Süveyda’da alıkonulan çocuklar için uluslararası topluma acil müdahale çağrısı

Avukat Maram el-Kadmani, Süveyda’da çocukların alıkonulmasının hem özgürlüklerini hem de uluslararası çocuk haklarını ihlal ettiğini belirterek, yetkililer ve uluslararası topluma acil müdahale çağrısı yaptı.

ROCHELLE JUNİOR

Süveyda- Suriye’nin Süveyda şehrinde, alıkonulan ve tutuklanan çocukların sayısı artıyor. Suriye’de geçici yönetim Hayat Tahrir el-Şam (HTŞ) ve bağlantılı çeteler tarafından gerçekleştirilen alıkonmalar, çocukların coğrafi veya mezhepsel aidiyetleri gerekçe gösterilerek yapılırken, aileler çocuklarının akıbeti hakkında aylardır bilgiye ulaşamıyor. İnsan hakları savunucuları, bu uygulamaların Çocuk Hakları Sözleşmesi başta olmak üzere uluslararası hukuk normlarıyla çeliştiğine dikkat çekiyor ve devlet ile uluslararası toplumu harekete geçmeye çağırıyor.

‘Tüm girişimlerimiz sonuçsuz kaldı’

Bu çocuklardan biri de 16 yaşındaki Hamza Aqel. Oğlunda haber alamayan annesi Mayada Yahya, “Oğlum Hamza, el-Mujaymir kasabasındaydı. Havan topları düştüğü sırada birçok sivil ile birlikte bir depoya sığınmak zorunda kalıyorlar. Gece saatlerinde Hamza ile iletişimiz kesildi ve iki gün boyunca ondan haber alamadık. Daha sonra, HTŞ’ye bağlı olduğunu iddia eden bir kişi tarafından telefonla arandık ve Hamza’nın tutuklandığını söyledi. Aracılar ve tanıdıklar üzerinden yaptığımız tüm girişimlere rağmen Hamza’dan henüz haber alamadık” dedi.

‘Altı ay geçti oğlumun akıbeti tespit edilemedi’

Çeşitli insan hakları örgütleriyle iletişime geçtiğini kaydeden Mayada Yahya, ancak şimdiye kadar somut bir sonuç alamadığını ifade etti. Mayada Yahya, “Altı ay geçti ve hala hiçbir kurum oğlumun akıbetini tespit edemedi. Bu akıl almaz bir durum değil mi? Çocuk haklarıyla ilgilenen kurumlar neden sorumluluklarını yerine getirmiyor? Oğlum Hamza saklanıyordu ve hiçbir askeri faaliyete karışmamıştı. Tutuklanmasının yasal dayanağını anlamıyorum ve aile olarak onun sesini duyabilmemizin veya durumunu kontrol edebilmemizin önüne konan engelleri sorguluyorum” sözleriyle yaşananlara tepki gösterdi.

İnsan hakları kuruluşlarına yardım çağrısı

Ailenin çeşitli kaynaklardan edindiği bilgilere göre, Hamza'nın önce Daraa'ya, daha sonra da Adra Hapishanesi'ne nakledilmiş. Mayada Yahya, “Serbest bırakılan bir tutuklunun ifadesiyle orada bulunduğunu doğruladık. Ancak Adra Hapishanesi kayıtlarında oğlumun adı resmi olarak yer almıyor. Bu durum hem güvenliğini hem de yasal statüsünü daha da belirsiz hale getiriyor. Oğlumun akıbetini ortaya çıkarmak, reşit olmayan bir çocuk olarak haklarını güvence altına almak ve aylar süren belirsizlikten sonra onunla iletişime geçebilmek için insan hakları ve insani yardım kuruluşlarından acil müdahale talep ediyorum” çağrısında bulundu.

‘HTŞ saldırıları sonrası tutuklanan çocuk sayısı arttı’

Bu olay, HTŞ cihatçılarının Süveyda şehrine düzenlediği saldırılardan bu yana kaybolan yüzlerce çocuğu ilgilendiriyor. İnsan hakları avukatı Maram el-Kadmani, çocuk haklarının korunması ve keyfi tutuklamalar ile alıkonmalara son verilmesi çağrısında bulundu. Geçen yıl Temmuz ortasında Süveyda’da HTŞ cihatçıları tarafından gerçekleştirilen büyük çaplı saldırıda kadınların kaçırıldığını ve erkeklerin ise tutuklandığını aktaran Maram el-Kadmani, zaten zor olan bölgedeki durumun 18 yaş altındaki çocukların da tutuklanmasıyla daha da vahim bir hal aldığını kaydetti.

‘Çocuklar yetişkinlerle aynı koğuşlara yerleştiriliyor’

Maram el-Kadmani, çocukların keyfi olarak tutuklanmasının yalnızca özgürlüklerinin ihlali olmadığını, aynı zamanda Çocuk Hakları Sözleşmesi gibi uluslararası anlaşmaların açıkça ihlali anlamına geldiğini vurguladı. Maram el-Kadmani, “Uluslararası sözleşmeler, istisnai durumlar ve açık yasal gerekçeler dışında çocukların tutuklanmasını yasaklıyor. Ancak gözaltına alınan çocukların sağlık durumları dikkate alınmıyor ve yetişkinlerle aynı koğuşlara yerleştiriliyor. Bu da insanlık dışı muameleye yol açıyor. Bu tür muameleler, temel haklarından, özellikle sağlık hizmeti ve çocuk yasalarına uygun tedaviden mahrum bırakılan çocuklar üzerinde ciddi psikolojik ve sosyal etkiler oluşuyor” ifadelerini kullandı.

‘Çocuk hakları hiçbir koşulda ihlal edilemez’

Çocuk haklarına saygının, herhangi bir çatışma veya silahlı anlaşmazlıkta kırmızı çizgi olarak kabul edilmesi gerektiğini söyleyen Maram el-Kadmani, “Çocuk hakları kutsaldır ve hem uluslararası hem de ulusal yasalarca korunmaktadır. Bu nedenle hiçbir koşulda ihlal edilemez. Gözaltına alınan çocuklara yasal temsil hakkı tanınmalıdır” dedi.

‘Uluslararası toplum hesap sormalıdır’

Sorumluluğun öncelikle uluslararası topluluğa ait olduğunu kaydeden Maram el-Kadmani, “Uluslararası toplum çocuk haklarını korumalı ve ihlallerin hesabını sormalıdır. Süveyda’daki tutuklamalardan ise ülkeyi yönetenler sorumludur. Bu nedenle sivil toplum ve uluslararası kuruluşlar, yetkililere uluslararası hukuka uymaları ve alıkonulan çocukları serbest bırakmaları için baskı yapmakla yükümlüdür” diye ekledi.