelere geri dönmüşlerdi. Ancak tekrarlanan ihlaller, onları neredeyse her gün yaşanan kayıplar arasında tekrar göç etmeye zorladı. İhlallerin devam etmesinin temel nedeni, gerçek bir hesap verebilirliğin olmaması, gerçek bir ateşkesin uygulanmaması ve dolaylı yollardan bile caydırıcı bir siyasi veya güvenlik desteğinin sağlanmamasıdır” şeklinde konuştu.

‘Süveydalı kadınlar, erkeklerle birlikte topraklarını ve onurlarını savunmaya hazır’

Bu durumun devam etmesinin daha fazla can kaybına yol açacağını vurgulayan Tayma el-Şarani, sözlerini şöyle tamamladı:

“İhlalleri durdurmak için gerçek yerel ve uluslararası garantilerin sağlanması, ateşkesin uygulanması ve daha fazla ihlalin önlenmesi için uluslararası ve yerel baskının olması gerekiyor. Sadece vaatler Süveyda halkına güvenlik getirmek için yeterli değildir. Güvenlik kolektif bir sorumluluktur ve hesap verebilirlik, barış ve istikrara ulaşmanın tek yoludur. Ulusal Muhafızlara doğrudan destek mesajı gönderiyorum; halk tüm kalbiyle onların yanındadır. Süveyda kadınları, erkeklerle birlikte topraklarını ve onurlarını savunmaya hazırdır. Halkın kararlılığı zafere götürecektir.”